Değerli okuyucularım ; esnaf kardeşlerimizin sıkça dile getirdiği dilimize yerleşmiş hoş bir söz vardır. ‘’ MART AYI DERT ATI ‘’ hatırladınız değil mi.
Mart bitti ama dert bitti mi ? Bitmedi hele hele şirket sahipleri ve mali müşavirler için nisan ayı ayrı bir dert ayı. Laf aramızda bir kabus.
Aslında bitip tükenmeyen bir dert çilesinin içerisinde kıvranıp duruyoruz da neyse o tarafa bir girersek inanın biraz zor oradan çıkarız.
Sayın maliye bakanımızın ekonomideki dengeleri sağlamak ve şirket bilançolarının reel bir hal alabilmesi için oldukça çaba harcadığına şahit oluyoruz.
Evet, bu harcanan emek şirket sahibi müteşebbislerimizi ve maliyenin her istediğini yapmaya çalışan, bilançoları sisteme yükleyen emekçi grubu mali müşavir üstatlarımızı bazen çileden çıkartıyor.
Niye? Alışılmış bir sistem var, bu sistem artık yeterli olmuyor. Çünkü insan aklının da üzerinde bir denetleme mekanizmasının tadına varıldı bir kere. Yapay Zeka.
Yapay zekâ ile artık zahmetsiz bütün şirketlerin alışları, satışları, çapraz sorguları, banka hareketleri hepsi insan gücüne dayanmaksızın kontrol edilin biliniyor.
Biz mali müşavirler için durum çok hoş olmasa da adaletli bir ekonomi alt tabanı oluşturabilmek adına maliye bakanlığımız bu imkânı sonuna kadar kullanmak isteyecektir haklı olarak. Yapay zekânın yeni yeni hayatımıza girdiği şu dönemde bazı sıkıntıların dile getirilmesi de gayet doğaldır diye düşünüyorum.
BÜTÜN BİLANÇO KALEMLERİ ŞEFFAF OLSUN. EN ÇOK BUNU BİZ MUHASEBECİLER ARZULUYORUZ.
Üçüncü bir şahıs bilançoya baktığında reel olarak bu bilançoyu okuyabilmeli. Bilgi alması gereken mercilere gerçek bilgiyi sunabilmeli. Kimsenin aklında gerçeklikle alakalı bir soru işareti kalmamalı.
Bizim muhasebeyi yeni öğrendiğimiz dönem gözümün önünden bir film şeridi gibi geldi geçti şu an. Mali Müşavir üstada soruyorduk bu işlemi hangi hesaba atalım diye? Verdiği cevap evlere şenlik. “Yuvarla gitsin, o yerini bulur” cevabını veriyordu. Bu şekilde yapılan muhasebe kayıtlarını varın siz düşünün. Eski çamlar bardak oldu. Eskiler de eski de kaldı.
Şimdi hemen şöyle bir göz atalım bakalım neler değişiyor muhasebe alanında;
Beyan esasına dayalı beyanname bildirimlerinde denetim kapasitesini hiç şüphesiz önemli ölçülerde arttırmıştır.
Bütün işlemlerin elektronik ortama taşınmasıyla birlikte buna bankaların entegrasyonu da dâhil olmak üzere bilançodaki matrah bildiriminden çok daha fazla şirket ve şirket ortaklarının finansal hareketlerini ve bu hareketlere sebep olan davranışlarını çok boyutlu mercek altına alınarak incelenmesine olanak sağlamaktadır.
En önemli konulardan bir tanesi de kurumlar vergisi ile alakalı şirket hissedarlarının şirketin kasasına giren parayı kendilerinin, ceplerindeki para olarak görmeleri. Şöyle anlatayım.
Benim bir evim, bir arabam ve bir de şirkete ait ortaklığım var diyelim. Tamam şirkette benim ama şirket resmi bir statü kazanmış ise artık onun kurumsal ayrı bir kişiliği vardır. Şirketin elde ettiği kazanç şirketin kasasında kalır. Şirkette zaten benim düşüncesi ile şirkete ait 100 Kasa hesabında olması gereken para hissedarın ya da şirket sahibinin cebinde olursa bu hatalı bir işlemdir.
Lakin bizim ülkemizde kurumsallaşamamış şirketlerin neredeyse tamamı bu mantıkla işlemektedir. Bu son derece yanlış bir işlemdir. Bunun yanı sıra; özellikle uzun süreli ve faizsiz olarak şirketlerin ortaklar hesabından kendi şahsi hesaplarına para aktarmaları faizsiz ortak borçları son derece büyük bir risk taşımaktadır. Mutlaka beyannamenin beyan edilmesinden önce ortaklar cari hesaplarının çok iyi tetkik edilerek değerlendirilmesi ve şirketten para kullanımı olmuşsa faiz işletilmesi olmazsa olmazdır.
En çok sıkıntı yaşanılan konulardan bir başkası da banka kayıtları ile Pos çekimleri mutlak surette bir birini karşılamalıdır. Az evvelde bahsettiğim üzere veri, tutarlığı çapraz sorgulamalar ile kontrol edilmektedir.
KDV matrahı ile matrah uyumu son derece önemli olup bu kalem de yapılan hataların yakalanmaması mümkün değildir. Yazıyı uzatmak istemiyorum ama son olarak şunu da buradan hemen belirtip bu günkü yazımı sonlandırayım.
Binek otomobillerdeki gider kısıtlamaları, özel cezalar gibi kayıtlar kesinlik le vergi matrahına eklenmemelidir. Bu yapılan yanlışlar vergi denetiminde ilk bakılan yer oluyor.
