www.bursadameydan.com
Uzun süre oldu ne zamandır aklımda hep bu düşünceler bir türlü fırsat olmamıştı yazıya dökmek, şimdiye kısmetmiş. Etrafta dönen şiddet olayları… özellikle son günlerde diyemiyorum çünkü hep
gündemdeydi “şiddet” içeren bir haber mutlaka hafızalarda yer edip birkaç zaman konuşuluyordu.
Ama bir süre sonra unutulup gidiyordu. Örneğin üzerine bu kadar yorumlar yaptığımız, kendi fikirlerimizi atıp tuttuğumuz bizi sinirlendiren kadın cinayetleri. Arada gündeme geliyor bu haberler.
Her kanalda yer alıyor, sosyal medya kampanyalarından da nasibini alıyor ama gerisi biraz hüsran oluyor. Başka yerlerde, başka kocalar eşlerini vurmaya devam ediyor yine konuşuluyor daha öncekiler
anılıyor belki bir yasal düzenleme düşünülüyor ama görülüyor ki şiddetin önüne geçmeye bu da yetmiyor.
Toplumdaki şiddet oranı ya da toplumsal tepkiler sınırları belirlemede bize bir şeyler anlatabilir. Tabi kararlı ve istikrarlı olunduğunda en önemlisi de toplum şiddet mağduru (genellikle mağdur kadın oluyor) kişiye aynı sahiplenişi gösterir ve destek verirse zayıf olan taraf bu destek sayesinde biraz güç
bulacaktır. Daha geç olmadan, en başında yapılması gereken şeyi yapıp önceden tedbirlerini alıp geri dönüşü güç hüsran olan sonuçlarla karşılaşmamak için ancak bu şekilde mücadele edilebilir.
Toplumsal normlar, kurallar insan davranışlarının bütünlüğü tek tek kişilere indirgenemezse de, çizgileri belirliyor başka bir deyişle sınırları koymaya yardımcı oluyor. İnsanların özellikleri birbirinden
farklıdır, herkesin baskın olduğu yönleri, bir başkası için çok önemli olup da bir diğerinin değer vermediği durumlar vardır. Her şeyden önce yaşayış tarzını kişinin karakteri alışkanlıkları, kendi
kuralları etkilese de toplumsal normlar bu çizgileri belirleme de yardımcı olur.
Birey olarak her insanın baskın olduğu yönler farklı uçlara kaysa da bir noktaya kadar normal sayılabilir. Toplumsal yasalar da bu çizginin aşılmaması için çok önemlidir. Kişi bilir ki bunlar
sınırlardan çıktığında daha güçlü olan toplumun ve bunun başında olan devletin gücü kendisinden daha öne çıkacaktır. Burada akla gelen ilk soru şu oluyor “ceza davranışlara yön verir mi?” bu soru
yıllarca araştırılmış, farklı toplumlarda çeşitli konulara üzerine denemeler yapılmış ve sonuç olarak da şu çıkmış” Ceza her ne kadar geçmişe yönelik yapılan davranışlara verilen bir çeşit yoksunluk olarak uygulansa da asıl amacı bireylerin gelecekteki tercih ve davranışlarının temelini teşkil etmesidir.” Bu yaklaşım 18.yy’ın ünlü filozofu ve hukukçusu Jeremy Bentham’ın “bireylerin davranışlarının getirilerini karşılaştırması ve hesaplaması onların hareketlerine hükmeder” prensibinden ileri gelmektedir.
Sonuç olarak toplumsal olaylarda görüyoruz ki yaptırım gücü kişiyi sınırlandıran caydırıcı etkisi olan bir tür rehabilitasyon etkisiyle kendini gösterir. Bu da kişinin bilincinde kıyaslama ve davranışlarında alıkoyma etkisine neden olur.
Bizler toplum olarak bu tür şiddet içeren olaylarla ilgili sınırlarımızı net bir şekilde çizmiş olursak ve bireylerimiz bu konularda daha da bilinçlendirilirse kişi kontrol edemediği öfkesini kabullenip bunun
üzerine giderse daha çok yol kat edeceğimize eminim.
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.