www.bursadameydan.com
Yıllarca bu mesleğin oksijeni bol zirvelerinde koşturan bir gazeteci olarak, hiçbir zaman olayları şahsileştirerek, kişileri hedef tahtasına oturtmadım.
Olaylara mümkün olduğu kadar toplumsal düzlemde bakmaya özen gösterirken, eleştirilerimizde kimseyi yargılamak gibi bir düşüce içinde olmadım. Gazete köşelerini de hiç bir zaman mahkeme gibi kullanmadım.
Bursa adına, toplum adına, demokrasi adına ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaya itina gösterdim.Olayları sorgularken de, neticeyi de toplumun izanına bıraktım.
Tarzım bu.
Ancak, yapılan bir yanlış varsa, hata varsa toplumun önünde bulunan, işadamı, siyasetçi, gazeteci,ya da bir yönetici yanlışın içine girmişse, buna bile bile göz yumuyorsak,bu en başta kendi mesleğimize ihanet etmiş oluruz.
Sonucu ne olursa olsun.
Bugün gelinen noktada ister istemez, BTSO’da yaşanan seçim konuşulmaya devam ediyor. BTSO Başkanı İbrahim Burkay ve ailesine yönelik “itibar suikastı yapılıyor” ifadelerini kullanırken, dayanak olarak, 28 şubat sürecini işaret etmiştik.
Bugün daha iyi anlaşılıyor ki, FETÖ’nün bizzat içinde yer aldığı 28 Şubat sürecinde Burkay ailesine adete zulmedilmiş,şirket evraklarına el konularak ağabey Mehmet Burkay,idamla yargılanmıştı…
Ancak bizim meslekte köşe tutan bazı kalem erbapları demagoji yapıp, süreci sulandırma yolunu seçmeleri, iş insanları tarafından karşılık bulmadığı gibi, pişmanlık ifadelerini sütunlarına taşıması her halde toplumda uzun süre tartışılacaktır.
Tabi, ister istemez bizim de kapsama alanımıza giren Bursa’da yaşananlar ve yaşanmışlıklar tarafımızdan değerlendirilirken,Gazeteci refleksiyle hareket edip, doğru yapılan her işin yanında olmanın aynı zamanda da “erdemlilik” olduğunu düşünürüm.
Yazılarımızı takip edenler çok iyi bilir ki, biz hiç bir zaman insanları çamur banyosuna sokmak gibi bir bağnaz düşünce içinde olmayız. Sorgulamalarımız, Bursa adına, BTSO seçimlerinde olduğu gibi iş insanları adına olmuştur.
O süreçte, bizi tarafgir olmakla suçlayanların kullandıkları ifadeler, sağlıklı bir anlam içermediği, birilerinin “yanlış kulvarda” koştuğu gerçeğini de ortaya koymuştur.  
Hem benim hem de Gazete’nin yayın ilkeleri bellidir. Ben, taraf olduğumu bugüne kadar hem televizyon ekranlarında hem de gazete sütunlarında defalarca deklare ettim.
 Benim farklı bir düşünce içinde olduğumu düşünenler, niye böyle düşündüklerini anlamak için bir kez daha aynaya bakmalarını öneriyorum.
Bel altı vuruşlara karşı koymamızı, yada eleştirilerimize tahammülü olmayanların nasıl demokratik olmayan davranışlar içine girdiklerini, BTSO seçim sürecinde yaşadık.
Ben, yazılarımda şeffaf olmaya özen gösteririm.Söyleyeceklerimi ulu orta söylerim.2 aydır hiç kimseden çekinmeden söylediğim gibi yine söylerim.
Benim ekonomik bir kaygım yok. BTSO’dan bir beklentim de yok. BTSO üzerinden de bir kazancım da yok.
Olmadı olmayacak.
Anlaşılan, BTSO seçimlerinde yaşanan hüsran, adeta birilerinin kimyasını bozduğu gibi birilerini de pişmanlığa sevk ederek çaresizliğe sürüklemiştir.
Birileri hala “çamur siyaseti” yapıyorsa o ben değilim.
Bu saatten sonra öküzün atında buzağı aramanın da, bir anlamı yoktur.
Her şey ortada...
Ama şunu söyleyebilirim;
İş insanları yarışırken, birileri yanlış kulvarda koştu…
 
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner92