www.bursadameydan.com

Metroda, otobüste ya da gezdiğimiz alışveriş merkezlerinde hiç gözlem yaptınız mı bilmiyorum. Benim en sevdiğim şeylerin başında gelir gözlem yapmak. Kimisi telefona bakarken mutlu, kafasını bir kaldırıyor bakıyorum ki mutsuz bir ifadeye bürünmüş yüz hemen. Kimisi arkadaşıyla konuşurken hep sorunlarını anlatıyor, hayatında hiç mi mutlu olduğu bir durum yok diye düşünüyorum. Kimisi zaten tümden bıkmış, kaşlar çatık, derin bir düşünce içinde…

Kim bilir kafasında hangi mevzuyu çözmeye çalışıyor. Kimisi arkadaşıyla yüksek sesle kahkaha attıkları bir mevzunun içinde. Kimisi yansıyan her yerken kendisinin nasıl göründüğüne bakma derdinde. Kimisi arkadaşıyla resim çektirme aşkıyla garip garip hareketler yapıyor. Kimisi hayretler içinde…

Daha yazsak neler çıkar neler…

Dışardan gözlem yapmak en kolayı, nitekim dış kısmımıza ayar vermek de çok kolay. Yüzümüze kondurduğumuz güzel bir gülümseme ile kandıramayacağımız kimse yok hissiyatındayız. Tamam da yüzümüz gülerken zihnimizde bir dünya düşünce dönüyor ve bunlar bizi tüketiyor. Sürekli yorgun hissetmemizde bu yüzden değil mi?

Zihnimiz dolu, geçmişle kavgamız, gelecek telaşımız, kızgınlıklarımız, kırgınlıklarımız, keşkelerimiz, pişmanlıklarımız, amalarımız, beğenimsizliklerimiz, ön yargılarımız…

O kadar fazla ki, aldığımız nefesi fark edemez haldeyiz. Konuştuğum herkese sorarım “kendinde beğenmediğin 3 tane yön söyler misin?” diye, patır patır sayarlar. Peki kendinde beğendiğin “3 tane, en sevdiğin yönünü söyle” dediğimde bir duraksanır.

Çünkü olumsuz düşünmekten, sürekli kaygılanmaktan, sinirden öyle zehirlenmişiz ki, toprağımızda çiçek zar zor yeşeriyor.

Her zaman haklı olan taraf olmayı değil, ön yargısız bakabildiğimizde güçlü olduğumuzu. Kendimizin güzel yönlerini keşfedip, takdirimizi çoğalttığımızda daha güzel bakmaz mıyız kendimize? Gülümsemeyi en sıkıntılı zamanlarımızda kendimizde sağladığımızda samimi olduğumuzu, içimize uygun davrandığımız zaman huzurlu olduğumuzu, duymamız gerekenin kendimiz olduğunu, dertlerimizin bizim sadece Allah’a yönelme aracımız olduğunu bilsek daha mutlu olmaz mıydık?

Daha mutlu olma çabasına girdiğimizde maddeyle olacağını sanıyoruz. Aldığımız, yediğimiz, içtiğimizi kar sayıyoruz. Ama mutlu olma süremiz uzamıyor. Bizim hedefe ihtiyacımız var.

Ama hedef dediğimizi büyük ölçülerde tutmadan yapsak. Mesela bu hafta erteleme yapma, olumsuz düşündüğünde hızlı dön, hayır demen gereken yerde de, başladığın işi hızlıca sonuçlandır, kendini ne kadar çok sevdiğini sürekli tekrar et. İşte bu noktayı yakaladıktan sonra geriye kalan tek şey devam ettirmek.

Haftanız muhabbetle geçsin…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.