SON DAKİKA
Hava Durumu

İmara takılanlar…

Yazının Giriş Tarihi: 17.05.2026 11:25
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.05.2026 14:11

Ördekli Kültür Merkezinde yapılacak olan, İmara Takılanlar Derneğinin 2. Olağan Genel Kuruluna dernek başkanı İbrahim Hacıoğlu tarafından davet edildim. Davete icabet etmemek olmaz.

Çok yoğun bir ilgi ve büyük bir kalabalık bekliyordum aslında Genel Kurulda. Çünkü bunu sadece Bursa için yazıyorum ki, Bursa'da kaçak yapılaşma oranı, bazı uzman görüşlerine göre konut stokunun yaklaşık yüzde 60'ını bulmaktadır. Bu bilgiyi internetten aldım. Yanlış olabilir mi diye araştırma gereği dahi duymadım. Evet, bu rakam korkunç büyüklükte de olsa yaklaşık olarak gerçek bu.

Bursa sürekli göç almakta ve aralıksız büyümekte olan bir şehir. Sürekli olarak nüfusu artıyor ve bu artışa bağlı olarak barınma sorunu ortaya çıkıyor.

Kesinlikle belediyelerin konutlaşma hizmetlerini ve inşaat firmalarının çok kısa zamanda yapmış oldukları bir birinden güzel evleri, siteleri küçümsemiyorum. Her biri bir birinden güzel yapılar. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte inşaat sektörü de bu teknolojiye ayak uydurdu.

Özellikle devletimiz kanalıyla yapılan TOKİ’lerin ne kadar sağlam ve estetik bir yapıya sahip olduğunu, hep birlikte üzülerek yaşadığımız depremlerde gördük. İnşallah büyük bir deprem beklentisi aşamasında devletimizin eli ile tamamlanmış TOKİ bina sayımız artar, yaşayan vatandaşlarımız da evim depremde yıkılır mı? endişesi yaşamadan huzur içinde yaşantılarına devam ederler.

İmar sorununu iki ana yapıya ayırarak anlatmaya çalışacağım.

Bunlardan ilki belediye sınırları içerisinde yapılan kaçak yapılaşma ve imar sorunu taşıyan ikamet,

İkincisi de belediye sınırlarından daha uzakta, şehrin kalabalık lığından kaçarak kafa dinlemek maksadıyla yapılan ufak tefek hobi bahçeleri.

Bir insan niye imar yasasını aşarda kendine irili ufaklı bir ev yapıp belediye ile, devleti ile karşı karşıya kalır diye kendi kendime soruyorum. Her şey resmi devletimizin verdiği yetkiler dahilin de yapılsa daha güzel olmaz mı; Hem bir sürü emek harcayıp, bir sürü masraf yapıyorsun. Sonrada acaba yıkılacak mı endişesiyle hayatı kendine zindan ediyorsun.

Öncelikle bu olayda belediyeleri bu işin en baş suçlusu olarak görüyorum. Neden ?

Beyazıd-ı Bistami isminde bir zat yaşamış bir dönem. Nefsiyle mücadele yolculuğunda bir hikaye anlatılır kedisi mestan ile birlikte.

Beyazıd-ı Bestaminin kedisi bir fareyi inine giremeden fark etmiş ve o minik farenin yuvasının önünde nöbet tutmaya başlamış. İnine giremeyen fare kedi Mestam’a yalvarmaya başlamış. ‘’ Kedi efendi, bak içeride yavrularım var, karınları açtır. Bir müsaade ediversen de şu deliğe girip yavrularımı doyursam ne olacak. Hadi bu seferlik görmemezlikten geliver, salıver gideyim karıncıklarını doyurayım. Beni sonra yakalayınca yersin olmaz mı? diye yalvar yakar soruyor. ‘’

Mestam kedinin verdiği cevap çok manidar. ‘’ Olmaz, ben buna izin veremem ‘’ ve ardında da diyor ki;

‘’ Bir kere izin verirsem yol olur. ‘’

Yol olur değerli başkanım. Birileri daha ilk bu işlere tenezzül ettiğinde Kedi mestam gibi olaya bakıp ta, kusura kalmayın size bir kere izin verirsem şayet diye düşünerekten olmaz denseydi, siyasi çıkarlar ön planda tutulmayaydı. Kimse bu işlere kalkışamazdı.

Haklı olarak ta kalkışan olursa yıkardınız. Ama şimdi öyle mi ya; adam emekli olunca rahat nefes alabileceğimiz bir yerimiz olsun diye almış olduğu o arazideki yere, sağına bakıyor inşaat, soluna bakıyor inşaat, önüne ardına bakıyor inşaat. Her kezler gelip irili ufaklı bir şeyler kondurmuş deyip bu da bir derme çatma baraka konduruveriyor. Hadi bakalım bir kişi daha arttı imara takılanların sayısı Bursa’da.

Siz belediyelerin görevi sadece merkez belediyelerde yaşayan vatandaşların ikame sorunlarıyla ilgilenmek değil ki, gerçi kusur aramaya kalkarsak küçücük bu yazı devasa bir kitap haline dönüşür.

Şehirlerimizin havası kirlendi, insanlarımız üst üste yaşıyor. Araçlarını park edecek park yeri bulamıyorlar akşamları evlerine geldiklerinde. Sağına bakıyor beton bina soluna bakıyor beton bina.

Oysaki sağına bakınca denizi soluna bakınca dağı görmek istiyor vatandaş. Oksijeni bol rahat bir nefes almak istiyor değil mi. Sabah kahvaltısını ederken kuş sesleri eşliğinde kahvaltı yapmak istiyor ama şehirde bu mümkün. Bu da ne; acı bir fren sesi, durmak kesilmek bilmeyen korna sesleri. İştahım kaçtı kahvaltıda yapmak istemiyorum. Der; dimi insan ?

Saygı değer belediye başkanlarım, önce özellikle biz emekli bireylerin kaliteli bir ortamda yaşamalarına olanak sağlayacak çalışmaları yapın, inanın kimse belediyeler ile karşı karşıya gelmek istemez. Belediye başkanı görevi bitince orayı terk edip bırakır ama bizler yaşadığım belediyeleri terk edip gidemeyiz. Oralar daha çok bizim. Yapılan ve yapılacak her hizmette bizim için olmalı. Saygılarımla.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.