15 Eylül 2026'da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 41 büyük, yaş sebze ve meyve tedarikçisi firmanın 41 yöneticisi hakkında gözaltı kararı verilmiş. 22 ilde 109 iş yeri ve ikamette arama yapılmış. İlk operasyonda 40 şüphelinin yakalandığı, 1 kişinin ise aranmasının sürdüğü belirtilmiş.
Vergi Denetim Kurulu'nun çalışmasında yaklaşık 1029 çiftçinin beyanına başvurulmuş. Çiftçilerin ürünleri hangi fiyattan sattıkları, tedarikçilerin alış ve satış kayıtları ile hal kayıt sistemi verileri karşılaştırılmış. Savcılığın açıkladığı soruşturma bulgusunda ise bazı tedarikçilerin ürünü gerçek alış fiyatından daha yüksek gösteren müstahsil makbuzları düzenlediği, maliyetleri yüksek ve ürün arzını düşük gösterdiği iddia ediliyor.
Bu arada bu işi kestirip atmamak gerekiyor diye düşünüyorum. Gerçekten sahte veya gerçeğe aykırı belge düzenlenmesi ile üreticinin gerçek satış bedelinin belgeye neden daha yüksek yazıldığı konusunu birbirinden hakkaniyetlicene ayırmak gerekiyor. Olayın ekonomik mekanizmasını anlamak açısından çok önemli bir soru ortaya çıkarıyor. Birazdan buraya detaylıca değineceğim.
Değerli okuyucularım, kesinlikle birileri servetine servet katarken, emeğin yani tarlada, bağda, bahçede güneşin alnında ter içerisinde çalışıp mahsul üreten çiftçilerimizin, emeklerinin heba edilmesini ve uğraşılarının değersizleştirilmesini katiyen reva göremem. Lakin olaya siyaset ile de alakalı bir kardeşiniz olarak tarafsız bakmak, sorunun nereden kaynaklandığını tespit ederek, sorunların aşılması ve bu sorunların daha net anlaşılabilmesi açısından tarafsız olmak, başta ülkeme ve okuyucularıma artı bir fayda sunmak isterim. Bütün çaba ve gayretim bu yöndedir.
Şimdi olayı hikayeleştirerek sizlere aktaracağım ki umarım çok iyi anlaşılabilsin.
Olay şudur ki; İhracatçı değdiğimiz, toptancı ve tedarikçiler tarladan meyveyi dalından 30 TL’ye alırken Müstahsil Makbuzlarına 70 TL gösteriyorlar.
Buradaki hesabı bir kez de biz yapalım bakalım ne çıkacak.
İhracatçı ya da tedarikçi meyveyi dalından 30 TL’den aldı, Bu söz konusu ürünün %20-25’i meyve suyuna ayrıldı.
Ne demek meyve suyuna ayrılması; ileri olgun, çürük ve atıl meyve.
Geri kalan meyvenin en az %20-25’i küçük boy dediğimiz 3. Sınıf meyve.
%20-25 meyve suyuna ayrılan + % 20-25 3. Sınıf dediğimiz, küçük kalan meyveler
Toplam neredeyse % 50 yaptı mı?
30 TL den alınan meyveyi meyve suyu oranı ve 3. Sınıf ufaklı meyvenin oranı ile oranlarsak % 50.
Bu da bize 30 TL olan bağ ve bahçedeki ürünün yüzde 50 artı maliyet unsurunu oluşturuyor.
30 TL’ye alınan meyveyi 1.50 ile çarptığımızda meyvenin kilogram maliyeti 45 TL’ ye çıkıyor.
Tüccar daha önce aldığı mala seyrekleme, ( tekleme ) ve hasat toplama için en az kilogram başı 15 TL masraf yapıyor.
Toplam 45 TL olan ürün 60 TL’ye çıkıyor. Ve devam ediyor.
Söz konusu ürünün ambalajı, yakıt giderleri ve bilumum başkaca giderlere de 10 TL yansıtıldığında Tüccara bir kg ürünün maliyeti 70 TL’ye gelmektedir.
Tüccar aldığı mala 70 TL Müstahsil Makbuzu düzenliyor. Vergi denetimcileri tarafından çiftçiye bu malı kaça sattın diye sorulduğunda 30 TL diyor.
Tüccarın yaptığı masraflar ile birlikte ürün bedeli 70 TL olunca aradaki fark dikkat çekiyor.
Aradaki farkı tüccar muhasebeleştiremeyince hesap verilmesi güç bir hale dönüşüyor. Çok yüksek kar elde ediliyormuş gibi gözüküyor.
Tabii ki bu arada biz gerek üretici ve gerekse alım satım yapan dostlarımızdan edindiğimiz bilgileri sizler ile paylaştık. Bu işin kâğıt ortamındaki matematiği budur. Bunun haricinde eksiğini fazlasını bilemem. Bilerek daha fazla kazanmak ve haksız rekabet oluşturup daha fazla para elde etmek için yapılan uyanıklıkları ülkemize ülke halkımıza reva görmüyoruz.
Doğrusu ne ise Adalet mutlaka yerini bulacaktır.
