Çocukluğumda ilk okula gittiğim dönemlerde sınıf öğretmenimizin verdiği ödevi yapamadığımızda ya da yapmadığımızda bahane hazırdı. ‘’Elektrikler kesikti öğretmenim. Onun için ödevimi yapmadım ‘’
En masum yalanımızdı belki de ilk hayata başladığımız yıllarda. Bazen o günü kurtardığı da oluyordu. Çokta yalan sayılmazdı belki, çünkü gerçekten çok fazla elektrikler kesiliyordu.
O günün şartları maalesef öyleydi. Çok sık yaşanan elektrik kesintileri, su kesintileri, girdiğimiz tüp kuyrukları, dedem için girdiğim sigara kuyruğu, hadi bakalım sıvı yağ gelmiş bakkala, sıvı yağ kuyruğu, Hastanede muayene kuyrukları, ilaç kuyrukları.
Hayır bunları bir şikayet olsun diye yazmıyorum. Bu kuyrukları yaşadı bu ülke. O dönemde iktidarda kim varsa eleştirildi. Ondan sonraki hükümet te eleştirildi. Şimdi de mevcut hükümet eleştiriliyor. Gayet normal.
İktidar olmak demek elini taşın altına sokmak demek. Görevi, muhalefete göre oldukça zor tabii ki.
Size bir anımı anlatacağım. Türkiye ye giydiği gömlek dar geliyordu. Kalkınmak isteyen refah içerisinde yaşamayı arzulayan kalabalık bir genç nüfusa sahipti Türkiye. Daha modern, herkesin rahat yaşayabileceği, istediğini kuyruklarda beklemeden alabileceği bir ülke özlemi vardı.
Ben ana tarafından Ecevitçi, baba tarafından da Demirelci iki ailenin arasında yetişmiş daha çok merkez sağ düşüncesine sahip bir bireyim. Diğerlerini de pek takip etmezdik.
Bir gün bir ev ziyaretimizde yine konu dönüp dolaşıp siyasete yani Ecevit’in, Demirel’in partilerinin icraatlarına, başarılarına yada başarısızlıklarına geldi konu. Küçük yaştayız ya bizi sıkan konular bunlar. Bir çizgi film seyretsek daha çok keyif alacağız bu sohbetlerden. Ama biz şimdiki gençlik gibi asilik yapamazdık. Bunun bir karşılığı olurdu. Ailelerimizden korkardık.
Sohbet esnasında biri diğerine nasıl kurtulacak bu ülke, nasıl refaha kavuşacak diye birbirlerine sorduklarında yine bu sohbeti sessizce dinleyen Kamil amca bir anda girdi sohbete ‘bu hayvanlardan kurtulmadıkça düzelmez ’ dedi ve sohbet buz kesti. Bütün gözler Kamil amcaya çevrildi. ‘niye böyle bir şey dedin’ dercesine. ‘Kamil amca sözüne devam etti sessiz bir şekilde, DSP’nin logosu güvercin’di, DYP’nin logosu şahlanmış bir at, ANAP’ın logosu arı, bir diğerinin ki kurt varmı daha başka örnek bilmiyorum ama meğer bu hayvan logolu partilerin artık miladını tamamladığını bunların gitmesi gerektiğini anlatmaya çalıştığını anladım.
Evet halkta sıkılmış olmalı ki, bu partilerin tamamını tarihin tozlu sayfaları arsında bırakarak yüzünü yenilikçi tarafa döndü. Bu sefer bir hayvan logosu değildi de bir ampuldü ve halkımız ülkemizin aydınlanacağından çok ümitliydi. Ampul ülkenin geleceğini aydınlatmak üzere halktan icazetini aldı ve göreve başlayalı da yirmi küsur sene oldu.
Yağ, sigara, hastane, ilaç kuyrukları da beraberinde bitti gitti. Paran varsa, canın ne isterse hiç sıra beklemeden gidip alabiliyorsun. Bir de hastanelerde randevu işini çözebilirlerse çok daha güzel olacak. Ülke bir takım sıkıntılar yaşasa da zenginleşti.
Ampul iyi aydınlattı. Aydınlatmasına da. Ampul demişken, o ampulü yakmak için elektrik anahtarına bastığımız gibi elektrik sayacı da hızla dönmeye başlıyor. Koşarcasına, kaçarcasına. Tabii ki aydınlanmanın da bir faturası olacak elbette. Bir hizmet alıyorsak bu hizmetin bedelini de ödeyeceğiz.
Lakin bu sefer alınacak yeni karar ile elektrik kullanımı arttıkça cebimizi fena bir şekilde çarpacak hiç şüphe yok. Biz de bunu dile getireceğiz. Aman ağam, aman paşam bu kış gününde zaten sıkıntı içerisinde olan dar gelirli vatandaşımız bu yükü kaldıramaz diye yazacağız. Belki birileri okur, belki birileri duyar da biraz daha göğsünde topu yumuşatarak vatandaşa paslar ümidi ile.
DEVLET DESTEKLİ ELEKTRİK FATURASI DÜZENLENMESİNDE YENİ DÖNEM.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, elektrik ve doğal gazda devlet desteğinin 2026 itibarıyla yeniden daraltılacağını açıkladı. Yeni yılda aylık 984 TL’nin üzerinde fatura ödeyen abonelere devlet desteği kalkacak.
Bu müjdeyi verir vermez bir başka müjdeyle yazımıza devam edebilirim.
Bu elektrik faturasındaki süspansiyon yani devlet katkısının kalkmasıyla birlikte 2026 yılında yüzde 18 ile 20 oranın da zam da yapılabileceklerini dile getiriyorlar.
Suyundan da koy. Başka ne diyebilirim. Ne söyleyebilirim bir akıl verin bana.
Şimdi her yerde vatandaşımız da diyor ki; bu aramızda kalsın. Duyarlarsa çok kızacaklar.,
‘Faturaları şişirip şişirip yarısını devlet ödüyormuş gibi gösterip şişirilmiş faturaya alıştırıyorlar sonra da üzerine enflasyon farkı koyup vatandaşa kaymaklı faturaları servis ediyorlar.’ vallahi vatandaş böyle diyor. Ben bilmem. Ben devletçiyim. Devletim neyi uygun gördüyse benim için en doğru odur.
1 Ocak 2026’ dan itibaren yürürlüğe girecek yeni düzenleme ile Yıllık elektrik tüketimi 4 bin kWh’ı geçen ( aya böldüğümüzde ise 333 Kilovat saate tekabül eder) yaklaşık 2,5 milyon abone devlet desteğinden yararlanamayacak.
Şimdi onlara soracak olsak tasarruf bilincini güçlendirmek için bunu yapmak zorunda olduklarını söyleyecekler.
Düşük kademede ( günlük 8 kilovat saat altı tüketim) yaklaşık yüzde 57, yüksek kademede ( günlük 8 kilovatsaat ve üzeri tüketim ) yüzde 36 oranında sübvansiyon sağlanmaya devam edilmeye devam edileceği düşünülmektedir.
Bu düzenleme yüzde 6’lık bir kesimi etkileyecek olup bu düşük gelirli ailelerimizin üzerlerindeki kambura bir kambur daha eklemekten başka bir şey değildir.
Afad, geçici barınma evleri, camiler, Kuran Kursları, cem evleri, ibadethaneler, sağlık sebebiyle cihaza bağlı yaşayan vatandaşlar, şehit aileleri, gaziler ve tarımsal faaliyette bulunan tüketiciler muaf olacaktır denilmektedir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bahri PALAS
Vatandaş bedel ödemeye hazırdır ammaaa..
Çocukluğumda ilk okula gittiğim dönemlerde sınıf öğretmenimizin verdiği ödevi yapamadığımızda ya da yapmadığımızda bahane hazırdı. ‘’Elektrikler kesikti öğretmenim. Onun için ödevimi yapmadım ‘’
En masum yalanımızdı belki de ilk hayata başladığımız yıllarda. Bazen o günü kurtardığı da oluyordu. Çokta yalan sayılmazdı belki, çünkü gerçekten çok fazla elektrikler kesiliyordu.
O günün şartları maalesef öyleydi. Çok sık yaşanan elektrik kesintileri, su kesintileri, girdiğimiz tüp kuyrukları, dedem için girdiğim sigara kuyruğu, hadi bakalım sıvı yağ gelmiş bakkala, sıvı yağ kuyruğu, Hastanede muayene kuyrukları, ilaç kuyrukları.
Hayır bunları bir şikayet olsun diye yazmıyorum. Bu kuyrukları yaşadı bu ülke. O dönemde iktidarda kim varsa eleştirildi. Ondan sonraki hükümet te eleştirildi. Şimdi de mevcut hükümet eleştiriliyor. Gayet normal.
İktidar olmak demek elini taşın altına sokmak demek. Görevi, muhalefete göre oldukça zor tabii ki.
Size bir anımı anlatacağım. Türkiye ye giydiği gömlek dar geliyordu. Kalkınmak isteyen refah içerisinde yaşamayı arzulayan kalabalık bir genç nüfusa sahipti Türkiye. Daha modern, herkesin rahat yaşayabileceği, istediğini kuyruklarda beklemeden alabileceği bir ülke özlemi vardı.
Ben ana tarafından Ecevitçi, baba tarafından da Demirelci iki ailenin arasında yetişmiş daha çok merkez sağ düşüncesine sahip bir bireyim. Diğerlerini de pek takip etmezdik.
Bir gün bir ev ziyaretimizde yine konu dönüp dolaşıp siyasete yani Ecevit’in, Demirel’in partilerinin icraatlarına, başarılarına yada başarısızlıklarına geldi konu. Küçük yaştayız ya bizi sıkan konular bunlar. Bir çizgi film seyretsek daha çok keyif alacağız bu sohbetlerden. Ama biz şimdiki gençlik gibi asilik yapamazdık. Bunun bir karşılığı olurdu. Ailelerimizden korkardık.
Sohbet esnasında biri diğerine nasıl kurtulacak bu ülke, nasıl refaha kavuşacak diye birbirlerine sorduklarında yine bu sohbeti sessizce dinleyen Kamil amca bir anda girdi sohbete ‘bu hayvanlardan kurtulmadıkça düzelmez ’ dedi ve sohbet buz kesti. Bütün gözler Kamil amcaya çevrildi. ‘niye böyle bir şey dedin’ dercesine. ‘Kamil amca sözüne devam etti sessiz bir şekilde, DSP’nin logosu güvercin’di, DYP’nin logosu şahlanmış bir at, ANAP’ın logosu arı, bir diğerinin ki kurt varmı daha başka örnek bilmiyorum ama meğer bu hayvan logolu partilerin artık miladını tamamladığını bunların gitmesi gerektiğini anlatmaya çalıştığını anladım.
Evet halkta sıkılmış olmalı ki, bu partilerin tamamını tarihin tozlu sayfaları arsında bırakarak yüzünü yenilikçi tarafa döndü. Bu sefer bir hayvan logosu değildi de bir ampuldü ve halkımız ülkemizin aydınlanacağından çok ümitliydi. Ampul ülkenin geleceğini aydınlatmak üzere halktan icazetini aldı ve göreve başlayalı da yirmi küsur sene oldu.
Yağ, sigara, hastane, ilaç kuyrukları da beraberinde bitti gitti. Paran varsa, canın ne isterse hiç sıra beklemeden gidip alabiliyorsun. Bir de hastanelerde randevu işini çözebilirlerse çok daha güzel olacak. Ülke bir takım sıkıntılar yaşasa da zenginleşti.
Ampul iyi aydınlattı. Aydınlatmasına da. Ampul demişken, o ampulü yakmak için elektrik anahtarına bastığımız gibi elektrik sayacı da hızla dönmeye başlıyor. Koşarcasına, kaçarcasına. Tabii ki aydınlanmanın da bir faturası olacak elbette. Bir hizmet alıyorsak bu hizmetin bedelini de ödeyeceğiz.
Lakin bu sefer alınacak yeni karar ile elektrik kullanımı arttıkça cebimizi fena bir şekilde çarpacak hiç şüphe yok. Biz de bunu dile getireceğiz. Aman ağam, aman paşam bu kış gününde zaten sıkıntı içerisinde olan dar gelirli vatandaşımız bu yükü kaldıramaz diye yazacağız. Belki birileri okur, belki birileri duyar da biraz daha göğsünde topu yumuşatarak vatandaşa paslar ümidi ile.
DEVLET DESTEKLİ ELEKTRİK FATURASI DÜZENLENMESİNDE YENİ DÖNEM.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, elektrik ve doğal gazda devlet desteğinin 2026 itibarıyla yeniden daraltılacağını açıkladı. Yeni yılda aylık 984 TL’nin üzerinde fatura ödeyen abonelere devlet desteği kalkacak.
Bu müjdeyi verir vermez bir başka müjdeyle yazımıza devam edebilirim.
Bu elektrik faturasındaki süspansiyon yani devlet katkısının kalkmasıyla birlikte 2026 yılında yüzde 18 ile 20 oranın da zam da yapılabileceklerini dile getiriyorlar.
Suyundan da koy. Başka ne diyebilirim. Ne söyleyebilirim bir akıl verin bana.
Şimdi her yerde vatandaşımız da diyor ki; bu aramızda kalsın. Duyarlarsa çok kızacaklar.,
‘Faturaları şişirip şişirip yarısını devlet ödüyormuş gibi gösterip şişirilmiş faturaya alıştırıyorlar sonra da üzerine enflasyon farkı koyup vatandaşa kaymaklı faturaları servis ediyorlar.’ vallahi vatandaş böyle diyor. Ben bilmem. Ben devletçiyim. Devletim neyi uygun gördüyse benim için en doğru odur.
1 Ocak 2026’ dan itibaren yürürlüğe girecek yeni düzenleme ile Yıllık elektrik tüketimi 4 bin kWh’ı geçen ( aya böldüğümüzde ise 333 Kilovat saate tekabül eder) yaklaşık 2,5 milyon abone devlet desteğinden yararlanamayacak.
Şimdi onlara soracak olsak tasarruf bilincini güçlendirmek için bunu yapmak zorunda olduklarını söyleyecekler.
Düşük kademede ( günlük 8 kilovat saat altı tüketim) yaklaşık yüzde 57, yüksek kademede ( günlük 8 kilovatsaat ve üzeri tüketim ) yüzde 36 oranında sübvansiyon sağlanmaya devam edilmeye devam edileceği düşünülmektedir.
Bu düzenleme yüzde 6’lık bir kesimi etkileyecek olup bu düşük gelirli ailelerimizin üzerlerindeki kambura bir kambur daha eklemekten başka bir şey değildir.
Afad, geçici barınma evleri, camiler, Kuran Kursları, cem evleri, ibadethaneler, sağlık sebebiyle cihaza bağlı yaşayan vatandaşlar, şehit aileleri, gaziler ve tarımsal faaliyette bulunan tüketiciler muaf olacaktır denilmektedir.