Geçtiğimiz hafta sonu bir arkadaşımla yaptığım görüşmeden tam net olarak anladığım değişmek
istemediğimiz. Değişmek insanın içinden gelmeli ama mantıklı çözümler karşısında ikna edilebilir
olduğunu düşünürdüm. Yanılmışım… Düşünme şekillerimiz, yaşantımız, işleri çözme yolumuz,
inançlarımız hepsi temelden oluşan alışkanlıklarımız olarak karşımıza çıkıyor. Zamanın birinde, bir
yerde bir mevzuya göre yaptığımız hareketi bugün yaşadığımız mevzuda da uygulamaya çalışıyoruz.
Sorun çözülmeyince de sıkıntıdan, mutsuzluktan, aldatılmışlıktan daha başka olumsuz düşünceden bir
liman seç kendine. Hiçbir şey aynı seyrinde devam etmez. Sıkıntılarımız bile. Dün zor gelen bugün
kolay gelir ve o zaman kaybettiğimiz zamana ve kendimizden ödün verdiklerimize yanarız.
Sorunlarımız da, sevinçlerimizde aynı şekilde gelmiyor. İnsanda tekamül vardır. Bugün dünden farklı
düşünmemizi sağlayan tecrübelerimiz değil midir? Burada en önemli kısım neden tecrübelerimizi
hayatımızın her alanına yaymadığımız sorusudur. Neden hayır diyemiyoruz? Neden gösterilen
tavırlardan hoşnutsuzluğumuzu dile getiremiyoruz? Neden kendimizi bir şeyler yapmak için
zorluyoruz, her şeyi istekle yapamıyoruz? Neden kabul edilmek için başkalarından onay alma
gereksinimi duyuyoruz? Neden kendimizden önce başkalarının bizi sevmesini sağlamak istiyoruz?
Neden beklentilere giriyoruz? Durmazsam bütün yazıyı sorularla dolduracağım. Daha bunun gibi nice
sorular var hayatımızı çevreleyen. Bunların hiçbirine bakmıyor, geldiği gibi yaşıyoruz. Dedik ya
insanda tekamül vardı diye. Olgunlaşıyoruz her geçen gün aslında hayatımızın hiçbir tonu benzer değil
ama biz aynı zannediyoruz. Olumsuz düşünmeden kendimizi alamıyoruz.
Şu hayatta değişmeyecek hiçbir şey yoktur. Sadece karar vermeliyiz, istekli olmalıyız. Eğer sorunumuz,
birine içimizden atıp tutmaksa ya yüzüne söyleyin ya da durumu kabul edin. Karar bize kalmıştır,
kendimizi korumak bize kalmıştır. Bizden başka birinin mevzuya hakim olması da, anlaması da
mümkün değildir. Sadece o yolu geçenler geçtiği hali anlatabilirler. Bizde bundan yola çıkarak kendi
hayatımızda çözüm yolu buluruz. Her an huzurlu, her an mutlu yaşanabilecek bir hayat var, bunu
yaşayan tanıdığım insanlar var. Bunu bize öğreten eğitimcim, Kişilik ve Şahsiyet Eğitimcisi Sayın Erol
Erbaş’ın “Hiç kimse kendisinden başkasını söyleyemez. Kendisinden başkasına
söyleyemez. Kendisinden başka bir şey bilmez. Kendini bilmeyen hiçbir şeyi bilmez” sözünü çok sever
ve sürekli tekrar ederim. Yenilenelim her güne kendimizi tanımak adına, bilelim neyi neden
yapıyoruz?
Bu yazıyı yazmak istememin sebebi değişimlere açık olmadığımız gerçeği. Bu illa olumsuzluk
anlamında değil ya da karşı tarafa bir şey yapma, ters çıkma anlamında da değil. Bu kendimizin
üzüldüğümüz, yıprandığımız noktalardan uzak kalmamız ile ilgili. Beklentilerimiz, etkilerimiz,
korkularımız, çözümsüzlüklerimiz hepsi bizden kaynaklı, kimsenin bir şey yaptığı yok. Biz net olur tavır
koyarsak aşamayacağımız hiçbir olum yok.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.