www.bursadameydan.com
Başıma geçenlerde şöyle bir olay gelmişti;  "Bir markete girerken maske takmayan bir polis memuru görmüş, yanına gidip;  “Maske takmayasağı kalktı mı, sizin bize örnek olmanızı bekliyoruz memur bey”demiştim, yanındaki sivil poliste;  “sen kim oluyorsun da devletin memuruna akıl veriyorsun, geri zekalı…” diye üzerime yürümüştü, sağ olsun üniformalı polis beni dayak yemekten kurtarmıştı...
Daha sonra bu olayı değerlendirmiştim, acaba; “ maskeyi hatırlatmakta ukalalık filan mı yaptım” diye düşünmüştüm; " 17 yaşında genç bir çocuk olsam belki bana yakışmazdı, ama 52 yaşında bir avukat ve eski üniversite hocası olduğum için peki âla bana yakışırdı.
Ancak maskesiz sivil polis bir konuda haklıydı; "geri zekalılık yapmıştım..." Siz siz olun hatasını gördüğünüz polis memuruna sakın akıl vermeye kalkmayın, benim gibi "geri zekalılık" yapmayın, konuyu belgeleyip Valiliğe, Emniyet Müdürlüğüne, 155 e bildirin...
Ben de bu konuyla ilgili Bursa Emniyet Müdürlüğü internet sayfasınaşikayette bulunmuştum, bunun üzerine Bursa Emniyet Müdürlüğünden çağrıldım, müşteki olarak ifadem alındı, burada gördüğüm atmosferden şunu anladım;
Bursa Emniyet Müdürü ve Yardımcıları, çalışma arkadaşları bu gibi disiplinsiz davranışlar konusunda son derece hassas ve hemen bu tip konuların üzerine gidiyorlar, bu sebeple BURSA EMNİYET MÜDÜR VE YARDIMCILARINA TEŞEKKÜR EDİYORUM, Bursa da ki suç ile mücadele konusundaki başarının kaynağının bu hassasiyet olduğunu anlıyorum.
Benim de amacım bu istisnai olayı bahane ederek polisimizi rencide etmek değil, beni tanıyanlar bilir; polisi severim, çocukken polis olmak istemiştim, ama gözlerimdeki sorunlar sebebi ile bu mümkün olmamıştı. Türk polisini sevmem yalnızca polis olmak içimde bir ukde olarak kalmasından kaynaklanmıyor, ayrıca bizim polisimiz gerçekten iyidir, Amerikan polisi gibi zorba değildir, halka yakındır, onun kahrını çeker, insanlar arasındaki problemleri uzlaştırarak çözmeye çalışır, daha insancıldır, kısaca içimizden biridir, fedakarca canını ortaya koyar, bu yüzen de canımızın, malımızın güvencesidir Türk Polisi!
Ancak bu sivil polisin tavrı beni çok üzdü ve etkiledi, bir türlü kafamdan çıkartamadım, halbuki mesleğim gereği bu tip olayları çok yaşamıştım, beni bu kadar etkilemesinin nedenini düşündüm ve sonunda bir “Darbe Sendromu” yaşadığımı anladım.
Ben 12 Eylül, 28 Şubat darbelerini yaşadım, işte bu darbe dönemindeki asker ve memurların davranışı işte buydu, yani;  “Sen kim oluyorsun da Devletin yüce memuruna kanun-kural  hatırlatıyorsun, o gerek görürse kuralları uygular, gerek görmezse uygulamaz, o  hukukun üstündedir, çünkü yetki ondadır…” tavrı…!
Gerçekten Devlet Memurunun hukuka uyma konusunda kendisini istisna görmesi, kural ve kanunlara uyma zorunluluğu sadece vatandaşa aitmiş gibi davranması, vatandaş ile Devlet arasındaki toplumsal sözleşmenin bozulması anlamına gelir ve bunun çok ama çok büyük sakıncaları vardır, çünkü ; “Adalet mülkün temeli ise, polis de o temelin çimentosudur…”
Hiç hoşuma gitmeyen şeylerden birisi de; bu polisin üzerime yürürken kullandığı; “ Sen kimsin, sen kim oluyorsun da! ” muhabbetidir, yani ne söylediğim( söylediğimin haklı veya hukuka uygun olup olmaması) değil “Kim olduğum” önemlidir… Bunun vatandaştaki karşılığı; “ Sen benim kim olduğumu biliyor musun..! “şeklindedir.
Benim çocukluğumda kavga eden gençler uzaktan polisi gördüğü zaman dağılırdı, hatta çoğu zaman “Polis geliyor” diye bağırmak yeterli olurdu, dayak yiyen taraftan birisi bazen bu taktik ile arkadaşlarını kurtarabiliyordu, ama şimdilerde bir kavgayı ayırmak için polisin fiilen müdahale etmesi ve çok çaba sarf etmesi gerekiyor.
Eskiden bir polisin bir kahveyi tek başına karakola sevk ettiğini duymuştum, şimdilerde bazı vatandaşların polis haklı bir sebep durdurduğu veya trafik cezası kestiği zaman; tanıdığı milletvekillerini, üst düzey yöneticileri filan sayarak polise direnç gösterdiğini ve;  “Sen benim kim olduğumu biliyor musun...” diye cavladığını görüyorum veya ipini koparmış birkaç serserinin korkusuzca polise karşı geldiğini?
Bu BAD-MAN’ ler, için polise direnmek ve bundan dolayı sabıka kaydının oluşması bir itibar, bir gurur kaynağıdır, bu sebeple bence hakim ve savcılarımızın; olayın özelliği bu kişilerin geçmişlerini de dikkate alarak, polise mukavemet edenler hakkında tutuklanma tedbirini uygulanması; bence hem polisin işini kolaylaştıracak ve hem de asayişe,toplum düzenine hizmet edecektir.
Vatandaşın polise böyle saygısızca bir çıkış yaptığını gördüğümde daima polisin yanında yer almışımdır, polise kartımı uzatır ve ; “bu olay ile ilgili tanığa veya avukata ihtiyacı olursa yanında olduğumu “ söylerdim…  Bir defa haksız olduğu halde polise nezaketsizce davranan adam da bana malum cümleyi sarf etmiş;  “ Sen de kim oluyorsun ”demişti, bende;  “Memur beyin avukatıyım" demiştim. Tabi trajikomik olaylar bunlar...
Ancak bunlar birbirini besleyen davranışlardır, eğer bu gün bazı vatandaşlar polise; “Sen benim kim olduğumu biliyor musun” tavrı içinde ise, bu kısmen de olsa geçmişte (özellikle darbe dönemi polis veya jandarmalarının)  “Sen kim oluyorsun” tavrının bir uzantısıdır. Kısaca her haksız etki, tepkisini oluşturur!
Şu anda polislerimizin çoğu üniversite mezunu ve iyi bir eğitimliler, bakıyorum da genellikle nazikler, kurallar içinde hareket ediyorlar ve bu günlerde daha çok vatandaşlarımıza bir görgü-nezaket eğitimi vermek gerekiyor sanki, belki de okullarda ilk vermemiz gereken eğitim budur.
Tabi son zamanlarda sosyal ve ekonomik sıkıntılar haricinde toplumda şiddetin artmasının nedenlerinden birisi de toplumda;  “Efendice davranmanın, nazik olmanın zayıflık olarak algılanması, hatta; "alttan alanın,  altta kalacağı” şeklinde yerleşmiş yanlış bir zihniyetin yaygın olmasıdır.
Ne yazık ki argo tabir ile; "sert yapmak"  Türk toplumunda sonuç veren bir metottur, özellikle son zamanlarda bir şeyleri alttan almak ve efendice davranmak zayıflığın veya haksız olmanın bir alameti olarak görülmeye başlaması düşündürücüdür...
Sonuç olarak polis Devleti temsil eder, hem de hiçbir kurumun temsil etmediği kadar, vatandaşın gözünden;  "POLİS= DEVLETTİR" o yüzden polisin ne zaman devletin yumuşak ve şefkatli yüzünü göstereceği ve ne zaman devletin polise verdiği güç kullanma yetkisini kullanacağı çok önemlidir, çünkü Devlet bu ikisi arasındaki dengede yaşar!
 
Polis gücünü fiziksel veya silah kuvvetinden değil, hukuktan ve Devletten, yani toplum ile onu yönetenler arasındaki sözleşmeden alır, bu yüzden polisin veya bir kamu görevlisinin vatandaşa karşı hukuk dışı, yersiz şiddet göstermesi; "Devlet gücü ile kabadayılık yapması" anlamına gelir ki çok tehlikelidir, çünkü bu davranış toplumsal sözleşmeyi bozar ve vatandaşın Devlete olan güvenini sarsar ve dolayısı ile devlet otoritesini zayıflatır.
Yukarıda Türk Polisinin Amerikan polisine benzemediğini söylemiştim, Amerikan polisi, toplumu taşıran şu bilindik olaylar yaşanıncaya kadar otoritesinin silah ve şiddet kullanabilme gücüne dayandığını zannediyordu, ama Amerikan polisinin fevri hareketlerinden dolayı bardak taşınca artık Amerikan polisinin hiçbir ağırlığı ve otoritesi kalmadı.
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner123

banner124