SON DAKİKA
Hava Durumu

Meteliğe kurşun atmak…

Yazının Giriş Tarihi: 04.11.2026 17:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.11.2026 17:34

Meteliğe kurşun atmak sözünü duymuşsunuzdur mutlaka. Çok ilginç ve bir o kadarda gerçeği şaka yollu, gülümseyerek anlatan ve gülümseyerek karşı tarafa aktaran, dilimize mal olmuş deyim.

Değerli okuyucularım, son günlerde aslında hazır gıda sektörünün hijyenik olmayan taraflarına değinerek evde yapılan her türlü gıdanın hem hijyen yönünden, hem ekonomik olarak çok daha ucuz ve çok daha fazla sağlıklı olduğuna değinecektim. Lakin bir husus dikkatimi çekti ve bunun çok daha önemli olduğunu düşünerek yazacağım konuyu değiştirdim.

Uzun bir zamandır evden işe, işten eve araçla gidip geldiğim için, sokak ve caddelerden uzaklaştığımı fark ettim.

Bir arkadaşıma merhaba demek, biraz laflamak için arkadaşımın işyerine gitmek istedim. Biraz yürüyeyim hem açılayım hem de geri ofisime dönüşte üç harfli marketlerin birinden çalışanlarıma çikolata alayım diye düşündüm. Caddeye indim, sağa sola bakına bakına yürümeye başladım.

Bir dükkanın boşluğu çok dikkatimi çekti. Aaa dükkan boşaltılmış dedim kendi kendime. Daha önceki yıllarda alış verişte yaptığım bir ayakkabı satış mağazası. Sahibiyle de iyi, samimi sohbetim vardı. Kapanmış ve yalnızlığa terkedilmiş gibiydi. Üzüldüm. Üzüldüm demek çok hafif kalır, doğrusu içime oturdu.

Aslında esnafımızın piyasada alış veriş durgunluğundan dolayı kepenk indirdiğini ve iş yerinin faaliyetini sonlandırdığını biliyor ve duyuyorduk. Hatta bazen bir muhasebeci olarak bizatihi kapanış işlemi için evrakları vergi dairesine biz gönderiyoruz.

Hani bir söz vardı ya. Başkasının helvasını yemek tatlı gelir ama cenaze seninse helvanın tadı olmaz. O tatlı helva bile acı gelir.

Telefonumu elime alıp iş yeri sahibinin numarası var mı diye hemen baktım listeme. Hala numara duruyordu. Hemen isminin üzerine basarak kendisini aradım.

Selam canım abim, senin dükkanın önünden geçerken işyerini kapattığını gördüm. Bir aksilik yoktur inşallah, bir hastalık yok dimi diye kendisine sordum. Yaşça benden büyük, emekli bir abimiz.

Yok be kardeşim, para kazanamaz olduk niye her gün dükkanı açayım ki, sifte etmeden kepenk indiriyoruz. Hadi, boş durmayayım, cebimize üç kuruş para girsin emekli maaşıyla yetinmeyeyim diye düşünüyordum ama artık bıçak kemiğe dayandı. Kar marjımız çok düştü. Üç kuruş elimize kalıyor kalmıyor, hatta kalmıyor ki, yok kira, yok elektrik, yok, su, yok kdv, yok vergi, muhasebe derken elimizdeki sermayeyi de tükettik. Dedi mi? Dedi.

Ya kardeşim hadi ben emekliyim, kendi evim. Peynir ekmek yer ben bir şekilde yaşam mücadelesi veririm de caddeyi şöyle bir tur atıver bakalım kaç dükkan ayakta kalmış. Şöyle bir bak hele.

Üzüldüm, kendisini teskin etmek için olsun canın sağ olsun vatan sağ olsun dedim demesine de şöyle sağıma dönmemle bir baktım ki tam karşısındaki tütüncü de, erkek berberi de kapanmış.

Üşenmeyip caddedeki boşaltılmış dükkanların tamamını bir bir saydım. Tam on iki tane.

Bu insanlar işyerlerini kapatmışlar ama acaba çalışacak bir iş bulabildiler mi kendilerine. Öyle bir zamandayız ki çalışacak iş yeri bulmakta çok zor. Kısacası aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.

Ne olacak esnafın bu hali?

Ne olacak işyerini kapatıp iş bulamayan insanımızın bu hali?

Ne olacak işyerini kapatıp, çalışamayacak iş bulamayan insanımızın şayet varsa zor günler için kenarı ya attığı üç kuruş para da bittiğinde?

Eşi çalışıyorsa eşinin eline mi bakacak.

Emekli ana babası emekli maaşıyla zar zor geçinirken onlardan medet mi umacak.

Yoksa Allah göstermesin parasızlık, işsizlik beraberinde aile katliamlarını mı getirecek.

Yoksa rabbim göstermesin, sokak ortasında eşkıyalık haberlerini mi duyacağız ya da başımıza bu felaketler gelerek şahit mi olacağız.

Bu işte bir yanlış var. Hayırlısı…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.