www.bursadameydan.com
Hayatımızda, yaşantımız boyunca birçok tecrübe, birçok bilgi edinmeye çalıştık ve edindik de...
Ne denli, tartışılır.
Bildiklerimizi, gördüklerimizi, ne denli aktarıyoruz.
Konuya gelenek ve göreneklerimizden girmek isterim. Büyüğe saygıyla küçüğe sevgi dolu yaklaşabiliyor muyuz? Oysa, öncelikli ilkemizdi bu konu, belki herkesin bildiği ama uygulamanın şu anda sıfır olduğu durum...
Duygusuz nesil tehlikesi ile karşı karşıyayız. Anne, baba, evlat, komşu, eş dost sevgisi sanal oldu, kişiler birbirlerine korkuyla artık bakıyorlar. Her şey menfaat doğrultusunda, ne güzel söylemiş Hz Ali; “Bana bir kelime öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” Öğretmenlerin öldürüldüğü, cinayetlerin diz boyu olduğu bir dünya, oysa bizler böyle mi öğrettik, böyle mi öğrendik.
Hayatın gerçekliklerinden habersiz duygusuz ve bencil bir ortamla karşı karşıyayız
Türküm, doğruyum, çalışkanım, yasam küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak.
Nerede bu sözler?
Unuttuk mu?
Doğruluk ve çalışkanlık diyerek, teknolojik ve hazır bilgilerin bağımlısı olmadık mı?
Küçücük bir bebeğin bile esiri olduğu, telefon ve tablet elinden alındığında gösterdiği tepkisi acı verici.
Kendi anne ve babasını anlamayan, internette savaş oyunları seyretmekten dünyadaki savaşları bir oyun sahnesi gibi değerlendiren, başkalarının göz yaşlarını hiçe sayan, acil durumun önemini bilmesine rağmen trafikte sirenleri çalarak giden ambulansa bile yol vermekten kaçınan, dostlarına merhaba diyebilmeyi bile çok gören bir toplum olduk. Bazen düşünüyorum da Cumhuriyetin ilanından hemen sonra adını dünyaya eğitimde, sanayide, kalkınmada bu denli duyuran, bugünde yapılanlarla ekol olma yolundaki ülkemizde hala çocuk tacizcileri,  istismarları, kadına şiddet, cinayetle biten vahşeti yaşamak utanç verici değil mi?
Okuduğumuzu öğrendiğimizi bildiğimizi ima ediyoruz evet eğitimler alıyoruz ancak uygulamayı yapabiliyor muyuz?
Tellerden makaradan araba, kibrit kutularından telefon yapmaya çalışarak beyin gücümüzü zorladığımız, bezden bebekler yaparak oyalandığımız, dostlukların arkadaşlıkların pekişmesi için oynadığımız saklambaç, köşe kapmaca, çelik çomak vs. oyunları, oyun esnasında düşen acı çeken arkadaşlarımızın acısını paylaştığımız günler nerede?Nerede, doğal materyallerle yaptığımız yaratıcılığımız saygımız sevgimiz..
Bizler nerede yanlış yapıyoruz biraz düşünelim. Hayat teknolojik cihazlara bağlanıp her gün zevki sefa yaptığımız para için şan şöhret için uğraştığımız bir ortam olmasın.
”Hiç ölmeyecek gibi bu dünya, yarın ölecekmiş gibi öbür dünya için çalışalım”
Sevgiyle saygıyla kalın.
 
 
 
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner111