www.bursadameydan.com
Her yazıya başladığımda aklıma gelen ilk cümle: ZOR GÜNLER…  Evet, hem de çok zor günler… Hem maddi hem manevi sınavdayız. Allah’ın takdiri diyelim, bizi delirtecek “Amerika’nın işi mi, Çin mi çıkardı bu virüsü” konularına hiç girmeyelim.
Çoğumuz evdeyiz. Türkiye şu ana kadar süreci iyi yürüttü, ilk kaygımız vaka sayılarındaki artış, hepimiz ilacın ve aşının bir an önce bulunmasını, yazın gelmesini, sıcaklıkla bu virüsün kendiliğinden def olup gitmesini, kısaca kurtulmayı bekliyoruz. Ve elimizden hiçbir şey gelmiyor, biçareyiz…
Süreç tüm dünya insanının ortak kaygılar taşımasına neden oldu.
Yıldırım Belediyesine Sosyal İşlerden sorumlu arkadaşım Filiz Çilingir Bursa Teknik Üniversitesinin hazırladığı Psikolojik Sağlık, Fiziksel Sağlık çalışmasını gönderdi. İnceledim. Oldukça güzel, net, anlaşılır bir çalışma olmuş… Facebook sayfamdan da paylaştım çalışmayı, tavsiye ederim.
“Olağanüstü” durumlara karşı “olağan” tepkiler olarak tanımlamış halimizi. Hayatı sorguluyoruz, var olmanın anlamını arıyoruz. Boş durmuyoruz yani, beynimiz harıl harıl çalışıyor aslında, o sebep evde tam zamanlı vakit geçirirken bile dinlenemiyoruz.
Markete gidiyoruz, maske tamam, eldiven tamam, hatta başımıza kapüşonumuzu geçirip kendimizi izole ediyoruz. Eve geldik, poşetler balkona 3 saat bekletiyoruz, maske eldiven çöpe, üstümüz başımız makineye, montlar da balkona, kendimiz direkt duşa, dişler de fırçalanıyor… Duştan çıktık, bitti mi kaygı, hayır bitmedi. O çirkin şeyin içimizde kalıp kalmadığını bilmiyoruz. Tam temiz hissini asla yaşayamıyoruz. Sarılamıyoruz en yakınımızdakine, çünkü en çok onlara bulaştırma kaygısı taşıyoruz.
Tüm haberlere, sosyal medya paylaşımlarına kulak kabartıyoruz, bazılarına inanıyor, bazılarını absürt buluyor, bazılarına inanmak istiyoruz. İçimizde oluşan korku girdabını yakınlarımızla paylaşmamaya çalışıyoruz, onların da bu duyguları yaşamasından kaygı duyuyoruz.
Maddi kaygılarımız var, sadece kendimiz için değil, tüm Türkiye için, iflasın eşiğine gelen dünya için… Aslında paranın ne pis bir şey olduğunu, eski insanların takas yöntemiyle güllük gülistanlık yaşayabildiği zamanları hatırlıyor, parasız yani aşsız, ekmeksiz, evsiz kalma kaygısı taşıyoruz. İşsiz ve parasız kalan kitlelerin ihtiyaçlarının karşılanamaması halinde (ki şu an asla öyle bir durum yok) sosyal patlama, üretimin durmasıyla kıtlık, panik durumları kaygıları yaşıyoruz.
Sürecin sonunu, tünelin sonundaki ışığın zamanını bilememek en zoru belki de… Bu sürecin uzamasına paralel salgının daha çok yayılmasından, kontrol altına alınamamasından, sağlık hizmetlerinin aksamasından kaygı duyuyoruz.
Kendimizi market, eczane, yakıt istasyonu, belediyenin temizlik çalışanları, fabrikadaki mavi yakalılar yerine koyup onlar için de kaygılanıyoruz.
Grip olmaktan bile kaygı duyuyoruz hastaneye gitmek zorunda kalmamak için… Sağlığımızın kıymetini ne kadar anladık…
Bana bir şey olursa çocuklarıma kim bakacak kaygısı yaşıyoruz.
Siyasetin salgının boyutunun önüne geçmesinden kaygılanıyoruz.
Ece Erken kirasını ödeyemeyecek diye bile kaygılananlar da vardır herhalde aramızda J
Ya da Demet Akalın’a eski kocasıyla birlikte yaptığı mangal partisine gelen ustadan virüs bulaşırsa… J
Şimdi derin bir nefes alıyoruz ve tüm bu kaygıları bir kenara koyup günlük programlar oluşturuyoruz kendimize. Sosyal medyayı kullanın, ama motivasyon için… İnanın bana motive ettiğiniz bir kişi bile sizin de motive olmanızı sağlayacak, mutlu olacaksınız.
Ayrı evlerde kaldığınız aile üyelerinizle mümkün olduğunca görüntülü konuşmaya çalışın, whatsapp gruplarında daha çok eğlenceli şeyler paylaşın. Her gün arayın birbirinizi, seslerini duyun, sesinizi duyurun…
Biliyorum ki hepimiz kendi hayatlarımızı kontrol edebilme lüksüne sahiptik bu virüsle karşı karşıya kalana kadar. Sürecin kontrolümüz altında olması sizi korkutmasın, her durumun bir sonu var. Evde hala kendimizi yönetebiliriz, etkinlikler oluşturabiliriz.
Ben şimdi yeni kurulan TOPLUM BİLİMLERİ KURULU’nu çok önemsiyorum. Toplumun sosyolojik, psikolojik, dini açıdan ruhunu doyuracak yönlendirmeler yapacaklarına inanıyorum. Siz de sadece doğru kaynaklardan alınacak bilgiye inanın, Çok samimi bulduğum, bu dönem için nimet saydığım Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı takip edin, ona inanın. Gereksiz bilgilerle kaygınızın artmasına sebep olmayın.
Yaşadığımız her anın tadına varın… Aldığımız her nefes bizim var oluşumuzun kanıtı… Düştüysek kalkarız, nefes aldığımız sürece ayakta kalacağız…
Sadece maksimum tedbir, gerisi Allah’ın takdiri…
Sağlıkla kalın dostlarım…
 
 
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner125

banner123

banner124