www.bursadameydan.com
bursa haberleri:
28 Şubat mağdurlarından Horata...

3 çocuk annesi Fatma Horata, mesleğe girdikten 4 ay sonra, 28 Şubat döneminde baş örtüsü sebebiyle istifa etmek zorunda kaldı. Horata, 14 yıl beklediği düzenlemenin yapılmasının ardından 2013 yılında tekrar öğretmenliğe geri döndü.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1998 yılında 21 yaşındayken mezun olan Fatma Horata, “28 Şubat süreciyle ben üniversitedeyken tanıştım. 4. sınıf öğrencisiydim. İlk günden itibaren derslere giremedik, kapıda kaldık. Üniversitenin kapısının önünde oturma eylemleri yapmaya başladık. Her gün kalabalığın arttığını da gördük. İki ay derslere giremedik. Her gün okula gider gibi evden çıkıp, oturma eylemi yapıyorduk. Bu süreç kolay bir süreçte değildi. Çünkü polis müdahalesi vardı. Ciddi anlamda güç kullanıyorlardı. Fiziki saldırılar oldu. İlk günlerde bir şey yoktu, ama bizim kararlılığımızı gördükçe, gelen polisler bilinçli olarak seçilmiş gibi, özellikle bayan polislerin düşmanca tavırları vardı. Bizlere direk baş örtüsünden tutarak, kolumuzdan çekerek, yerlerde sürükleyerek müdahale ediyorlardı. Coplar, biber gazları, baş örtülerimizin yırtılması, bunların hepsini yaşadım. Bu yasaklar birçok üniversitede uygulanmaya başlamıştı. Dolayısıyla her okulda eylem ve yürüyüşler yapılıyordu. Sürekli rahatsız ediliyorduk. Öğrenci evleri sürekli basılıyordu. Bizleri velilerle korkutmaya çalışıyorlardı. Terör örgütlerine üye olmuş gibi gösterip, ailelerimizin bizleri okuldan almalarıyla korkutuyorlardı. Sonuçta o dönemde aileler bilinçli değildi, sadece okusunlar, bir meslek sahibi olsunlar anlayışıyla bakıyorlardı. Ailem de saçımı açıp, okula devam etmemi istedi. Sadece benim ailem değil, arkadaşlarımın birçoğunun ailesi bu düşüncedeydi. Ama hiçbirimiz buna yanaşmadık. İki aylık süre sonunda rektörlük geri adım attı ve yönetmeliği geri çekti. Baş örtümden feragat etmeden sınavlara girdim ve okulumu bitirdim” dedi.
"Atandım ama görev verilmedi"
Mezun olduktan sonra İstanbul Fatih’te Rami İlköğretim Okulu’na tayin olan Horata, baş örtülü olması yüzünden görevine başlatılmadan bir ay sonra İstanbul’daki başka bir okula gönderildi. Burada 3 ay öğretmenlik yapan Horata, “Atandığıma sevindim ama buruk bir sevinç. Çünkü yaşanacak olayların sinyalleri gelmeye başlamıştı. Artık baş örtülü öğrencileri üniversitelere tamamen almamaya başladılar. Aynı durum memuriyet hayatında da devam ediyor. Eylül ayında okula gidip, başladığımda bana hiç sınıf verilmedi, ders programım bile yapılmadı. Geri adım atmadığım için beni Kemerburgaz’a gönderdiler. O zaman yolları olmayan, köy gibi bir yerdi. Okula gidip başladım. Okul müdürünün babacan tavırları beni çok etkilemişti. Merhametli ve anlayışlı biriydi. Bana hemen ders verdi. O dönem Milli Güvenlik dersi vardı ve okula sürekli askerler geliyordu. Okul müdürü, askerler geldiği zaman onlara gözükmeden harita odasında durmamı istiyordu. 3 ay orada öğretmenlik yaptım. Öğretmenliğin tadını, lezzetini aldım” diye konuştu.
"Bana zorla istedikleri dilekçeyi yazdırdılar"
İstanbul’da 3 ay öğretmenlik yaptıktan sonra eş durumundan İnegöl’e tayini çıkan Fatma Horata, “Ticaret Meslek Lisesi’nde öğretmenliğe başlamak için geldiğimde kapılar yüzüme kapatıldı. Eşim öğretmen olduğu için beni kocamla tehdit ettiler. ‘Bak senin böyle yapman eşini zor duruma sokacak’ diye tehdit ettiler. Bunlar yüzünden istifade etmek zorunda bırakıldım. Keşkelerimden bir tanesi de bu. Keşke istifa etmeseydim, direnseydim de onlar beni atmak zorunda kalsaydı. İstifaya zorladım. Hatta dilekçemi nasıl yazacağıma bile onlar karar verdi. Ben kılık kıyafetten dolayı istifa etmek zorunda bırakılıyorum. Ama onu yazamazsın diyorlar. Çünkü kanunen bir geçerliliği yok. Ailevî meselelerden dolayı yazmamı istediler. Yazmazsam kabul etmeyeceklerini söylediler. Bana zorla istedikleri dilekçeyi yazdırdılar. 1999 yılında bir dönem çalıştım ve öğretmenliği bırakmak zorunda kaldım” dedi.
