Bu günlerde televizyon kanallarının neredeyse tamamında cam, alüminyum ve pet şişelerin geri dönüşüm kutularına atılarak karşılığında 1 TL para alacağımızı anlatan haberleri seyrediyoruz ve okuyoruz.
Kesinlikle çok güzel bir uygulama ama daha iyisini yapmakta bence mümkün. Peki, bu nasıl olacak? Bu uygulamanın artılarını eksilerini birer birer yazıp karşılaştıracağız ve ne kadar doğru ne kadarı yanlış ölçüp biçtikten sonra sizlerle birlikte karar vereceğiz.
Bu ülkeye yapılan her hizmet bizim çok değerli, çok kıymetli. Ama bizim yapılan her işi olduğu gibi kabullenme huyumuz maalesef yok. Belki de bizim gibi gazetelerde yazı yazmaya çalışan arkadaşların tamamının ortak özelliği; her konuyu incelemek ve sonuca göre karar vermek.
Her geri dönüşümün çöp ( pislik ) olmadığının vatandaşlarımızda farkındalığını oluşturmak için birçok paneller düzenlendi, haberler yapıldı. İnsanları eğitmek ve dışarıya her attığımız ambalajın doğamızı kirlettiğini gözler önüne serip, atılmaması gerektiğine inandırmak zor bir süreç. İnsan faktörü hele ki kitlesel uygulamalarda çok fazla sebepten dolayı farklı davranışlar gösterebiliyor.
Pislik gözüyle baktığımız çöplerimiz ile geri dönüştürülebilen ambalaj atıklarının arasındaki en önemli farkı bence birazdan anlatacağım birkaç cümlelik kıssa çok kısa ve net bir şekilde özetliyor.
Üniversitede akademisyen bir hocamız öğrencilerine ‘’ pislik nedir? ‘’ diye soruyor.
Sınıfta bulunan her öğrenci kendine göre pisliğin ne olduğunu tanımlamaya ve tarif etmeye çalışıyor.
Hocamız her öğrencinin verdiği cevabı tek tek dikkatle dinledikten sonra diyor ki;
‘’ ASLINDAN KOPUK OLAN HER ŞEY BİR PİSLİKTİR ‘’ diyerek başlıyor anlatmaya. Annenizin, sevgilinizin ya da sevdiğiniz insanların saçlarını okşar bazen de dönem dönem öper koklarız. Ama aynı saç aslından kopup ta bir yemeğin ya da bir çayın içerisine düştüğünü gördüğümüzde tiksiniriz.
Kıymetli okuyucularım aslından kopuk olan her şey bir pislikten ibarettir. ( Bundan dolayıdır ki; Allah ile arayı çok açıp, kopma seviyesine getirmemek lazım diye düşünüyorum. )
Şimdi makinaya bu ambalaj atıklarını atacağız ve barkodu okuttuğumuz taktirde uygulamada ki hesabımıza 1 TL bir para gelecek. Ben biraz da buraya takıldım. Miktarından ziyade sırf o bir liraları hesabında görmek isteyip te bu uygulamaları kullanmak isteyenlerde mutlaka olacak. Maddi bir değere takılmadan sırf temiz bir toplum düşüncesi ile gönüllü insanlarımız da olacak.
Ben bir liraya takıldım. Bu para olmasaydı da elli atığa bir tiyatro bileti ya da gündem de olan bir kitap olsaydı. Vatandaşlarımızın okuma ve sosyal etkinliklerde bulunma olanağı daha fazla olmaz mıydı?
Şimdi bu makinaları şehrin belli noktalarına koyacağız. Bu makinalarıda inanılmaz yüksek bir maliyet ile maliyemizdeki para kaynağını kullanacağız. Evet; yapılan her hizmete eyvallah, yapanlardan Allah razı olsun velakin biz bu makinaları ne kadar muhafaza edebileceğiz. Psikolojisi bozuk psikopatın biri yarın o hesabına geçmesi gereken bir TL para hesaba geçmedi yada sevgilisi terk ettiği için makinayı yumruklayacak, tekmeleyecek. Her makinanın başına bir kameramı koyacaksınız ya da bir polis memuru mu?
