SON DAKİKA
Hava Durumu

5.Gastronomi festivalinin ardından…

Yazının Giriş Tarihi: 27.09.2026 13:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 27.09.2026 13:49

Bu yazımda siz değerli okuyucularım ile 57 yıl evvel hayata gözlerimi açtığım, manevi değeri çok ulu olan, benim için olmazsa olmaz Ulu Bursa’mızın 5. Gastronomi festivali hakkında yazacağım. Çünkü Bursa’mız için bir değer oluşturmakta ve bizde Bursa’da yaşayan, görev yapan herkes olarak bu değere artı bir değer daha katmak için elimizden geleni yapacağız.

Ben Bursa doğumluyum ama Göçmen bir ailenin çocuğuyum. Bundan olsa gerek ki bütün göçmen ailelerini kendi ailem gibi severim ve toz kondurmam. Hatta bir adım daha ileriye giderek, Bu topraklara medeniyeti biz göçmenlerin getirdiğini övünerek söyleyebilirim. Bizden hain çıkmaz.

Neyse, bugünkü konumuz Bursa 5. Gastronomi Festivali olacak lakin Festivalin parıltılı dünyasını sizlere yazmaya başlamadan bir tatlı çeşidimiz ile yazıma başlamayı uygun buldum. Biraz da olsa ağzımız tatlansın.

Mustafakemalpaşa tatlısı, bir göçmen ailenin mutfağından dünya mutfaklarına kadar uzanmıştır. Evet, bir göçmen ailenin şehrimize, ülkemize ve dünyamıza kattığı bir lezzet şölenidir. Çok severim ama şeker hastası olduğum için bu şöhretli lezzetin gerçek hakkını veremediğimi düşünüyorum. Bundan dolayı ne kadar varlıklı olursan ol, sende olduğu kadarını değil, kısmet olduğu kadarını yani nasibin kadarını yiyebiliyorsun.

Mustafakemalpaşa tatlısının festival içerisindeki yerini anlatmadan, önce hikâyesini sizlere anlatmak isterim. Bu tatlının geçmişi tam bir asır öncesine dayanır. Balkanlardan bu gün yaşadığımız topraklara yerleşen bir göçmen annenin, çocuklarını mutlu etmek için evinde hazırladığı mütevazı bir tatlı ile başlıyor bu tatlı yolculuk. Önceleri sadece aile içerisinde pişiyor, sonra Mustafakemalpaşa ilçesinde halkımızın beğenisini kazanarak, 1920’li yılların kasaba dondurmacısı Ahmet Bey’in Bu ev yapımı lezzeti fark etmesiyle oyunun kuralları yeniden yazılıyor. Ahmet Bey evde hazırlattığı tatlıyı kendi dondurmacı dükkânında satmaya başlayarak, tatlıya ilk ticari niteliği kazandırmış oluyor. Ve ilçe halkı bu hafif ve lezzetli tatlıyı öylesine seviyor, benimsiyor ki, üretim çok kısa bir sürede Kemalpaşa ilçe sınırlarını aşarak Bursa Şehrimize oradan tüm ülkemize ve dünyamıza doğru bir yolculuğa başlıyor.

Bu bir asırlık lezzet yolculuğu, lezzeti bir tarafa aynı zamanda ülkemizdeki, mutfak teknolojisindeki dönüşümü de gözler önüne sermektedir. Ev ölçeğinde annelerimizin el emeği ile yapılan bu tatlımız, sanayi tesislerine kadar uzanarak ekonomi ile alakalı yazılarda da haklı yerini almaktadır.

Bir kenti anlamanın, onu değerlendirmenin en doğru yollarından bir tanesi bu kentin beslenme, yeme içme alışkanlıklarından yani mutfağından geçer.

Bu yıl yine kapılarını lezzet tutkunlarına açan 5. Uluslararası Bursa Gastronomi Festivali, sadece damakları şenlendirmekle kalmadı. Acayip bir göz tatmini oluşturup gönüllerde taht kurdu.

Öyle değil mi sevgili okuyucularım. Bir insanın önce gözü doymalı yoksa mide bir şekilde doyuyor.

Bu tarz festivaller nesilden nesillere aktarılan zengin bir mirası dünya sahnesine çıkarıyor. Şöyle anlatmaya çalışayım ki, Bursa mutfağı dediğimizde ilk aklımıza her ne kadar kebap geliyor olsa da sergilenen bu kadar, bir birinden lezzetli şehrimize mal olmuş yiyecekleri gördükçe kültürümüzün hemen akıllara gelen bir ki yiyecek çeşidiyle sınırlı olmadığını bir tokat gibi yüzümüze çarpmaktadır.

Bu arada hemen bu festivalin hazırlanmasında, bizlere ulaşmasında katkısı olan herkese, en başta da Bursa’mızın teknik direktörü Sn. Büyükşehir Belediye Başkan Vekilimiz Şahin Biba’ya canı yürekten teşekkür ediyorum.

Gerçekten de bu teşekkürü hak ettiniz. Çok derli toplu çok profesyonel bir organizasyondu. Öyle değil mi ki, onca insanı oraya hiçbir kargaşa, hiçbir olay olmadan toplamak ve aynı hassasiyet ile kazasız belasız dağıtmak marifet isteyen bir iş.

Bir de o güzelim döner tabaklarda herkese tek tek verilmiş olsa mıydı acaba? Farklı bir görüntü, eleştirmeyeceğim. Nazar boncuğu olmuş diyorum.

Festival alanında dolaşırken bir standın daha önünde durup sıraya girdim ki; bende bu girdiğim sıra bana gelince verilen ikramdan nasiplenenlerden bir tanesiyim. Doğanın yeraltı sularıyla fermente edilen kıtır lezzet Gedelek Turşusu. Abi bir dahaki sefere bu turşu suyunun acılısını da koyun. Çok güzel oluyor.

Tekrardan emeği geçen, katkı sunan, ikramda bulunan herkese teşekkür ediyorum.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.