www.bursadameydan.com
Gençliğin kontrol edilememesindeki en büyük handikap, sahip çıkılamamış olması, hatta istismar ediliyor gerçeği ile karşı karşıyayız.
Bir taraftan müdahale edilemez, başıboş bırakan sistem, diğer taraftan ailelerin duyarsızlığı ve okullarda öğretmenlerin elinin kolunun bağlanması ile çocuklarımız daha yetişme çağında kontrol edilemez bir psikoloji ile karşımıza sorun olarak çıkıyor.
Geçmişte “eti senin, kemiği benim” teslimiyeti vardı çok abartılı, günümüzde ise çocuğuma dokunamazsın ile öğretmeni ve eğitimini yok sayan uygulamalar…
Geleceği nasıl mı görüyorum? Allah korusun! Aile mefhumu bitmiş, saygı hak getire, ahlak çöplükte, çocukların ve gençliğin ideali saman alevi olmuş bir istismar aracı, başkada bir şey olmaz.
Oysa onlar bizim gözbebeğimiz, yemez yedirir, içmez içiririz. Ama ahlaki eğitimini, ne biz verebildik, nede öğretmenlere bıraktık.
Bir eğitmen düşünün; kendi egoları yüzünden sporcularını sömüren, hatta yine kendi egosu yüzünden yarışmalara ve ileri seviye başarısına engel olan…
Bir eğitmen düşünün; sporcusunun geleceği için kendi çocuklarını bile ihmal eden, sporcuları ile var olan, spordan kazanç elde eden değil, kazancını sporcusuna harcayan…
Spor tesisini evi kabul etmiş, sporcularını ise çocukları olarak benimsemiş kocaman bir aile olmuş antrenörler var emekleri ödenemez.
Hep kendilerinden veren, yeter ki, geleceğimiz olan çocuklarımız spor yapsın, sokaklarda kötü alışkanlıklar edinmesin, okusun ve iyi bir gelecek olsunlar diye gecesini gündüzüne katan vefakar ve cefakar antrenörlerimizi saygı ile selamlıyorum. Bu antrenörlerimize ve spor adamlarımıza sahip çıkmak boynumuzun borcudur.
İşte arada bu kadar fark var!
Kendisi adam olamamış, defolu hayatı olan sözde çalıştırıcılardan gelecek beklemeyin. Onlar sporda başarı getirseler bile çocuklarımızın geleceğini karartırlar.
Yani kamu yöneticileri kadar, ailelerde geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı, gençlerimizi, emin ellere teslim etme yükümlüğündedir.
Değilse spor ile çocuğumuzun geleceğini kurtarmaz, karartırız!
Bunca yaşanan olumsuzlukların sebebi, bu ayrıntıyı gözden kaçırmış olmamızdadır.
Geçtiğimiz ay bir spor branşında ne yapabiliriz diye toplantıda bulundum, sırf kendi egoları yüzünden kendi sporcularının istikbalini yerle yeksan eden parazitler grubu… O olursa ben olmam diyen, kamu imkânlarını sporcularının başarısı için değil, kendi egosu için kullanan ve hiçbir başarıda dahli olmayan. Böyle bir çalıştırıcıda nasıl bir spor ruhu ve ahlakından bahsedebilirsiniz. Önce ben ve benim konumum diyen, kendi yetişmemiş, olgunlaşmamış, spor ahlakını özümseyememiş bir antrenör; sporcusuna ne verebilir? Yada onun yetiştirdiği sporcu nasıl bir profil çizer!
İşte bu embesiller ancak sporu bitirirler, Bursa’da bu yüzden bu branşın ne varlığı bilinir, ne nasıl bir spor olduğu öğrenilir, nede destek olmak için imkânlar sunulur! Oysa öyle bir spor ki, hem bedenen, hemde zihnen gelişime katkı sağlayacak zengin içerikli bir branş, ama hep gölgede kalır.
Çünkü “BEN” diyenlerden, biz başarısı çıkmaz.
***
 
Yine geçtiğimiz hafta sonu bir spor etkinliğinde bulundum. Adana’ya kadar uzunca yol aldık. Koca otobüsü yalnızca bir kişi doldurmuş. Etkinliği düzenleyen kurum ile iletişime geçmiş, desteklerini almış, konaklama konusunda sayısız görüşmeler yapmış, onda kolaylıklar sağlamış, sonra Bursa’da çalışmalar yapmış ve genci yaşlısıyla bir otobüs dolusu sporseveri Bursa kafilesi olarak toplamış, bunların hepsi çokta kolay olmamış tabi, çok kapılar aşındırmış ve bir koşu Adana’ya gidip gelmişiz.
Ve bu etkinlik için hiçbir akçeli kazanımı olmamış.
Her şey spor için, her şey Bursa için felsefesiyle bunca emek ve özveri olmuş.
İşte sporun en anlamlı kılanı bu; spor sevgisi ve aidiyet duygusu.
Sporun ana teması, zaten bu değil mi?
Bu etkinliğin organizasyonunu gerçekleştiren, bu tür etkinliklerin kahramanı Yasin Avcı kardeşimi cani gönülden tebrik ediyorum. İyi ki varsınız Yasin kardeşim ve Bursa’mızın Bila bedel sporseverleri. Ha, birde gönüllü fotoğrafçılarımız var, Barış Gider, Mehmet İşsever ve çalışma arkadaşları. 
Kendilerine buradan çok teşekkür ediyorum. Her yarışmada birbirinden değerli kareleri bizlerle paylaşırlar ve bütün bunlar karşılıksız yapılır.
Ha bu arada tek bir etkinlik değil, nerede bir yarışma var Yasin Avcı haber alır, yarışmacıları haberdar eder, organizasyonu eksiz düzenler ve hooop oradasınız.
Sizce de sporun böyle olması gerekmez mi?
Yada spor deyince; spor ahlakı, kardeşlik, dostluk, özveri gibi güzel hasletlerin akla gelmesi gerekmez mi?
Başarılı, ahlaklı ve özverili spor insanları ile dostluğumuz sonsuz olsun.
Günün sözü: Gençlere bütün hayalleri gerçek gibi görünür; önemli olan onlara gerçeğin ne olduğunu anlatmaktır. Jacques Benigne Bossuet
 
 
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner123

banner124