Bakın kesinlikle yanlış demiyorum. Çok harika bir uygulama. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımıza ve bu uygulamaya katkı sağlayan personeline teşekkür ediyorum.
Bir müddet büyük bir hassasiyet ile insanımız ilgi gösterecek ve bir süre sonra yine birçok kimsenin umursamadığı, kenarda şöylece boynu bükük garipler gibi bu makinaların küflenerek miladını tamamlayacakları günü bekleyeceklerini düşünüyorum. İnşallah, yarabbi ben çok art niyetliyimdir. Tabii ki bu arada bu makinaları Ülkemize getirip satan firmalar yine para kazanmış olacak. Hani lafı açılmışken bu makinaları biz mi üretiyoruz ?
Biz üretmiyorsak şayet yine büyük sıkıntı.
Hiç bir çöp yada ambalaj atığı katiyen pislik değildir. Zaten çöp konteynırlarından bunları toplayarak geçimini sağlayan bu sistemin emekçileri var. Her ne kadar ilkel bir metot olarak görünse de bu atıkları toplayanlar belki de bu ambalaj atıklarını, karton ve kâğıtları paraya çevirerek aile geçindiriyor. Para kazanmasalar sayıları da bu denli artmazdı.
Biz ülke olarak geri dönüşümün hayatımız için olmaz ise olmaz olduğunu insanlarımıza inandırabilirsek şayet daha maliyetsiz, daha organik bir ortamda geri dönüştürülebilir ürünleri sıfır atık oranında toplar ve dönüştürebiliriz. Bunu eğitiminin alt yapısını yapamazsak istediğimiz kadar makinalaşmaya çabalayalım.
Eğitimler verilerek herkeste bu şuur oluşturulabilmeli. Bu işin en ekonomik yönü bu.
Saygılarımla….
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bahri PALAS
Geri dönüşüm
Bu günlerde televizyon kanallarının neredeyse tamamında cam, alüminyum ve pet şişelerin geri dönüşüm kutularına atılarak karşılığında 1 TL para alacağımızı anlatan haberleri seyrediyoruz ve okuyoruz.
Kesinlikle çok güzel bir uygulama ama daha iyisini yapmakta bence mümkün. Peki, bu nasıl olacak? Bu uygulamanın artılarını eksilerini birer birer yazıp karşılaştıracağız ve ne kadar doğru ne kadarı yanlış ölçüp biçtikten sonra sizlerle birlikte karar vereceğiz.
Bu ülkeye yapılan her hizmet bizim çok değerli, çok kıymetli. Ama bizim yapılan her işi olduğu gibi kabullenme huyumuz maalesef yok. Belki de bizim gibi gazetelerde yazı yazmaya çalışan arkadaşların tamamının ortak özelliği; her konuyu incelemek ve sonuca göre karar vermek.
Her geri dönüşümün çöp ( pislik ) olmadığının vatandaşlarımızda farkındalığını oluşturmak için birçok paneller düzenlendi, haberler yapıldı. İnsanları eğitmek ve dışarıya her attığımız ambalajın doğamızı kirlettiğini gözler önüne serip, atılmaması gerektiğine inandırmak zor bir süreç. İnsan faktörü hele ki kitlesel uygulamalarda çok fazla sebepten dolayı farklı davranışlar gösterebiliyor.
Pislik gözüyle baktığımız çöplerimiz ile geri dönüştürülebilen ambalaj atıklarının arasındaki en önemli farkı bence birazdan anlatacağım birkaç cümlelik kıssa çok kısa ve net bir şekilde özetliyor.
Üniversitede akademisyen bir hocamız öğrencilerine ‘’ pislik nedir? ‘’ diye soruyor.
Sınıfta bulunan her öğrenci kendine göre pisliğin ne olduğunu tanımlamaya ve tarif etmeye çalışıyor.
