www.bursadameydan.com
Son günlerde tamamen meslek etik kurallarını göz önüne alarak düşünce özgürlüğü kapsamında, doğruyu ortaya koyma yönündeki çabamız hala devam ediyor.
Her ne kadar bu çabamız argo deyimle “çakma yazarlar” tarafından farklı mecralara çekilmek istense de mutlaka bir sonuç alınacaktır.
Alınlarının kaç karış olduğunu ölçtüğümüz insanların, düşünceyi zapturapt altına alma, yönlendirme, düşünceyi hain ilan etme gayretleri sınır tanımasa da, kullandıkları mahlas isimlerin kim ya da kimler olduğunu gayet iyi biliyoruz.
Özellikle sosyal medya üzerinde kendilerine yer bulan bu çakma yazarlara son defa iki çift sözüm olacak…
“Behlül” ve “Kepçe” mahlasların arkasına saklanıp insanlara çamur atmayı marifet sayan, ahlak yoksunları; hakkınızda Adliye’ye 3 ayrı suç duyurusunda bulunuldu.Tarafımıza ulaşan çok sayıda şikayet dilekçesi ilgili kurumlara yönlendirildi.
Basın Etik ve Akreditasyon Kurulu da kendisine ulaşan dosyaları değerlendirecektir. Bu Kurul, mesleki olarak “ak” ile “kara”yı ayıracaktır, Bursa basınını kirletenlere “dur” diyecektir.      
Yakın zamanda deşifre olacak ve yargı önünde hesap vereceksiniz.
Bugüne kadar şantaj ve tehditle insanlardan zorla nasıl para istediğiniz bir bir ortaya çıkacak. 
Kimlerin şantajcı olduğunu, kimin kimleri tehdit ettiğini, kimin kripto FETÖ’cü olduğunu öğrenmek için biraz sabır...
Bir numaralı şantajcı gazeteci müsveddesini ve ailesini herkes biliyor zaten, ama onunla kirli ittifak yapanlar, akıllarınca senaryolar yazanlar da afişe olacak.
Hayatları boyunca Ak Parti’den, kamu kurumlarından geçinen parazitler, ne yapsanız artık faydası yok.
“Behlül” de olsanız “Kepçe” de olsanız kumaşınız aynı.
Daha şimdiden birbirinizi ispiyonlamaya “Ben yapmadım, o yaptı” diye sağa sola mesaj göndermeye başladınız, ama nafile.
Hepiniz aynısınız.  
Kimin ne mal olduğu, kimin kaç kuruşluk adam olduğu ortaya çıkacak.
Acele etmeyin, biraz bekleyin…
Biz biliyoruz ama Bursa da sizin o çirkin yüzünüzü görsün istiyoruz.
Yerel seçimlerin yaklaştığı şu günlerde, eski Bakan Faruk Çelik’in arkasına saklanıp, onu adını “onayı ve haberi olmadan” kullanarak salvo yapmaya çalışmanız sizi kurtarmayacaktır.
Ne kadar uğraşsanız da, Bakan Faruk Çelik’in siyasi nüfuzunu kullanmaya çalışarak ceplerinizi dolduramayacaksınız. 
Sizin asıl derdiniz; asla Bursa’nın menfaatleri olmadı, tek derdiniz puslu havalar oluşturup, çakallar gibi kendi geminizi yüzdürmek, ceplerinizi ahlaksızca doldurmak.   
Kaldı ki Bakan Faruk Çelik’in sizin gibi çakma yazarlara ihtiyacı olduğunu da düşünmüyorum. Bakan Çelik, İstediği zaman istediği gazete ve televizyonda çıkar meramını anlatır.
Anlattı da…
Ne oldu dumura mı uğradınız.
Adam yerine koyup çağırmadılar mı sizi…
Şimdi;
Fitne fesat yaratarak, Faruk Çelik üzerinden tozlanmış duygularınızı, kirletmeye çalıştığınız rüzgarlarla Ak Parti’nin üzerine savurup durmayın.
