www.bursadameydan.com
Annem bana hep böyle baktı..
Tam 56 yıl.. Bu bakışı, on binlerce sayfaya sığdıramam.
Fotoğraftaki “evlada bakışı”, gözlerindeki ışıltıyı, muhteşem tebessümü, o içtenliği, sevecenliği, merhameti hangi ressam çizebilir ki.. Kaldı ki “o günlerde” bu bakış, Maksim Gorki’nin “çok gülenlerin yüreğinde keskin bir acı saklıdır” dediği bir bakıştı.. 

Yıl; 1962.. 
İlkokula yeni başladım. Setbaşı Sakaldöken’de bahçeli bir evde oturuyoruz. O gün; hava soğuk, hatta kar uçuşuyordu. Okuldan döndüğümde annemi bahçede, ocakta ısıttığı kazandan kaynar suları leğene dökerken, çamaşırları çitilerken gördüm. Elleri pancar gibi kıpkırmızıydı. İçim acıdı. O anı hala hissederim.. Dedim ki, kendime..
“Büyük adam olacağım, annemin eli sıcak sudan soğuk suya değmeyecek.”
Peh!.. Meğer, ne büyük laf etmişim.. 
Çocuk aklımca, bizim için çırpınan annem için bir şeyler yapmak, hep mutlu etmek istedim. Ama, ne yaptıysam, “bir şey yapamadım” hissiyle yaşadım. Hoş, razıydı benden.. Çok da hissettirdi.. Ama, hep bir şey içimde eksik kaldı.. 
“Acaba annemi mutlu edebildim mi?”

Yıllar geçti.. 
Hastaydı. Bu fotoğraf o günlerden..
Yorgun kalbi UÜ Tıp Fakültesi’ndeyken durdu..
Kalp masajı, günlerce yoğun bakım derken yaşama döndü. Bir daha da ayaklanamadı. 
Biliyordum; yere göğe sığdıramadığım, bu dünyadaki en güvenli sığınağım kucağı olan, benim dostum, sırdaşım, arkadaşım annem artık misafirdi.. 9 ay O’na doymaya, içimde depolamaya(!) çalıştım.. O haliyle bile bana hep böyle baktı, gülümsedi. 
Bir gün, “Uzat oğlum ellerini” dedi.
Uzattım, “Anlat anne” dedim. Başladı anlatmaya..
“Bir varmış, bir yokmuş.. Allah’ın kulu pek çokmuş. Deve tellal, pire berber iken..”
Şaşırdım, annem bana masal anlatıyor.. Masal derken; küçükken bana “Fatma bacı” diye bir salyangoz masalı anlatırdı. Sarılırdım, saçlarını karıştırırdım. Sonra da uyuya kalırdım.. 
Devam etti; “… Bir anne varmış, O’nun bir de oğlu varmış. O oğlunu çok severmiş. Oğlu O’nu hiç üzmezmiş. Annesi ondan çok mutluymuş…”
Annem o gün masal diye, beni bana anlattı. Yine sevgiyle, gözlerimin içine bakarak.. Hiç bitmesin istedim. Kundaklı halimden, çocukluğumdan, delikanlılığımdan, aklına ne geldiyse her şeyiyle.. Öyle güzel anlattı ki; kendimi zor tuttum, hiç kesmedim. Dinlerken burnumun direği sızlasa da.. Bir evladın, bir anneden dinleyeceği bundan güzel masal olabilir mi? Bu masalla, sanki yıllardır “içimdeki eksikliği” hissetmiş gibi, bana hakkını helal etti.. Bu annemin bana son masalı oldu. Kendimi sözde hazırlamıştım ama, bizi yıllardır tutan kanatlarını bırakıp uçtuğunda bir annenin ne demek olduğunu daha iyi anladım.
Aradan 7 yıl geçti. Ama, ben hep annemleyim!.. 
Dua ediyorum, “Annemi göreyim” diye.. Görüyorum..
Sabah, geceyi annemle geçirmenin mutluluğu ile kalkıyorum. 
… Da; yetmiyor, yetmiyor işte.. 
Ellerini öpüp, koklamayı, sarılmayı, sohbetini.. 
Çok özlüyorum…
Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun.
Sevgiyle, saygıyla..
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.