Hocamız her öğrencinin verdiği cevabı tek tek dikkatle dinledikten sonra diyor ki;
‘’ ASLINDAN KOPUK OLAN HER ŞEY BİR PİSLİKTİR ‘’ diyerek başlıyor anlatmaya. Annenizin, sevgilinizin ya da sevdiğiniz insanların saçlarını okşar bazen de dönem dönem öper koklarız. Ama aynı saç aslından kopup ta bir yemeğin ya da bir çayın içerisine düştüğünü gördüğümüzde tiksiniriz.
Kıymetli okuyucularım aslından kopuk olan her şey bir pislikten ibarettir. ( Bundan dolayıdır ki; Allah ile arayı çok açıp, kopma seviyesine getirmemek lazım diye düşünüyorum. )
Şimdi makinaya bu ambalaj atıklarını atacağız ve barkodu okuttuğumuz taktirde uygulamada ki hesabımıza 1 TL bir para gelecek. Ben biraz da buraya takıldım. Miktarından ziyade sırf o bir liraları hesabında görmek isteyip te bu uygulamaları kullanmak isteyenlerde mutlaka olacak. Maddi bir değere takılmadan sırf temiz bir toplum düşüncesi ile gönüllü insanlarımız da olacak.
Ben bir liraya takıldım. Bu para olmasaydı da elli atığa bir tiyatro bileti ya da gündem de olan bir kitap olsaydı. Vatandaşlarımızın okuma ve sosyal etkinliklerde bulunma olanağı daha fazla olmaz mıydı?
Şimdi bu makinaları şehrin belli noktalarına koyacağız. Bu makinalarıda inanılmaz yüksek bir maliyet ile maliyemizdeki para kaynağını kullanacağız. Evet; yapılan her hizmete eyvallah, yapanlardan Allah razı olsun velakin biz bu makinaları ne kadar muhafaza edebileceğiz. Psikolojisi bozuk psikopatın biri yarın o hesabına geçmesi gereken bir TL para hesaba geçmedi yada sevgilisi terk ettiği için makinayı yumruklayacak, tekmeleyecek. Her makinanın başına bir kameramı koyacaksınız ya da bir polis memuru mu?
Bakın kesinlikle yanlış demiyorum. Çok harika bir uygulama. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımıza ve bu uygulamaya katkı sağlayan personeline teşekkür ediyorum.
Bir müddet büyük bir hassasiyet ile insanımız ilgi gösterecek ve bir süre sonra yine birçok kimsenin umursamadığı, kenarda şöylece boynu bükük garipler gibi bu makinaların küflenerek miladını tamamlayacakları günü bekleyeceklerini düşünüyorum. İnşallah, yarabbi ben çok art niyetliyimdir. Tabii ki bu arada bu makinaları Ülkemize getirip satan firmalar yine para kazanmış olacak. Hani lafı açılmışken bu makinaları biz mi üretiyoruz ?
Biz üretmiyorsak şayet yine büyük sıkıntı.
Hiç bir çöp yada ambalaj atığı katiyen pislik değildir. Zaten çöp konteynırlarından bunları toplayarak geçimini sağlayan bu sistemin emekçileri var. Her ne kadar ilkel bir metot olarak görünse de bu atıkları toplayanlar belki de bu ambalaj atıklarını, karton ve kâğıtları paraya çevirerek aile geçindiriyor. Para kazanmasalar sayıları da bu denli artmazdı.
Biz ülke olarak geri dönüşümün hayatımız için olmaz ise olmaz olduğunu insanlarımıza inandırabilirsek şayet daha maliyetsiz, daha organik bir ortamda geri dönüştürülebilir ürünleri sıfır atık oranında toplar ve dönüştürebiliriz. Bunu eğitiminin alt yapısını yapamazsak istediğimiz kadar makinalaşmaya çabalayalım.
Eğitimler verilerek herkeste bu şuur oluşturulabilmeli. Bu işin en ekonomik yönü bu.
Saygılarımla….