www.bursadameydan.com
TÜRKİYE:
UZAK DİYAR

BÜŞRA EKİM

En sık gittiğim yerlerden biridir Fethiye. Muğla'nın her ilçesi ayrı bir cennet , Fethiye ayrı bir güzellik...
Bu gidişimde niyetim antik kentleri görmekti. Ve dolu dolu bir kültür gezisi oldu. Göcek'te kahve içmeden, kordonda sabah yürüyüşü yapmadan başlanmazdı geziye elbet.
Göcek'ten Fethiye Yeşilüzümlü'de bulunan Kadyanda (Cadianda) Antik Kentine gidiyorum büyük bir heyecan ve merakla.
Antik kentler beni hep kendine çekmiştir. Yüzyıllar öncesinin yaşanmışlık izleri, sanatı, estetiği, inancı, gündelik hayatı oraların ruhunda gezinir. Ve siz ayak bastıkça ruhunuza karışır. Ruhlar bütünleşir yani antik kentlerde. Yüzyılların ruhları birbirine kavuşur.

Burada tiyatro, agora, koşu alanı, mezarlar, sur duvarları, dört büyük sarnıç ve doğanın en cömert yerlerinden birinde tarihin, kültürün, medeniyetler kucaklaşmasının ortasında dolaşıyoruz...
Antik Çağda atletizm merkezi olarak bilinen yerdeyiz. Antik Kent içerisinde dolaşırken bir gözümüzde yerlerde esasında. Bölge Kuzugöbeği mantarıyla ünlü. Yani hem tarih hem de göbek mantarı peşindeyiz.
Beni en çok etkileyen kısım Hellenistik Dönemden kalma tapınak oluyor. Uzun süre oturuyorum tapınak taşlarında. Yüzyıllar önce birileri burada, inançlarını dile getirdiler. Kim bilir neler yaşandı. Bunu hayal etmek bile insanın başını döndürüyor.
Kadyanda yolları dik ve uzun... Ama yorulmuyorsunuz, herhalde ortamın gizemli havasından.

Çıkışta alanı korumakla görevli bir aile, çay hazır diye karşılıyor bizi. Dünyalar tatlısı bir Yörük ninesi de masada. Çaylar birbiri ardına içilirken, masada kuzugöbekleri yayılmış ve tanıdığım en hoş sohbet insanlardan biriyle sarmaş dolaş gülüşüyoruz. Yaşına rağmen çok dinç ve pozitif. Sebebini ise; dağlarda yaşamak olarak açıkladı dünyalar tatlısı ninemiz...

Başka bir Antik Kente Tlos'a doğru yola koyulacakken, yine eşsiz bir anıyı katıyoruz belleğimize...
Yeşilüzümlü'nün meşhur el dokumalarını tanıyoruz. Güzel yürekli Hediye abla ve eşinin atölyelerinde.
Dokuma tezgahının ahenkli, yaşanmışlık dolu sesini dinliyoruz.
İkiyüz yıldır var olan çomaksülük, çomakyanışı, sülükyanışı, çerpezyanışı motifleriyle tanışıyoruz.
Dokuma tezgahının parçaları olan mekiği, makarayı, tafayı, çımbaşı tanıyoruz.
Gelenekten gelen, bugün de yaşatılan ama geleceğinden endişe ettiğimiz dokuma kültürünün ortasında sıcacık bir sohbet sonunda, boynuma dolanan dokumayla Tlos'a doğru yola çıkıyoruz. Seydikemer Yaka Mahallesi Tlos Antik Kenti...
Sanki minik bir Peru. Sanki buradan İnkalar geçmiş...

Kral mezarlarını görüyoruz uzaktan. Yaklaştıkça detaylar çoğalıyor. Araç sorunundan dolayı göremesek te Pegasus kabartmalarının olduğu kayaların yakınlarındayız.
Müthiş bir atmosfer. İkibin yıllık buhar basınçlı düdüklü kapların bulunduğu, Unesco Dünya Mirası Geçici Listesi'nde olan bir yerleşim.
Hitit yazılı kaynaklarında ülke olarak geçen, Likya'nın en önemli piskoposluk merkezi olan bu toprakları görmek, çok şeyler katıyor insanın kültürel belleğine.
Güneş, kaya mezarlarının ardından usul usul güne veda ederken, Tlos tiyatrosu merdivenlerinde akşamın hafif esintisine kendini kaptıran zambakların arasında, bakakalıyorum önümdeki koskoca tarihe...


 
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

KUTSAL KENT: DENİZLİ
Tarihi M.Ö II. YY. başlarına kadar dayanıyor. Hz. İsa’nın havarilerinden olan, Aziz Philip’in burada...

Haberi Oku