www.bursadameydan.com
Bugün “şantajcılara” karşı verdiğimiz mücadelede, içinde bulunduğumuz durumu farklı bir boyuttan aktarmak istiyorum.
Art arda sorular geliyor, şikayetler geliyor.
Bu mücadeleyi niye başlattık, ya da niye sürdürüyoruz?
Hemen şunu hatırlatayım;
Ben,  gazeteci kimliğini kullanarak, insanlara şantaj yapan ahlaksızlara karşı verilen mücadelenin, sadece bir parçasıyım. Bu mücadelenin zor ve meşakkatli olduğunu bilerek yola çıktıktan sonra, yol arkadaşlarımız oldu. Kimsenin ismini yazmadım, kimseyi rencide edip zan altında bırakmadım.
Bizler yaşanan bir realiteyi ortaya koyduk.
Esasında kısa zaman geçmesine rağmen, yani bu mücadele başladığı günden itibaren, epeyce bir yol kat ettik. Cumhurbaşkanlığı Etik Kurulu’na kapsamlı bir dosya sunarak, önerilerde bulunduk.
Fakat sorunun esas temelinde, peçete kağıdını gazete olarak piyasa süren şantajcı bir şarlatanın, KEPÇE ve BEHLÜL ismini kullanan sahtekarla işbirliği yaparak, ahlaki değerlerin ayak altına almasını engellemek, bu ahlaksızların da içinde yer aldığı gerçek şantajcıların gerçek kimliklerinin ortaya çıkmasını sağlamak vardı.
Kripto FETÖ’cü, KEPÇE ve tescilli şerefsiz BEHLÜL mahlaslarını kullanan zavallıların  “ahlaksızlığı”  "kendilerini tekrar eden boş ahlaksız lafları" ve “olgunlaşmamış, pervasız davranışları” onların kim olduğunu, gerçek kimliğini kısa sürede ortaya koydu. (isimleri şimdilik bizde saklı)
Bu ortamda, şarlatan şantajcıya  “züğürt tesellisi” olsun diye, edepsizliğini pazarlamayı başaran ve gerçek yüzünü saklamak için dansöz gibi kıvırmayı marifet sayan, ahlaksız tescili şerefsiz BEHLÜL,bu mücadelenin içinde yer alan hanım kardeşlerimize aklınca ahlak dersi vermeye kalkmış, hakaret etmiş…
Zamanı geldi, sormak lazım;
Kimsin ulan sen!
Kaç paralık adamsın ki, yıllardır bu camiada namusuyla çalışıp evlatları için mücadele veren hanım gazetecilere ahlak dersi vermeye kalkıyorsun. “Aileme eşime laf ediyorlar” diye yalan söyleyip ortalıkta “uyuz köpek” gibi dolaşacağına, “Ahlak örtüsü olmayanı, baş örtüsü dindar yapmaz” cümlelerini kendine şiar edin. Senin “Namussuz” olman demek, sana başkasının namusuna laf etme, söz etme hakkını vermez, karakter yoksunu iftiracı…
Kadınlar için “Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer, perdesiz ev de ya satılıktır, ya kiralık” diyebilecek kadar akıl yoksunu bir zihniyetle beraber olman senin gerçek yüzünü zaten ortaya koyuyor.
Bugün okurlarımız kusura bakmasın, bu kez bu şeref yoksunlarına karşı hissiyatımı ve düşüncelerimi, alevi başından çıkan cümlelerle ifade etmek zorunda kaldım.
Aslında fistan giyip gezmesi gereken BEHLÜL takma isimli sahtekarın, bugün adamım diye ortalıkta dolaşmasına fırsat verilmesi, önümüzdeki günlerde farklı sıkıntıları da beraberinde getirecektir.
Restoranlarda bile peçete olarak kullanılmayacak kağıt parçalarında, kendine yer bulan, KEPÇE mahlası kullanan kripto bir FETÖ’cü  ile aynı kulvarda koşan, sosyal medya bataklığında “yıldız kaydı” iddiasında bulunan BEHLÜL’ün homoseksüel olduğunu değil, onun bir sahtekar olduğunu söylüyoruz. Onun asla bir gazeteci olmadığında ısrarımız var.
Bu konuda mesleki kuruluşların harekete geçerek, yaşanan bu ahlaksızlığa, aymazlığa dur demesi, her ne kadar içimizi serinletse de, yapılan şikayetlerin bir an önce Cumhuriyet Savcıları tarafından işleme konularak, bu şantajcıların Bursa kamuoyu önünde gerçek yüzünün ortaya çıkması mesleki ahlakın tesisine önemli katkı sağlayacaktır.
Hayallerde beslenip büyütülen ideallerin, nasıl yara aldığı, aldıkça da nasıl kanadığı herkes tarafından görülsün ki, şantajcı olduğunu gizlemek için sahte BEHLÜL isminin arkasına saklanan bu ahlaksız, öküzün altında buzağı aramasın.
“Meslek etik kurallarının” hayata geçirilerek uygulanması konusunda bir hasletimiz varken, şantajcı bu şeref yoksunlarına karşı mücadele veren, hanım gazetecilerin de bir anne olduğunu, bir ailesinin olduğunu göz ardı edip, rencide etmeye kalkışan BEHLÜLsahtekarına şunu ifade etmek istiyorum:
İnsanları ölümle tehdit ederek, onlara çamur atarak bir yere varamayacaksın. Mutlaka geçek yüzün ortaya çıkarılacak ve paspas olacaksın…
İnanmıyorsan bu mücadeleye omuz veren arkadaşımıza bir kaç gün önce kumpas kurmaya çalışan tetikçilerin Görükle yakınlarında nasıl paspas olduklarını yanındaki iftiracı baş şantajcıya sor, nasıl fistan giydiklerini.
Acele etme…
Yüce Türk adaleti geç de olsa tecelli edecek, o tetikçilerin giydikleri fistanı sen de adliye koridorlarında giymek zorunda kalacaksın…
Her ne kadar, bu sütunlarda serzenişlerimiz, sitemlerimizin ardından insan kılıklı yaratıkları görünce hayal kırıklığı yaşamış olsak da, şunu ifade etmek istiyorum;
Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin öncülüğünde oluşturulan “Etik Kurulu’nun” bugün itibariye şantajcı gazetecilikle ilgili şikayetleri almaya başladığı bilgisi her ne kadar içimizde biriken tortunun yok olmasının önünü açmışsa da, yargının harekete geçmesi, mesleki çürümenin ortadan kalmasında en önemli etken olarak karşımıza çıkacaktır.
Yazılarımızın yarattığı toplumsal etki ve gücü kullanarak, ibret olsun diye paylaşılan cümleler, bu sahtekarlardan BEHLÜL’ü rahatsız etmiş.”Küfürbaz” ifadelerini kullanmış…
 Ne söylemişsem doğru söylemişim…
Az bile söylemişim…
Ne oldu zoruna mı gitti…
Ahlaksız sahtekar BEHLÜL…
İstedim ki kaybetmeyi, ahlaksız bir kazanca tercih etmeyesin.
Dürüstlüğün dünyada ailene bırakılacak en büyük miras olduğunu bilesin istedim…
Ama sen aile kavramının ne olduğunu bilmeyecek kadar, uyanık geçinen,  zavallının birisin…
Hadi “öt de” görelim…
 
 
 
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner111