SON DAKİKA
Hava Durumu

Ahlakçı olmak/ Ahlaklı olmak

Yazının Giriş Tarihi: 15.09.2025 11:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.09.2025 11:54

Devlet tarafından desteklenmiş dayanışmacı toplum modeline geçmemiz gerektiğini ve bu ekonomi modelinin de şahsıma ait olduğunu köşe yazımda belirtmiştim. Çok fazla, beni tanıyan kişi tarafından bu ekonomi modelini daha detaylı anlatmamı ve gerçekten ekonomimiz için bir kurtuluş reçetesi olup olamayacağını sordular. Bu yüzden de bugün biraz da bu ekonomi modelinden bahsedeceğim.

Yüzde yüz bu ülkenin ekonomi olarak kurtuluşu olur mu diye sorarsan. Tabii ki de garanti veremem. İnsan faktörünün etkin olduğu kocaman bir alanda kimse garanti veremez. Bu söz yalan olur. 23.05.2025 tarihindeki HATIRALAR başlığı verdiğim köşe yazımda benim bu ekonomi modelini bir partimizin merhum genel başkanına anlatmıştım ve bana aynı soruyu o da sormuştu. Vaktiniz müsaitse gazetenin internet arşivinde bir göz atabilirseniz biraz daha detaya vakıf olabilirsiniz.

Yazıma bir fıkra ile başlamayı uygun buldum.

Komutan savaşı kaybetmiş ve Askeri mahkemeye hesap vermesi için getirilmiş;

Hakim savaşı kaybeden komutana soruyor. ‘’ Niye bu savaşı kaybettik ? ‘’

Savaşı kaybeden komutan askeri hâkime; ‘’ efendim savaşı kaybetmemizin on tane sebebi var ‘’

Hakim ‘’ say bakalım neymiş bunlar? ‘’ diye sorar.

Savaşı kaybeden komutan ‘’ efendim savaşı kaybetme sebebimizin birincisi, mermimiz bitti. İkincisi ‘’

Hakim ‘’ tamam diğerlerini saymana gerek yok.’’ der.

Fıkra yada hikaye bu kadar. Gerisini saymaya, bilmeye gerek yok. Mermi bittiyse savaşı kaybedersin. Mermisiz savaşan, dünyada kasatura savaşlarının ilk örneğini veren ve ‘’ ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum’’ diyen bir cihan komutanı Atatürk’ünüz yok ise.

Ekonomi de, Uluslararası bazda bir soğuk savaştır ve cephede verdiğimiz mücadele kadar önemlidir.

Şimdi gelelim yukardaki fıkrayı kendimize uyarlayalım, bu elbiseyi giyip kendi üzerimizde bir görelim.

Halk sorsa bana, biz ekonomi soğuk savaşında, bizim TL’miz Dolar karşısında niye sürekli yenik düşüyor. Alınan onca tedbire karşılık her seferinde niye başarısız oluyoruz.

Bende derim ki on tane değil yüz tane sebebi var. En üst makam olan halkımız; Anlat bakalım nedir ? diye bana sorsa. Bende desem. Birinci sebep ‘’ bu ülkenin ahlaki değerleri dejenere olmuş, Ülkenin büyük bir kesimi ahlaksızlaşma hastalığına tutulmuş, en iyi ekonomi doktorlarının yazdığı reçete bu hastalığa iyi gelmiyor. Çünkü çoğunluk, hasta olduğunu bilmiyor. Toplumda ticari ahlak kalmamış çoğunlukla ama herkes AHLAKÇI, desem. Yanlış bir söz etmiş olmam dimi ?

En üst makam dediğimiz halkımız ne der bana, tamam geri kalanı saymaya gerek yok. Ekonomide yaşadığımız bu savaşı göz göre göre kaybederiz. Daha doğal hiçbir şey olamaz.

Yine bir başka yazımda bahsetmiştim. Hani çok milliyetçi milletiz ya, hani vatanımızı canımızdan daha çok seviyoruz ya, bir kez daha kurtuluş, ayakta kalma mücadelesi verdiğimiz şu son yıllarda; halkımızın yarın için ne olur, ne olmaz düşüncesiyle yastık atına attığı altınları bankalar aracılığı ile ekonomimize katsa bu ülke şöyle derin bir nefes alır. Lakin, maalesef Doğan görünümlü Şahin gibi. ( Son yetişen nesil ne demek istediğimi anlamamıştır. Normal. ) Çok vatanperver görünüp te, kenarısın da sakladığı üç beş altını devletine emanet edemeyecek kadar ülkesine güvenemeyen insanlar. Tabii ki bunda siyasetçilerimiz de sütten çıkmış ak kaşık değiller. Bekli de halkımızın güvenini bozan unsur burası.

‘’ Ne pahasına olursa olsun kazan ‘’ dürtüsüyle yetişiyor bu nesil. İster sınavlar olsun, ister para, ister makam, şan, şöhret. Ne olursa olsun, haram mı helal mi önemli değil, sen yeter ki kazan. Birilerinin hakkının önüne geçiyor olman inan hiç önemli değil. Sen yeter ki sınavı kazan. Para kazan, şan, şöhret sahibi ol. Bunların ne önemi var. İşte kaybettiğimiz yer burası.

Bütün ebeveynler çocuklarının mühendis olmasını istiyor. Ahlaklı bir evlat yetiştirmek için değil, avukat yetiştirmek için, mühendis yetiştirmek için, doktor yetiştirmek için bütün çaba.

İyi de herkesin yetenek ve becerileri aynı değil ki; ama genel olarak istek ve arzular kısaca beklentiler İsviçre, gerçekler Afrika ya da Arap çölleri gibi.

İşte tam bu noktada çok büyük bir kaos yaşanıyor. Beklentiler çok yüksek ama o beklentileri karşılayacak yetenek ve beceri yok ise; adamına göre hırsızlık, üç kağıtçılık, dolandırıcılık, başka insanlar ile birlikte devleti dolandırma ışık hızında yol alıyor.

Bunları yapamayanlarda ya intihar ediyor yada bu hayatın yükünü taşımamak için ya esrar eroine başlıyor veya içine kapanıp kendini dış dünyaya iletişime kapatıyor. Çünkü; ‘’ Bal tutan parmağını yalar.’’ Mantığı ile yetişti bir nesil. Tüketirken her şeyin en iyisini isteyen egoist düşünce, Üretirken kaytarma, kurnazlık ve cinlik peşinde.

Sonuç olarak iyi insan yada ahlakı olmayı öğretemezsek çevremize ve çocuklarımıza bir gün, bir şekilde bu insanlar birinin malını çalar, devletin vergi kazancını çalar, güzel bir kız çocuğunun hayatını çalar.

Şimdi artık bana kimse sormasın Ekonomimiz düzelir mi diye, biz düzelirsek inanın her şey düzelir. Hoşçakalın.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.