"Artık hayatımda öğrenciler, okul olmayacak"
“Benim için gerçekten büyük bir yıkımdı” diyen Horata, “Artık hayatımda öğrenciler, okul olmayacaktı. Dışarıda gezerken okul zilini duyunca ağlıyordum. Eşim öğretmen olduğu için bazı günler onu ziyarete gidiyordum. Ayrıca o dönemde toplumsal bir baskı da vardı. Resmi dairelerde bile ciddi ayrımcılığa uğruyordunuz. Bunu hissediyordunuz. Size ikinci, hatta üçüncü sınıf insan muamelesi yapıyorlar ve bunu size hissettiriyorlar. Korkunç bir dönemdi. Sadece işinizi yapamamanız değil, insan yerine konmamanız dokunuyor. Bunu iliklerime kadar yaşadım. Bu süreçte İmam Hatip Lisesinden öğrencilerle, İHMED’le tanıştım. Öğretmenlik hasretimi gidermek için onlarla beraber oldum. 2013 yılında tekrar öğretmenliğe geri döndüm. Yaklaşık 14 yıl sonra geri göndüm. Bu süreçte geri dönenler oldu. Ben istifa ettiğim için geri dönemedim. Atılanlar aftan yararlanarak sicil affıyla 2006 yılında geri göndüler. Bazı arkadaşlarım ise hala dönemediler. Yaş engeline veya KPSS engeline takıyorlar. Perişan halde olanlar var. Aradan neredeyse 20 yıl geçmiş, nasıl KPSS çalışacaksınız? Ben bu süreci de yaşadım. 2012 yılında KPSS sınavına girdim. İlk atandığımda KPSS’den atandım. Torba yasa çıktı ve açıktan atamam yapıldı. İstediğin okula göndereceğiz dediler. Önce büyük bir hak gasbı var. Sonra diyorlar ki, ‘Affettik, yok bir şey, geçti’ deniliyor. Ben en azından bu 14 yıllık sürede eğitimden uzaklaşmadım. Eşim de edebiyat öğretmeni. Ben onun yazılarını okumak için can atardım. Ben yapayım, unutmayayım diye uğraşırdım” diye konuştu.
"Bizler rövanş peşinde değiliz”
Aradan geçen 14 yılın ardından 2013 yılında İnegöl İmam Hatip Lisesi’ne öğretmen olarak döndüğünü ifade eden Horata, “Öğretmenliğe tekrar burada başladım. Okulda öğrencilerle birlikte namaz kılmak, okulda bir mescitte öğrencilerle sohbet etmek bana inanılmaz, hayal ötesi geliyordu. Çünkü o dönemde namaz kılacak yer yoktu, haritaların arasında o pis yerlerde namaz kılmaya çalışıyordum. Kapıyı kilitliyordum ki, kimse görmesin diye. O dönemden öğrencilerle beraber namaz kılınan bir döneme geldim. Bu benim için inanılmazdı. Ben ilk göreve geldiğim zamanlarda öğrencilere 28 Şubat sürecinde yaşadıklarımı hep anlattım. Kazanımlarımızı kolay elde etmedik ama çok kolay harcandığını görüyorum. Onun mücadelesini vermemiş, acısını çekmemiş, gözyaşı dökmemiş, çok kolay harcayabiliyor. Toplum olarak çabuk unutuyoruz. Refaha kolay alışıyoruz. Hiç kimse yaşam tarzından dolayı ötekileştirilmesin. Herkese eşit davranmak zorundayız. Onlar bize böyle davrandı diye bizde onlara böyle davranmamalıyız. Herkesin özgürlüğünün garantörü biz olmalıyız. Bizden kimse korkmamalı. Bizler rövanş peşinde değiliz” dedi.
"Kameralar önünde zorla baş örtüsü açtırdılar"
28 Şubat davası hakkında da konuşan Horata, “28 Şubat yüzünden mahkumiyet alanlar var. 18-20 yaşında içeriye girmiş insanlar var. Şu an yaşı 35-40 olmuş kişiler var. Hayatları elinden alınmış. Bunlar için süreç hala aynı acımasızlığıyla devam ediyor. Onların istedikleri yalnızca adilce yargılanmak. Bazı şeylerde sonuç hala alınamadı. Kaybolan yıllar var. Yaşadığımız maddi ve manevi büyük kayıplar var. Özlük haklarımız geri verilebilir. O dönemde yaşananlar kayıt altına da alınmadı. Yaşananlar kimse tarafından bilinmiyor. O dönem ikna odaları kuruldu. Erkek kameramanlar önünde zorla başörtüleri açtırıldı. Bununla ilgili davalar hala devam ediyor ve bir sonuç alınmadı. Arkadaşlarımdan davalara müdahil olanlar var. Benim istediğim herkese hakkı verilsin. Bu işi yapanlarda bunun cezasını alsınlar. Mağdur olanların da mağduriyetleri giderilsin. Ayrıca bunun önü kapatılmalı ki, bir daha kimse böyle bir şeye el uzatamasın” şeklinde konuştu.






 
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Kayıp gence 3 gündür ulaşamayan ailesi hayatından...
Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde "İşe gidiyorum" diye evden ayrılan genç adamdan 3 gündür...

Haberi Oku