Sizin zayıf adamlar olduğunuzu biliyoruz. Güçlü taklidi yaparak bir yere varacağını sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.
Bursa’da hizmetle siyasetin örtüşmeye başladığı bir ortamda siyasetin fonksiyonel önemin artmasından kimler rahatsızlık duyuyor ki, sizi piyasaya sürdü ?
Bizzat sayın Cumhurbaşkanımız tarafından atanmış yerel yöneticilerimiz gayretle çabalıyor.Bursa’nın hak ettiği hizmetlere kavuşması için gece gündüz çalışılıyor.
Gerek Büyükşehir, gerekse bazı ilçeler Ak belediyeciliğinin en güzel örnekleri için var güçleriyle çalışıyor. 
Bu mu sizleri rahatsız ediyor ?  
Çıkarlarınız mı zedelendi,istediklerinizi alamıyor musunuz artık, ne oldu da bu derece saldırganlaştınız ?
Aile boyu saltanat süremiyor musunuz artık ?
İnsanlar sizden kaçmaya mı başladı ?
Tabela derneklerinizde üye mi kalmadı ?
Kamu kurumlarındaki ve belediyelerdeki yağlı ballı işlerinizden mi oldunuz ? İstediğiniz faturaları kesemiyor musunuz artık ?
Binlerce liralık maaşlarınızdan mı oldunuz ?
Koskoca Bursa’yı sizin küçük beyinlerinize göre mi yönetsinler istiyorsunuz yoksa ?
Yöneticilere çamur atmadan önce aynada bir kendinize bakın önce, bugüne kadar yaptığınız hangi işte başarılı oldunuz ki, şehri yönetenlere utanmadan akıl vermeye çalışıyorsunuz.
Her işiniz, girişiminiz hayal kırıklıkları ile dolu.
Ömrünüz boyunca bir arpa boyu yol kat edememişsiniz, bir baltaya sap olamamışsınız, sonra kalkıyorsunuz da “Kepçe’nin sapı” diye yazıyorsunuz.
Olsa olsa sapla samanla uğraşırsınız zaten.
Tek bildiğiniz şey iftira atmak, dedikodu yapmak.  
Söylediklerinizin hiçbir değeri yok, itibarınız yerle bir, bunu kendiniz de biliyorsunuz ama “gazetecilik” kisvesi altında kara propaganda yapmaya çalışıyorsunuz. 
Derdiniz üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek.
Boşuna uğraşıyorsunuz boşuna.
Unutmayın ki, bu kentin değerlerini kirletmeye çalışanlar, kirlenmişler arasında yerini alır. Irmağın denizi methetmesi başka, ırmağın deniz olması başka bir şeydir. Ama bunu anlayabilecek sizde ne kapasite var ne de ahlak..
Bu arada bazı okurlarımız bize soruyor; “Bu çakma yazarların üzerine niye bu kadar gidiyorsunuz ?”
Unutmayalım ki; suskunluğun egemen olduğu bir yerde, insanları inciten tavırlar at koşturur.O nedenle, bu şarlatanlara vurulacak en büyük tokat, onları layık oldukları yere götürecektir.
Çalgıcı bahşişi gibi yerde sürünen bu çakma yazarlar her zamanki gibi suçlayacak adam ararlar.Bilmezler ki Bursa sevdası bir fanustur, ya içindesin ya da dışında..
“Bu şehre, hizmette riya olamaz” felsefesini kendisine düstur edinen insanların başarılı çalışmalarını, gölgeleme hakkına sahip olduklarını zannediyor bu zavallılar.
Hizmetle siyasetin örtüştüğü bir ortamda, kişisel çıkarların hesabının yapılmayacağını bilmiyor bu şarlatanlar.
Ayrıca bu şehir ancak hizmetle yol alır,siyasetle özünü bulur...
Amaca giden her yol mubah değildir…
Kirletmeyin siyaseti…
 
 
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.