SON DAKİKA
Hava Durumu

Ömür Boyu Nafaka Konusunda Ezber Bozan 5 Gerçek

Bu yazıda, “ömür boyu nafaka” tartışmasının arkasındaki hukuki zemini beş başlık altında ele alacağız: TMK’daki “süresiz” ibaresinin pratikte neyi ifade ettiğini; nafaka alacaklısının asgari ücretli çalışmasının kesme mi yoksa azaltma mı sonucunu doğurabileceğini; klasik SED raporları yerine dijital delillerin (mülkiyet, harcama, sosyal medya izi vb.) nafaka dosyalarında nasıl önem kazandığını; kısa süreli evliliklerde hakkaniyet denetiminin nafaka süresine etkisini ve dövizli nafakalarda ekonomik değişimlere bağlı uyarlama tartışmalarını açıklayacağız.

Haber Giriş Tarihi: 14.02.2026 00:57
Haber Güncellenme Tarihi: 14.02.2026 01:04
Kaynak: (BÜLTEN)
Ömür Boyu Nafaka Konusunda Ezber Bozan 5 Gerçek

Bu metin, bilgilendirme amacıyla Bursa Maya Hukuk Bürosu – Av. Muhammed Fatih Yavaş tarafından hazırlanmıştır; içerik genel niteliktedir, hukuki tavsiye veya öneri değildir ve somut olay bakımından hukuki görüş yerine geçmez.

Modern Dünyada Nafaka Paradoksu

Aile hukukunun en dinamik ve toplumsal kutuplaşmaya en müsait alanı olan yoksulluk nafakası, bugün ciddi bir dönüşümün eşiğindedir. Boşanma sonrası tarafların ekonomik bütünlüğünü korumayı amaçlayan bu kurum, "sosyal devlet ilkesi" ile "borçlunun ömür boyu mahkumiyeti" arasındaki ince çizgide bir hukuk paradoksu yaratmaktadır.

Geleneksel hukuk anlayışı, nafakayı ucu açık bir tazminat gibi kodlasa da, modern içtihatlar bu statik yapıyı kırmaktadır. Artık nafaka, evlilik birliğinden sarkan bir "post-marital dayanışma" sorumluluğu olarak görülmekte; ancak bu sorumluluk, borçlunun ekonomik yıkımı pahasına sürdürülebilir bir yükümlülük olarak kabul edilmemektedir. Güncel Yargıtay perspektifi ve dijitalleşen ispat araçları, "süresiz nafaka" kavramını donmuş bir mahkeme kararından, yaşayan ve her an revize edilebilir bir veri setine dönüştürmüştür.

1. "Süresiz" İbaresi Mutlak Bir Kader Değildir

Türk Medeni Kanunu (TMK) 175. maddesinde yer alan "süresiz" kelimesi, genellikle nafakanın alacaklı ölene veya yeniden evlenene kadar süreceği şeklinde hatalı yorumlanmaktadır. Oysa stratejik hukuk perspektifinde bu ifade, alacağın "doğumu" için bir zaman sınırı olmadığını belirtir; alacağın "ömür boyu" süreceğini garanti etmez.

Nafaka, mutlak bir hak değil, dinamik ve şartlı bir alacaktır. Modern hukukta "post-marital responsibility" olarak tanımlanan bu durum, dayanışmanın sınırlarını tarafların mali güç dengesine göre her an yeniden çizebilir. Şartlar değiştiğinde, süresiz olarak başlayan bu borç, hukuki niteliği gereği sona ermeye veya azaltılmaya mahkumdur.

"Nafaka, 'şartlı' bir alacaktır; şartlar, yoksulluğun devamı ve nafaka borçlusunun ödeme gücüdür."

2. Asgari Ücret Paradoksu: Yoksulluk Sınırı ve "Azaltma" Stratejisi

Hukuk pratiğinde en büyük yanılgı, nafaka alan eşin asgari ücretle işe girmesinin nafakayı doğrudan keseceği düşüncesidir. 2024 ve 2025 yıllarının ekonomik gerçekliği, bu "asgari ücret efsanesini" temelinden sarsmaktadır. Yargıtay’ın güncel yaklaşımı, açlık sınırı ile asgari ücret arasındaki makasın daralmasını bir ispat aracı olarak kullanmaktadır.

Sayısal Gerçeklik: 2024 yılı itibarıyla 17.002 TL olan asgari ücretin, 19.271 TL civarındaki açlık sınırının altında kalabildiği bir tabloda, asgari ücretli bir işe girmek yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmaz.

Stratejik Tercih: Bu durumda nafakanın tamamen "kaldırılması" davası reddedilebilir; ancak nafakanın azaltılması (indirilmesi) davası, hakkaniyet ilkesi uyarınca borçlu için en rasyonel çıkış yoludur.

