www.bursadameydan.com

Kendimize hikaye arıyoruz. Sanki hayatımızı daha iyi bir hale getirebilecekmiş gibi. Dilediğimiz veya okuduğumuz ne olursa olsun gerek bir hikaye, gerek bir şiir, gerek bir yazı, gerekse roman hep içinde ortak bir yer bulmak isteriz. Ortak bir duygu, ortak bir düşünce… samimiyette buradan gelmez mi zaten? Ortak bir nokta bizim yalnız değilim hissimizi tatmin ediyor sanki. Sözlerin tesiri ile yıkılıyor veya yapılıyoruz.

Konuşmalarımızda bunlara paralel değil mi? Kendi hayatımızdan anlatıyor beni anla diyoruz. Dinliyoruz içimizden yaşadığında ne var diyoruz hafife alıyoruz ya da üzülüyoruz. Tabi bunların yanında kendi dışımızda hayatımızda olmasını istediğimiz her şeyi “ne kadar şanslı” kelimesini içimizden geçirirken kendimizi buluyoruz. Hep çevremize bakıyor, hep mutsuzluğumuzdan, durağanlığımızdan çıkmak istemenin arayışı içindeyiz. Ararken bakmamız gereken yere bakmadığımızdan göremez hale geldiğimizi fark edemiyoruz. Bu normal mi? evet normal… Çünkü hep olması gereken böyleymiş gibi yaşadık. Yaşadığımızdan bir şey beklemeden kendi hayatımızda figüran olduk. Bu da başta idare edilebilir gibi geldi. Sonra yeter artık demeye başladık fakat sesimiz çıkmaz hale geldi. Halimiz; “Zihin konuşuyor, dile gelmiyor.”

Neden anlattım bütün bunları hayatlarımızda mutlaka azlı çoklu yaşıyoruz SÖZ ETKİSİNİ. Sözlerin altında eziliyor, sözler ile kendimizi güçlü hissediyoruz. Biri bize bir şey söylemeyince de ortada kalıyoruz. Hep birilerinden beklenti içerisindeyiz. Hep bir dayanak arıyoruz. Bunlar olmayınca birilerinden onay almayınca amacımızı yitiriyoruz. İşte hep BİLMEDİĞİMİZDEN… Peki neyi bilmiyoruz? Asıl güç kaynağının biz olduğumuzu, bizim kendimizi takdir etmemiz gerektiğini, bizim kararlarımızı verip arkasında durmamız gerektiğini, mutluluğumuzun sadece bizim elimizde olduğunu bilmiyoruz. Bilseydik kendimizi üzmez, güven kırılmaz, küsmez, sinirlenmez, keşke demezdik.

Asıl teşekkürün her gün gözümüzü açtığımıza olmasını, her gün edindiğimiz tecrübelerle güçlendiğimizi, güveni önce kendimize güven vermemiz gerektiğini, yaptığımız her işten emin olduğumuz zaman başarının kendiliğinde geleceğini, kelimelerin her anlamının aynı yola çıktığı onları olumlu ya da olumsuz olarak bizim nitelendirdiğimizi bilelim.

Aynı yerde, aynı olay yaşansın. Orada olan herkes olayı kendine göre değerlendirir. Çünkü kafa yapılarımız, yaşadıklarımız, tecrübe ettiklerimiz, yetişme koşullarımız aynı değildir. Çıkan hiçbir düşüncenin aynı olma durumu yoktur. Farklılıklar mutlaka çıkar. İşte bazı kelimeler bazılarımıza olumlu, bazılarımıza olumsuzdur. Bu bakış açısıdır. İşte bizim net görebilmemiz için etkisiz bakmamız gerektiğini bilelim.

Bilmek uygulamaktır, eğer uygulamıyorsak bilmenin de bir hükmü yoktur. Bildiklerimizi hayatımıza geçirdiğimiz bir gün, bir hafta olması dileği ile…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner111