İYİLİĞİMİZ BOL OLSUN

Çok merhametli, yardım etmeyi seven, çabuk inanan ve kırılan bir toplumuz. İnancımızın temelinden biliriz ki yaptığımız hiçbir şey boşa gitmez. Mutlaka karşılığını bulur. Bizi biz fark etmeden bozuyorlar. Her türlü fedakarlığı yapıyoruz ama kendi düşüncelerimizle, algılarımızla boşa veriyoruz. Kendinle övünmeyi başkalarının gözüne sokmak olarak anlamışız. Kendini kabul ettirmeyi yaptığın iyiliği söylemek olarak algılamışız. Kendimizi sevmeyi başkalarına göre davranmayı algılamışız. Kendimiz için değil çevremiz için yaşamak tek hedefimiz olmuş. “İyi desinler” de hastalığımız.
Yardıma ihtiyacı olan birini gördüğümüz zaman iyilik yaparız. Ama hiç sorguladık mı neden yapıyoruz?
Karşımızdakine değer verdiğimizden mi?
Acıdığımızdan mı?
Etme bulma dünyası diye düşündüğümüzden mi?
Çıkarımız olduğundan mı?
Kendimizi mutlu etmek için mi?
Her davranışımızın bir sebebi vardır. Öyle alışmışız çünkü, ne ekersen onu biçersin düşüncesi kafamıza kazınmış. Yaptığımız iyilik değer verdiğimizden de olabilir, acıdığımızdan da, başımıza gelmesin diye de, çıkarımızdan da, mutlu olmak içinde. Eğer iyilik yapmayı düşünüyorsak, orada aldığımız bir terbiye bir incelik vardır mutlaka.
Günlük konuşmalarımızda çok fazla beğenmemezlik, çok fazla kınama, çok fazla eleştiride bulunuyoruz bununda çoğu zaman farkında değiliz. Kimin ne yaptığı ya da hak edip etmediği bizi neden bu kadar ilgilendiriyor ki. Kesinlikle ilgilendirmiyor ama bilinçli olmayan bir şekilde duyduklarımızın etkisinde kalıyoruz bu da bizde ön yargı oluşturuyor.
Ne yaparsak kendimiz için yapalım, kendimizi mutlu etmek, kendimize saygı duymak, kendimizi şereflendirmek için. Özellikle yaptığımız iyilikleri kendimiz için yapalım. Yaptığımızın karşılığını beklemeden yapalım, aklımıza gelmesin. Kendimize saygımızın artması için, kendimizi sevmemiz için yapalım.
Eğitimcim Kişilik ve Şahsiyet Eğitimcisi Sayın Erol Erbaş’ın dediği gibi “Kendi benliğini aşamayan adamın aklına yaptığı iyilik gelir” kendi benliğimizi aşalım.