Değerli okuyucularım. Ekonomi yazılarıma, Bursa’da Meydan gazetesinin bana verdiği ekonomi sayfasının köşesinde hala devam ediyorum. Vakit buldukça da elbette ki yazacağız inşallah.
Sabah kahvaltımı yapıp evden ayrıldım. Saat dokuzda ofisimde olmak benim için çok kıymetli. Hem çalışanlarıma ve işime bir saygı hem de rızkın gerçek sahibine bir şükür meselesi.
Elhamdülillah, çok şükür, hamd olsun kelimelerini çok sevmeme, dilime pelesenk etmeme rağmen sadece bunları dile söyletmek gereğini yapmamak bana hep sade ve basit gelmiştir. Bu kelimeleri dilimizden düşürmeyeceğiz elbette ama ofisin açılması gereken saatlerde tam o vakitte dilimizde çok şükür kelamı ile birlikte işimin başında olmayı gerçek bir şükür vesilesi olarak görmekteyim. Hem kavli hem de fiili şükür olarak. Çok şükür bize bu idraki nasip eden yaratıcımıza.
Arabamı ofisime yakın bir yere park edip, ofisime doğru yürürken tanıdık bir simanın günaydın abi demesiyle o tarafa yöneldim. Aleyküm selam kardeşim der demez, otomatikman, gayri ihtiyari ‘’ işlerin nasıl kardeşim ‘’ diye sordum. Tamamen laf olsun diye, muhabbet olsun diye. Zira zaten Mali Müşaviri benim, üç aşağı beş yukarı biliyorum zaten mali durumu. Tamamen ağız alışkanlığı.
Bu kardeşimiz benim ofisimin yakınında bir esnaf lokantası işleten genç ( tabii ki bize göre genç ) bir girişimci. Benim ofisimde çalışanlarda yemeklerini orada yiyorlar. Yemekleri piyasa şartlarına göre hem daha lezzetli, fiyat olarak ta gayet uygun. Tam bir esnaf lokantası işte. Üç çeşit seçmeli yemek alıp yiyebiliyorsun. Ödediğin parayla aynı yemekleri evde yapmaya kalksan daha pahalıya gelir inanın. Tabii ki de bildiğimiz tanıdığımız bir yer olarak buraya karşı bir hijyen takıntımız da yok. Hijyen şartlarına uyduğunu biliyoruz. Gönlümüz rahat bir şekilde yemeğimizi yiyebiliyoruz.
Çok kıymetli okuyucularım bir şarkının sözleriyle devam edeceğim bu günkü makaleme. Konu Esnaf Lokantaları olduğu içinde bu şarkının sözlerini yazımın içerisine serpiştireceğim. Sıkılmadan okuyabilmeniz adına farklı bir çalışma denemek istiyorum.
Aman bu fasulye 7.5 lira Hem kaynasın hem oynasın.
Ben işlerin nasıl diye sorunca kapının önünden bankoya yani yemek paralarını tahsil ettiği bölümün başına geçerek çekmeceden bir sürü not alınmış evrak çıkararak önüme koydu. ‘’ Abi verdiğimiz hizmetin karşılığını alabilsek inan çok daha rahat bir şekilde lokantamı yürütebileceğim. ‘’ dedi. Mevzuyu anladım aslında tahsilat sorunu var onu anlatacak, ben anlamama rağmen onun anlatmasına fırsat vermek için sessiz kaldım ve pür dikkat ona odaklandım. ‘’ Abi şu evrak şu firmadan şu kadar alacak var, şu evrakta şu kadar, bunda şu kadar alacak var ‘’ birçok evrakı önüme koyup tahsilat yapamadığından ve işyerini çevirmekte zorlandığından bahsediyordu. Aslında çok iyi anlamıştım onu. Taviz verdiğimiz taktirde bizde de inanılmaz bir tahsilat sorunu oluşabiliyor.
‘’ Peki bunlara hala hizmet veriyor musun? ‘’ diye sorduğum da. Evet abi bazısıyla yolları ayırırken bazısıyla paramı tahsil edebilmek için çalışmak zorundayım cevabını verdi. Niye? dedim. Başladı anlatmaya.
Diyelim yüz lira alacağım var bana çıkartıp ay sonunda otuz lira verip işçileri yemeğe devam ediyor. Her ay bana geriden para ödeniyor ama içeride benim alacağım para her ay biraz daha artıyor. Dinlerken aynı zaman da kafamda bunu yapan kişilerin yemek konusunda bu işletmeyi gizli sermaye olarak ablukaya aldıklarını düşünüyorum aynı zamanda.