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ümüzünde buyurduğu gibi; ‘’ çiftçi bu milletin efendisidir. ‘’ Çiftçi üretmez ise yiyecek bir şey bulamayız.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bahri PALAS
Tarlada otuz evde yüz otuz…
15 Eylül 2026'da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 41 büyük, yaş sebze ve meyve tedarikçisi firmanın 41 yöneticisi hakkında gözaltı kararı verilmiş. 22 ilde 109 iş yeri ve ikamette arama yapılmış. İlk operasyonda 40 şüphelinin yakalandığı, 1 kişinin ise aranmasının sürdüğü belirtilmiş.
Vergi Denetim Kurulu'nun çalışmasında yaklaşık 1029 çiftçinin beyanına başvurulmuş. Çiftçilerin ürünleri hangi fiyattan sattıkları, tedarikçilerin alış ve satış kayıtları ile hal kayıt sistemi verileri karşılaştırılmış. Savcılığın açıkladığı soruşturma bulgusunda ise bazı tedarikçilerin ürünü gerçek alış fiyatından daha yüksek gösteren müstahsil makbuzları düzenlediği, maliyetleri yüksek ve ürün arzını düşük gösterdiği iddia ediliyor.
Bu arada bu işi kestirip atmamak gerekiyor diye düşünüyorum. Gerçekten sahte veya gerçeğe aykırı belge düzenlenmesi ile üreticinin gerçek satış bedelinin belgeye neden daha yüksek yazıldığı konusunu birbirinden hakkaniyetlicene ayırmak gerekiyor. Olayın ekonomik mekanizmasını anlamak açısından çok önemli bir soru ortaya çıkarıyor. Birazdan buraya detaylıca değineceğim.
Değerli okuyucularım, kesinlikle birileri servetine servet katarken, emeğin yani tarlada, bağda, bahçede güneşin alnında ter içerisinde çalışıp mahsul üreten çiftçilerimizin, emeklerinin heba edilmesini ve uğraşılarının değersizleştirilmesini katiyen reva göremem. Lakin olaya siyaset ile de alakalı bir kardeşiniz olarak tarafsız bakmak, sorunun nereden kaynaklandığını tespit ederek, sorunların aşılması ve bu sorunların daha net anlaşılabilmesi açısından tarafsız olmak, başta ülkeme ve okuyucularıma artı bir fayda sunmak isterim. Bütün çaba ve gayretim bu yöndedir.
Şimdi olayı hikayeleştirerek sizlere aktaracağım ki umarım çok iyi anlaşılabilsin.
Olay şudur ki; İhracatçı değdiğimiz, toptancı ve tedarikçiler tarladan meyveyi dalından 30 TL’ye alırken Müstahsil Makbuzlarına 70 TL gösteriyorlar.
Buradaki hesabı bir kez de biz yapalım bakalım ne çıkacak.
İhracatçı ya da tedarikçi meyveyi dalından 30 TL’den aldı, Bu söz konusu ürünün %20-25’i meyve suyuna ayrıldı.
Ne demek meyve suyuna ayrılması; ileri olgun, çürük ve atıl meyve.
Geri kalan meyvenin en az %20-25’i küçük boy dediğimiz 3. Sınıf meyve.
%20-25 meyve suyuna ayrılan + % 20-25 3. Sınıf dediğimiz, küçük kalan meyveler
Toplam neredeyse % 50 yaptı mı?
30 TL den alınan meyveyi meyve suyu oranı ve 3. Sınıf ufaklı meyvenin oranı ile oranlarsak % 50.
Bu da bize 30 TL olan bağ ve bahçedeki ürünün yüzde 50 artı maliyet unsurunu oluşturuyor.
30 TL’ye alınan meyveyi 1.50 ile çarptığımızda meyvenin kilogram maliyeti 45 TL’ ye çıkıyor.
Tüccar daha önce aldığı mala seyrekleme, ( tekleme ) ve hasat toplama için en az kilogram başı 15 TL masraf yapıyor.
Toplam 45 TL olan ürün 60 TL’ye çıkıyor. Ve devam ediyor.
Söz konusu ürünün ambalajı, yakıt giderleri ve bilumum başkaca giderlere de 10 TL yansıtıldığında Tüccara bir kg ürünün maliyeti 70 TL’ye gelmektedir.
Tüccar aldığı mala 70 TL Müstahsil Makbuzu düzenliyor. Vergi denetimcileri tarafından çiftçiye bu malı kaça sattın diye sorulduğunda 30 TL diyor.
Tüccarın yaptığı masraflar ile birlikte ürün bedeli 70 TL olunca aradaki fark dikkat çekiyor.
Aradaki farkı tüccar muhasebeleştiremeyince hesap verilmesi güç bir hale dönüşüyor. Çok yüksek kar elde ediliyormuş gibi gözüküyor.
Tabii ki bu arada biz gerek üretici ve gerekse alım satım yapan dostlarımızdan edindiğimiz bilgileri sizler ile paylaştık. Bu işin kâğıt ortamındaki matematiği budur. Bunun haricinde eksiğini fazlasını bilemem. Bilerek daha fazla kazanmak ve haksız rekabet oluşturup daha fazla para elde etmek için yapılan uyanıklıkları ülkemize ülke halkımıza reva görmüyoruz.
Doğrusu ne ise Adalet mutlaka yerini bulacaktır.
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ümüzünde buyurduğu gibi; ‘’ çiftçi bu milletin efendisidir. ‘’ Çiftçi üretmez ise yiyecek bir şey bulamayız.
Saygılarımı sunuyorum.