Artık mahkemeler, sadece "gelir var mı?" sorusuna değil, "bu gelir insan onuruna yaraşır bir yaşam için yeterli mi?" sorusuna odaklanmaktadır.

3. Veri Devrimi ve "Gizli Zenginlik": SED Raporlarının Sonu

Klasik Sosyal Ekonomik Durum (SED) raporları, tarafların kolluk birimlerine yaptıkları beyanlara dayandığı için manipülasyona son derece açıktır. Hukukta "beyan" devri kapanmış, "Big Data" devri başlamıştır. Bu konuyu Bursa en iyi boşanma avukatları da doğrulamaktadır.

Gizli gelirlerin ve fiili yaşam standartlarının tespiti artık matbu tutanaklara değil, dijital ayak izlerine dayandırılmaktadır. "Gelirim yok" beyanının yerini şu veri kaynakları almaktadır:

TAKBİS ve POLNET: Taşınmaz ve araç mülkiyetinin anlık dijital sorgulaması.

BTK ve HTS Kayıtları: Fiilen evliymiş gibi yaşama iddialarında tarafların konum ve baz istasyonu verilerinin çakıştırılması.

Dijital Ayak İzleri: Sosyal medya üzerinden paylaşılan lüks tüketim verileri, tatil check-in'leri ve yaşam standardını ele veren görsel kanıtlar.

Banka ve Kredi Kartı Ekstreleri: Harcama hacminin beyan edilen gelirle tutarlılığının analizi.

Mahkemeler artık SED raporlarını sadece bir yardımcı unsur olarak görmekte, somut dijital verileri asıl delil kabul etmektedir.

4. Kısa Süreli Evliliklerde Hakkaniyet Devrimi

Yargıtay’ın 2024 sonu itibarıyla benimsediği yeni nesil hakkaniyet denetimi, kısa süreli evliliklerde "ömür boyu nafaka" yükünü haksız bir zenginleşme olarak görmeye başlamıştır. Özellikle 15 Ekim 2024 tarihli dönüm noktası niteliğindeki kararda, 14 aylık bir evlilik için on yıllarca nafaka ödenmesi, TMK 4. maddedeki hakkaniyet ilkesine açık bir saldırı olarak değerlendirilmiştir. Bu konuda daha fazla bilgi almak için kesinlikle bir Bursa Nafaka Avukatı ile görüşmenizde fayda vardır.

"Kimse kendi yoksulluğu pahasına başkasına nafaka ödemekle yükümlü tutulamaz."

Bu içtihat, evlilik süresi ile nafaka süresi arasında rasyonel bir orantı kurulması gerektiğini vurgulayarak, "süresiz" metnini somut olayın özelliklerine göre "süreli" veya "toptan ödeme" şeklinde yorumlamanın önünü açmıştır.

5. Dövizli Nafakalarda "İşlem Temelinin Çökmesi"

Ekonomik krizler ve kur şokları, yıllar önce döviz cinsinden belirlenen nafakaları borçlu için katlanılamaz bir "aşırı ifa güçlüğü" (TBK 138) noktasına taşıyabilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.02.2025 tarihli en güncel kararı, bu konuda bir devrim niteliğindedir.

Karar uyarınca, örneğin 18 yıl gibi uzun bir süre önce dövizle kararlaştırılan nafakalar, ekonomideki öngörülemez değişimler nedeniyle "işlem temelinin çökmesi" kapsamında değerlendirilmelidir. Sadece enflasyonun varlığı yeterli olmasa da, bu ekonomik değişimin borçlunun bütçesini sarsması ve dürüstlük kuralına aykırı bir yük yaratması durumunda, mahkemeler dövizli nafakanın TL’ye çevrilmesine veya uyarlanmasına yeşil ışık yakmaktadır.

Sonuç: Yaşayan Bir Hukuki İlişki Olarak Nafaka

Yoksulluk nafakası, bir kez karar verildiğinde üzerine beton dökülen statik bir borç değil; tarafların hayatlarıyla birlikte nefes alan, ekonomik parametrelerle daralan veya genişleyen dinamik bir süreçtir. Adaletin gerçek misyonu, sadece yoksulluğa düşeni korumak değil, aynı zamanda borçluyu bir "finansal esaret" altında bırakmayacak hassas dengeyi kurmaktır. TMK 176 mekanizması, işte bu dengeyi sağlamak için tasarlanmış bir emniyet sibobudur.

Bursa Maya Hukuk Bürosu - Av. Muhammed Fatih Yavaş

Telefon: 0554 564 73 34

Adres: Yılmar Plaza, Karaman, Söğüt Sk. No:170 Kat. 4 Daire. 33, 16130 Ni̇lüfer/Bursa

Kaynak: (BÜLTEN)

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.