Demek ki lokantada fasulye kaynıyor ama oynamıyor. Çok üzücü bir başka firmayı finanse ediyor ama yapabileceği bir şey yok. Vermiyorum dese yemek hizmeti alan firmayı çalışanları ile birlikte kaybetme korkusu da var.
Aman bu fasulye kaynamaz oldu Aman Lokantacı Esnaf oynamaz oldu.
Bu süreç böyle devam ederse Lokantacı esnaf oynamaz olur. Çünkü buradan gelecek parayla bu esnaf kardeşimiz kirasını, elektriğini, doğalgazını. Vergisini, çalışanının maaşını, sigortasını ödeyecek, ertesi günü oradaki esnaflara daha güzel yemekler üretebilmek için domatesi biberi soğanı, yumurtası, patatesi…( saymakla bitmez ) ürünleri alıp tabldot yemek hazırlayacak. Bu lokantacı Esnaf oynamaz arkadaş. Oynayabilene aşk olsun.
Aman bu fasulye tuz, biber ister Aman Lokantacı Esnaf oynamak ister.
Aman bu fasulye çok sarmaşık Aman işlerimiz hep dolaşık.
Halkımızın piyasa şartlarında hesaplı ve kaliteli sulu yemek yiyebilmeleri için devletimizin acilen uygulaması gereken üzerine düşen bir çok görev var. Bunlar;
KDV mutlak surette yüzde bire düşürülmeli
Elektrik ve Doğalgaz gibi enerji tüketimleri ile su kullanımları mutlaka süspansiyona tabi olmalı
Bağlı oldukları odalar daha kaliteli ürünleri daha uygun fiyata alabilmeleri için gerekli çalışmaları yapmaları ve birlikte hareket etme ruhu oluşturulmalı.
En önemlisi de; Esnaf Lokantaları verdiği hizmetin karşılığını hemen almalı, uyanıklık yapan yemek hizmeti alan firmaları finansal olarak süspansiyone etmemeli.
Artık lokantacılar olarak para kazanmayı geçtik günü kurtarmanın peşindeyiz.
Sulu yemek lokantaları bir bir kapanıyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bahri PALAS
Bu fasulye 7,5 lira
Değerli okuyucularım. Ekonomi yazılarıma, Bursa’da Meydan gazetesinin bana verdiği ekonomi sayfasının köşesinde hala devam ediyorum. Vakit buldukça da elbette ki yazacağız inşallah.
Sabah kahvaltımı yapıp evden ayrıldım. Saat dokuzda ofisimde olmak benim için çok kıymetli. Hem çalışanlarıma ve işime bir saygı hem de rızkın gerçek sahibine bir şükür meselesi.
Elhamdülillah, çok şükür, hamd olsun kelimelerini çok sevmeme, dilime pelesenk etmeme rağmen sadece bunları dile söyletmek gereğini yapmamak bana hep sade ve basit gelmiştir. Bu kelimeleri dilimizden düşürmeyeceğiz elbette ama ofisin açılması gereken saatlerde tam o vakitte dilimizde çok şükür kelamı ile birlikte işimin başında olmayı gerçek bir şükür vesilesi olarak görmekteyim. Hem kavli hem de fiili şükür olarak. Çok şükür bize bu idraki nasip eden yaratıcımıza.
Arabamı ofisime yakın bir yere park edip, ofisime doğru yürürken tanıdık bir simanın günaydın abi demesiyle o tarafa yöneldim. Aleyküm selam kardeşim der demez, otomatikman, gayri ihtiyari ‘’ işlerin nasıl kardeşim ‘’ diye sordum. Tamamen laf olsun diye, muhabbet olsun diye. Zira zaten Mali Müşaviri benim, üç aşağı beş yukarı biliyorum zaten mali durumu. Tamamen ağız alışkanlığı.
Bu kardeşimiz benim ofisimin yakınında bir esnaf lokantası işleten genç ( tabii ki bize göre genç ) bir girişimci. Benim ofisimde çalışanlarda yemeklerini orada yiyorlar. Yemekleri piyasa şartlarına göre hem daha lezzetli, fiyat olarak ta gayet uygun. Tam bir esnaf lokantası işte. Üç çeşit seçmeli yemek alıp yiyebiliyorsun. Ödediğin parayla aynı yemekleri evde yapmaya kalksan daha pahalıya gelir inanın. Tabii ki de bildiğimiz tanıdığımız bir yer olarak buraya karşı bir hijyen takıntımız da yok. Hijyen şartlarına uyduğunu biliyoruz. Gönlümüz rahat bir şekilde yemeğimizi yiyebiliyoruz.
Çok kıymetli okuyucularım bir şarkının sözleriyle devam edeceğim bu günkü makaleme. Konu Esnaf Lokantaları olduğu içinde bu şarkının sözlerini yazımın içerisine serpiştireceğim. Sıkılmadan okuyabilmeniz adına farklı bir çalışma denemek istiyorum.
Aman bu fasulye 7.5 lira
Hem kaynasın hem oynasın.
Ben işlerin nasıl diye sorunca kapının önünden bankoya yani yemek paralarını tahsil ettiği bölümün başına geçerek çekmeceden bir sürü not alınmış evrak çıkararak önüme koydu. ‘’ Abi verdiğimiz hizmetin karşılığını alabilsek inan çok daha rahat bir şekilde lokantamı yürütebileceğim. ‘’ dedi. Mevzuyu anladım aslında tahsilat sorunu var onu anlatacak, ben anlamama rağmen onun anlatmasına fırsat vermek için sessiz kaldım ve pür dikkat ona odaklandım. ‘’ Abi şu evrak şu firmadan şu kadar alacak var, şu evrakta şu kadar, bunda şu kadar alacak var ‘’ birçok evrakı önüme koyup tahsilat yapamadığından ve işyerini çevirmekte zorlandığından bahsediyordu. Aslında çok iyi anlamıştım onu. Taviz verdiğimiz taktirde bizde de inanılmaz bir tahsilat sorunu oluşabiliyor.
‘’ Peki bunlara hala hizmet veriyor musun? ‘’ diye sorduğum da. Evet abi bazısıyla yolları ayırırken bazısıyla paramı tahsil edebilmek için çalışmak zorundayım cevabını verdi. Niye? dedim. Başladı anlatmaya.
Diyelim yüz lira alacağım var bana çıkartıp ay sonunda otuz lira verip işçileri yemeğe devam ediyor. Her ay bana geriden para ödeniyor ama içeride benim alacağım para her ay biraz daha artıyor. Dinlerken aynı zaman da kafamda bunu yapan kişilerin yemek konusunda bu işletmeyi gizli sermaye olarak ablukaya aldıklarını düşünüyorum aynı zamanda.
Demek ki lokantada fasulye kaynıyor ama oynamıyor. Çok üzücü bir başka firmayı finanse ediyor ama yapabileceği bir şey yok. Vermiyorum dese yemek hizmeti alan firmayı çalışanları ile birlikte kaybetme korkusu da var.
Aman bu fasulye kaynamaz oldu
Aman Lokantacı Esnaf oynamaz oldu.
Bu süreç böyle devam ederse Lokantacı esnaf oynamaz olur. Çünkü buradan gelecek parayla bu esnaf kardeşimiz kirasını, elektriğini, doğalgazını. Vergisini, çalışanının maaşını, sigortasını ödeyecek, ertesi günü oradaki esnaflara daha güzel yemekler üretebilmek için domatesi biberi soğanı, yumurtası, patatesi…( saymakla bitmez ) ürünleri alıp tabldot yemek hazırlayacak. Bu lokantacı Esnaf oynamaz arkadaş. Oynayabilene aşk olsun.
Aman bu fasulye tuz, biber ister
Aman Lokantacı Esnaf oynamak ister.
Aman bu fasulye çok sarmaşık
Aman işlerimiz hep dolaşık.
Halkımızın piyasa şartlarında hesaplı ve kaliteli sulu yemek yiyebilmeleri için devletimizin acilen uygulaması gereken üzerine düşen bir çok görev var. Bunlar;
KDV mutlak surette yüzde bire düşürülmeli
Elektrik ve Doğalgaz gibi enerji tüketimleri ile su kullanımları mutlaka süspansiyona tabi olmalı
Bağlı oldukları odalar daha kaliteli ürünleri daha uygun fiyata alabilmeleri için gerekli çalışmaları yapmaları ve birlikte hareket etme ruhu oluşturulmalı.
En önemlisi de; Esnaf Lokantaları verdiği hizmetin karşılığını hemen almalı, uyanıklık yapan yemek hizmeti alan firmaları finansal olarak süspansiyone etmemeli.
Artık lokantacılar olarak para kazanmayı geçtik günü kurtarmanın peşindeyiz.
Sulu yemek lokantaları bir bir kapanıyor.