Bu günlük bu kadar. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bahri PALAS
2026 Yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesi
Değerli okuyucularım ; esnaf kardeşlerimizin sıkça dile getirdiği dilimize yerleşmiş hoş bir söz vardır. ‘’ MART AYI DERT ATI ‘’ hatırladınız değil mi.
Mart bitti ama dert bitti mi ? Bitmedi hele hele şirket sahipleri ve mali müşavirler için nisan ayı ayrı bir dert ayı. Laf aramızda bir kabus.
Aslında bitip tükenmeyen bir dert çilesinin içerisinde kıvranıp duruyoruz da neyse o tarafa bir girersek inanın biraz zor oradan çıkarız.
Sayın maliye bakanımızın ekonomideki dengeleri sağlamak ve şirket bilançolarının reel bir hal alabilmesi için oldukça çaba harcadığına şahit oluyoruz.
Evet, bu harcanan emek şirket sahibi müteşebbislerimizi ve maliyenin her istediğini yapmaya çalışan, bilançoları sisteme yükleyen emekçi grubu mali müşavir üstatlarımızı bazen çileden çıkartıyor.
Niye? Alışılmış bir sistem var, bu sistem artık yeterli olmuyor. Çünkü insan aklının da üzerinde bir denetleme mekanizmasının tadına varıldı bir kere. Yapay Zeka.
Yapay zekâ ile artık zahmetsiz bütün şirketlerin alışları, satışları, çapraz sorguları, banka hareketleri hepsi insan gücüne dayanmaksızın kontrol edilin biliniyor.
Biz mali müşavirler için durum çok hoş olmasa da adaletli bir ekonomi alt tabanı oluşturabilmek adına maliye bakanlığımız bu imkânı sonuna kadar kullanmak isteyecektir haklı olarak. Yapay zekânın yeni yeni hayatımıza girdiği şu dönemde bazı sıkıntıların dile getirilmesi de gayet doğaldır diye düşünüyorum.
BÜTÜN BİLANÇO KALEMLERİ ŞEFFAF OLSUN. EN ÇOK BUNU BİZ MUHASEBECİLER ARZULUYORUZ.
Üçüncü bir şahıs bilançoya baktığında reel olarak bu bilançoyu okuyabilmeli. Bilgi alması gereken mercilere gerçek bilgiyi sunabilmeli. Kimsenin aklında gerçeklikle alakalı bir soru işareti kalmamalı.
Bizim muhasebeyi yeni öğrendiğimiz dönem gözümün önünden bir film şeridi gibi geldi geçti şu an. Mali Müşavir üstada soruyorduk bu işlemi hangi hesaba atalım diye? Verdiği cevap evlere şenlik. “Yuvarla gitsin, o yerini bulur” cevabını veriyordu. Bu şekilde yapılan muhasebe kayıtlarını varın siz düşünün. Eski çamlar bardak oldu. Eskiler de eski de kaldı.
Şimdi hemen şöyle bir göz atalım bakalım neler değişiyor muhasebe alanında;
Beyan esasına dayalı beyanname bildirimlerinde denetim kapasitesini hiç şüphesiz önemli ölçülerde arttırmıştır.
Bütün işlemlerin elektronik ortama taşınmasıyla birlikte buna bankaların entegrasyonu da dâhil olmak üzere bilançodaki matrah bildiriminden çok daha fazla şirket ve şirket ortaklarının finansal hareketlerini ve bu hareketlere sebep olan davranışlarını çok boyutlu mercek altına alınarak incelenmesine olanak sağlamaktadır.
En önemli konulardan bir tanesi de kurumlar vergisi ile alakalı şirket hissedarlarının şirketin kasasına giren parayı kendilerinin, ceplerindeki para olarak görmeleri. Şöyle anlatayım.
Benim bir evim, bir arabam ve bir de şirkete ait ortaklığım var diyelim. Tamam şirkette benim ama şirket resmi bir statü kazanmış ise artık onun kurumsal ayrı bir kişiliği vardır. Şirketin elde ettiği kazanç şirketin kasasında kalır. Şirkette zaten benim düşüncesi ile şirkete ait 100 Kasa hesabında olması gereken para hissedarın ya da şirket sahibinin cebinde olursa bu hatalı bir işlemdir.
Lakin bizim ülkemizde kurumsallaşamamış şirketlerin neredeyse tamamı bu mantıkla işlemektedir. Bu son derece yanlış bir işlemdir. Bunun yanı sıra; özellikle uzun süreli ve faizsiz olarak şirketlerin ortaklar hesabından kendi şahsi hesaplarına para aktarmaları faizsiz ortak borçları son derece büyük bir risk taşımaktadır. Mutlaka beyannamenin beyan edilmesinden önce ortaklar cari hesaplarının çok iyi tetkik edilerek değerlendirilmesi ve şirketten para kullanımı olmuşsa faiz işletilmesi olmazsa olmazdır.
En çok sıkıntı yaşanılan konulardan bir başkası da banka kayıtları ile Pos çekimleri mutlak surette bir birini karşılamalıdır. Az evvelde bahsettiğim üzere veri, tutarlığı çapraz sorgulamalar ile kontrol edilmektedir.
KDV matrahı ile matrah uyumu son derece önemli olup bu kalem de yapılan hataların yakalanmaması mümkün değildir. Yazıyı uzatmak istemiyorum ama son olarak şunu da buradan hemen belirtip bu günkü yazımı sonlandırayım.
Binek otomobillerdeki gider kısıtlamaları, özel cezalar gibi kayıtlar kesinlik le vergi matrahına eklenmemelidir. Bu yapılan yanlışlar vergi denetiminde ilk bakılan yer oluyor.
Bu günlük bu kadar. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.