SON DAKİKA
Hava Durumu

Şirket araçlarında beklenmedik tehlike…

Yazının Giriş Tarihi: 17.04.2026 12:20
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.04.2026 12:21

Ofisime gelir gelmez televizyonumu açarak ulusal bir kanaldaki o günün haberlerini dinlerim. Televizyondaki görüntüleri izlemesem de. Bu alışkanlık bana uzun yıllar öncesi çalıştığım muhasebe ofisinden kaldı. Allah rahmet eylesin çalıştığım muhasebe ofisinin mali müşaviri Ünal Taner büyüğümüzdü. Sigara kullanmaz sürekli pipo içerdi. Bundan dolayı da içeride inanılmaz ağır bir pipo tütünü kokusu olurdu. Her ne kadar havalandırmaya çalışsak ta o koku o ofisi o kadar benimsemiş ki bir türlü bu kokudan ofis arınmazdı. Keşke yaşasaydı da ofis pipo tütünü koksaydı. Güzel günlerdi.

Ondan hatıra olarak kalan anılardan bir tanesi de sürekli radyonun çalışıyor olmasıydı. Hiç kimse kulak kabartmasa da o radyo bütün gün boyunca tıngırdar dururdu. O dönem radyo vardı bu dönem hemen hemen herkesin ofisinde irili ufaklı bir TV var. Bundan dolayıdır ki; seyretmiyor, dinlemiyor olsam da televizyonumu gelir gelmez hemen açarım. Televizyonu açar açmazda yanımda çalışan kızlardan birine seslenir çay isterim. Hâlbuki ofise gelmeden on beş yirmi dakika önce sabah kahvaltısından kalkmış olurum. Dedim ya alışkanlık işte. Neyse muhabbeti fazla uzatmayayım konumuza geçelim.

Televizyonumu açtım çayımı yudumlarken ofisimde oğluma gelen bir telefon ile dikkatim o tarafa yöneldi. Oğlum telefondaki kişiye tabii ki buyurun gelin babam ofiste odasında diyordu. Sabırla telefonunu kapatmasını bekledim ve konuşma bitince oğlum o seni arayan kimdi diye de sordum.

Şirket sahibi bir müşterimiz. Benimle görüşmeye geleceklermiş. Benim ofiste olup olmadığımı sormuşlar. Neyse on dakika kadar sonra baba oğul geldiler. Odama alıp çay ve kahvelerini söylediğim gibi büyük bir kızgınlıkla sgk’dan kendilerine gelen yazıyı bana göstererek, başlarına geleni kıza kıza anlatmaya başladılar.

Konu özetle şöyle; Müşterilerim yukarıda da yazdığım gibi şirket sahibi insanlar. İşyerlerinde bir sürü sigortalı çalışan ve bir sürüde şirket araçları var. Her çalışan kendilerine tahsis edilen araç ile trafiğe çıkıyor ve trafiği tehdit edecek bir durum söz konusu olmadıkça bir sorunda olmuyor. Kısacası o güne kadar bir sorun yok yani.

Müşterimizin eniştesi. Babasının da müstakbel damadı şirkete gelip arabalardan bir tanesinin anahtarını sekreterden istiyor. Sekreter her ne kadar olmaz bir telefon açıp bildirmem gerekiyor demeye çalışsa da, enişte olur mu hiç kızım öyle bir şey babamın ( kayınpederimin ) iş yeri burası, benim de işyerim, benim de bu şirkette hakkım var diyerek anahtarı alıp çıkıp gidiyor.

Şirketin arabasını almasına alıyor da, polise yakalanacağını ve şirket arabasına aile fertlerinden biri dahi olsa binilmeyeceğini bilmiyor. Beklenilen de oluyor zaten. Trafik taramasına yakalanıyor ve kimlik bilgileri SGK teşhisi yapılmak üzere sigortaya gönderiliyor.

Sigorta ne yapıyor peki, sizce affeder mi ? Affetmez.

Gittik SGK kurumuna durum şöyleyken şöyle anlatmaya çalıştık derdimizi. Sağ olsunlar dinlediler elbette ki; lakin ‘’ şeriatın kestiği parmak acımaz ‘’ atasözü bir kez daha tecelli etti şirket sahibinin buruk hevesinde.

Neymiş efendim; şirket araçlarına şirket sahibinin kendi ve SGK’lı çalışanlarının haricinde hısım, akraba, damadın binmesi yasakmış.

Valla aklıma ne geldi biliyor musunuz; bu uygulamada olduğu gibi devletimin kamu kurumlarındaki makam araçlarının da kullanıcısının dışında binilmesinin yasak olması elbette ki.

Evet değerli okuyucularım bu yazacağım çok daha da ilginç.

Bizim şirket dediğimiz firmalar ahı gitmiş vahı kalmış, sırf şirket ibaresi faturalarında, kaşelerinde olsun diye kurulmuş işyerleri, aslında şahıs işletmelerinden bir farkları yok ama ne diyeyim işte.

Şirket sahibi kısa mesafelere giderken çok masraf olmasın diye ( yalanı da hazır hani ) trafiğe takılmamak için bir motosiklet alıyor ve giderlerini düşmek için şirketin bilançosuna bu motor geçiriliyor. Buraya kadar her şey normal eyvallah.

Şirket sahibi müteşebbis arkadaşın farklı bir şehirde üniversitede okuyan bir de oğulcağızı var. Allah zihin açıklığı ve uzun ömürler versin. Ara tatilde okulundan Bursa’ya baba ocağına geliyor. Ertesi günü de babasının işyerine ziyarete gidiyor. Ooo bir bakıyor ki motosiklet almış babası.

Şöyle motoru alayım bir iki arkadaş ziyareti yapayım diye düşünüyor ama düşündüğü gibi olmuyor. Daha trafiğe çıkar çıkmaz rutin polis kontrolüne giriyor. Yine aynı yukarıdaki anlattığım gibi trafik polislerimiz motorun şirkete kayıtlı olduğunu görür görmez SGK ya bu delikanlının TC kimlik no’sunu gönderiyor sigortası var mı diye?

Çocuk öğrenci zaten, nereden bilsin şirket motoru olduğunu, binmemesi gerektiğini. Burası Türkiye. Hiç sorun değil cezayı yiyince o da şirket araçlarına binilmemesi gerektiğini öğreniyor.

Bir önceki yazımı Kurumlar Vergisi ile alakalı yazmıştım. Bu yazımda onunla bağlantılı olduğu için kaleme aldım. Siz siz olun SGK sigortanız yok ise şirket araçlarına kesinlikle binmeyin.

Şimdilik hoşça kalın…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.