Ülkemizde ve dünyada gelir dağılımı giderek bozulmaktadır.Gelir dağılımında eşitsizliği
ölçmede kullanılan birçok yaklaşım vardır.bunlardan en bilineni Lorenz eğrisi ile Gini
katsayısıdır. Gini katsayısı, Lorenz eğrisinin matematiksel değere dönüştürülmüş halidir.
Gini katsayısı 0 ile 1 arası değer alır.  Gini katsayısı 0 iken tüm gelirin bir kişide toplandığı
toplumun Gini katsayısı 1’dir. Gini katsayısı sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımı düzelirken bire
yaklaştıkça gelir dağılımı bozulur.
Ülkemizde2016’da bir önceki yıla göre 0,007 puan artışla 0,404 olarak tahmin edildi. Bu
artış ülkemizde gelir dağılımının bozulduğunu göstermektedir. Ülkemizdeki büyüme
nedeniyle ortaya çıkan refah artışının toplumun tüm kesimlerine yanmadığını göstermektedir.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2016 yılına ilişkin Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması
sonuçlarına göre aşağıdaki sonuçlar ortaya konulmuştur.
Hane halkı kullanılabilir gelirinin, hane halkı büyüklüğü ve kompozisyonu dikkate alınarak
hesaplanan eşdeğer hane halkı büyüklüğüne bölünmesiyle elde edilen “eşdeğer hane halkı
kullanılabilir fert gelirine” göre, en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden
aldığı pay geçen seneye kıyasla 0,7 puan artarak yüzde 47,2’ye yükselmiştir. Yani toplumun
en yüksek gelirine sahip yüzde 20’lik dilim GSYH’nın yüzde 47,2’sini almaktadır. En düşük
gelire sahip yüzde 20’lik grubun payı 0,1 puan artarak yüzde 6,2 oldu. Toplumun en düşük
gelirine sahip yüzde 20’lik dilim GSYH’nın yüzde 6,2’sini almaktadır. Bunun sonucunda
toplumun en zengin yüzde 20’sinin gelirinin, en yoksul yüzde 20’sinin gelirine oranı
7,6’dan 7,7’ye çıktı.
Türkiye’de ortalama yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert geliri, 2016’da bir önceki
yıla göre yüzde 15,9 artarak 16 bin 515 liradan 19 bin 139 liraya çıktı.
Ancak bu artır toplumda ki kesimlere adilbir şekilde yansımamıştır.Toplam eşdeğer hane
halkı kullanılabilir fert gelirleri içerisinde en yüksek pay, yüzde 49,7 ile maaş-ücret gelirine
aitken, ikinci sırayı yüzde 19,8 ile müteşebbis gelirleri, üçüncü sırayı ise yüzde 19,6 ile sosyal
transfer gelirleri aldı. Müteşebbis gelirlerinin yüzde 74,7’sini tarım dışı gelirlerden, sosyal
transferlerin ise yüzde 91,8’ini emekli ve dul-yetim aylıklarından oluşmuştur. Sosyal transfer
harcamaların dağılımına baktığımızda gelir dağılımını düzeltmeye yönelik olmadığını
görebiliriz.
Tek kişilik hane halklarının yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 0,8 puan artışla yüzde 8,9,
bağımlı çocuğu olmayan hane halklarının yoksulluk oranı 0,8 puan düşüşle yüzde 4, bağımlı
çocuğu olan hane halklarının yoksulluk oranı ise 0,2 puan düşüşle yüzde 17,9 olarak
gerçekleşmiştir.
Okur-yazar olmayanların yüzde 26,2’si, bir okul bitirmeyenlerin yüzde 24,1'i yoksulken, bu
oran lise altı mezunlarda yüzde 12,5, lise ve dengi mezunlarda yüzde 6,2 oldu.
Yükseköğretim mezunları yüzde 1,7 ile yoksulluk oranının en düşük gözlendiği grup olarak
belirlendi.
Son yılda yoksul olan ve aynı zamanda önceki 3 yıldan en az ikisinde de yoksul olan fertleri
kapsayan ve dört yıllık panel veri kullanılarak hesaplanan “sürekli yoksulluk” oranı, 2015’te
yüzde 15,8 iken geçen yıl yüzde 14,6 olarak hesaplanmıştır.
Görüldüğü gibi ülkemizde gelir adaletsizliği nedeniyle yoksulluk çok önemli boyuttadır.

Yoksulluğa bağlı işlenen suçlarda ve aile içi huzursuzluk ve boşanmalar artmaktadır.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.