www.bursadameydan.com
Ekip olma, yâda kadrolaşma dediğimizde akla ilk gelen, aynı fikir yâda alan üzerinde
ortak fikirlerin bir araya gelmesi ile oluşur.
Siyasette ise siyasi birlikteliğin temel esası ise tamamen aynı siyasi görüş ile
gerçekleşen oluşumdur.
Siyasi kadrolaşmanın ilk ve en önemli adımı yerel yönetimler, yani belediyelerdir. Bu
kurumlarda kadro ve kadrolaşma yetkisi teşkilatlar ve yerel yönetimlerce
gerçekleştirilir.
Her ne kadar muhalefet kendilerini dışarda tutan bu yapılanmaya karşı bir durum
değerlendirmesi yapsa da, sıra kendilerinde geldiğinde gerçekleşen durum bundan
farklı değildir.
Siyasi partilerin yapısı ideolojiktir, siyasal ve inançsal farklılıklar kaçınılmazdır.
Amma bu farklılığın kadrolaşma yansımasında istismara açık eylemler de yok değil!
Özellikle Ak Parti yeni kurulan ve dört eğilimden oluşan bir siyasi yapı olsa da,
partinin omurgasını ve en önemli yönetim şemasını oluşturan düşünce, Milli Görüş
geleneğinden gelen ve Ak Parti lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında
mensubu olduğu RP/FP tabanlı muhafazakâr görüştür.
1996 yılında RP düşüncesini iktidara taşıyan en önemli başarı belediyecilikteki
muntazam çalışmaları olmuştur.
Zira o tarihlere kadar belediyeler halka hizmet değil eziyet eden, yolsuzluk ve
usulsüzlüklerin birbirini kovaladığı, özellikle İstanbul’da İski yolsuzluğu ile tavan
yapan bir durumda idi.
Tamda burada, 1994 yılında Türkiye’de beş büyük ilde belediye başkanlığını elinde
bulunduran Milli Görüş belediyeciliği sıçrama yapmış Ülkenin en büyük belediyelerini
İstanbul ve Ankara’da büyükşehir belediyeleri ile birlikte birçok büyükşehir ve ilçe
belediye başkanlıklarını kazanmıştı.
Rüşvet, yolsuzluk ve usulsüzlerin batağa götürdüğü belediyeler Milli Görüş
belediyeciliği ile hizmet ile tanışmıştı ve girişlerinde kocaman puntolarla “ Rüşvet
verende, Alanda Ateştedir” yazmaya başlamıştı.
Evet, her şey o tarihte değişmişti, işte bu zamanın İstanbul Büyükşehir Belediye
başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile belediyecilikte bir devrim yaşanmıştı.

Ve o tarihte Erdoğan belediyede ekibini kurarken, kadrolaşırken, işinin ehli liyakat
sahibi teşkilat mensuplarını toplamıştı yurdun dört bir yanından. Ama üst yönetim
kendi çalışma arkadaşlarından oluşmuştu, bugün yanında olan Başbakan, Genel başkan
yardımcısı, Bakanlar ve birçok milletvekili eski çalışma arkadaşlarından oluşur. Hepsi
aynı fikir ve ideolojinin mensuplarıydı, aralarında fikir ayrılığı olmazdı.
Çalışma arkadaşları arasında farklı fikre sahip olsa da, kararlar tek merkezden çıkardı.
Bugün Ülkenin yönetim şeklinden farklı değildi.
Amma…!
Büyümenin ve içerdeki omurgasızların her geçen gün çıtayı yükseltmesiyle, parti içi
ayrışmalar ayyuka çıktı, Paralelin açtığı yara kapanmadan içerde yeni hizipler başladı.
Bir taraftan ideoloji uyumsuzu hemşericilik gruplaşmaları, diğer taraftan etnik kimlik
hizipleşmeleri, bir taraftan Ak Partililer, diğer taraftan akpliler, hâsılı kelam, Öyle bir
hal aldı ki; Reis herşeyi duyacak değil ya dendi ve nerdeyse parti içindeki kurucu Ak
Partilileri küstürmeye, kırmaya hatta sistemin dışına itmeye başladılar.
Bunların hepsi Ak Parti zarar görmesin düşüncesindeki samimi teşkilat mensupları idi.
Ama sessiz kalmak gemiye zarar verecek ve gemi batarsa herkes birlikte batacaktı. O
halde sessiz kalınmayacak ve eğer gerekirse Sayın Cumhurbaşkanı bilgilendirilecekti!
Anap’ı, Doğruyolu bitiren, Fetö yapılanmasının en önemli isimleri olan bu
kemirgenler şimdi parti içerisinde yapılanmaya ve habis ur gibi büyümeye başladılar.
Nerede bir başarısızlık varsa arkasında bu parazitler var, nerde usulsüzlük varsa
arkasında bu omurgasızlar vardır.
Oysa kadrolaşma aynı fikir ve düşünce birlikteliği idi, ama bu fikrin yok olması için
çaba gösterenler bu yapıyı kontrol etmeye başlarsa...
Hiçbir siyasi geçmişi ve deneyimi olmayan, toplumda kişisel ederi olmayanlar hatır
gönül işiyle kadroya dahil edilmesi ve benim sözümden çıkmaz, hatamı uyarmaz
denilenler yönetimlerde yer alırsa başarısızlıklar dönemi başlar o zaman.
Hâsılı kelam deriz ki: Ak Partiyi, Ak Partide emeği olanlar yönetsin. Geçmiş karanlık
hatır gönül adamları değil!

Günün sözü:  Beni korkutan; kötülerin baskısı değil, iyilerin kayıtsızlığı.
Martin Luther King

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner92