Günlerden pazartesi, haftanın ilk günü ve haftanın ilk gün yorgunluğu var üzerimde. Akşam saat altıyı geçti eve gitme zamanı geldi lakin yağmur hiç dinmedi. Yolum uzun, otuz kilometreden fazla. Yağmura, yorgunluğuma karşılık yine de gitmem lazım.
Ofisin merdivenlerinden aşağıya inmiştim ki alt kat komşumun işyerinin kepenklerini indirirken gördüm.
Eve mi gidiyorsunuz diye, benimde onlarla birlikte gitmek istediğimi belli edecek şekilde sordum. Evet, gel arabaya bin sözü beni ziyadesi ile sevindirdi. Aslında bir başkasının aracına binmekten hep kaçınmışımdır ama daha geçen haftadan kalan soğuk algınlığımı daha henüz üzerimden atamamışım demek ki. Çok yorgun ve halsizim.
Araca biner binmez hemen bir sohbet başladı ki, doğrusu bu sohbetin sonrasını düşündüğümde içim karardı. Beni karamsar birçok düşüncenin içerisine çekerek bıraktı, bakalım siz ne düşüneceksiniz.
Komşumun eşinin resmini yapay zekayla, yapay zekanın barındırdığı bir bayan resmi ile sarmaş dolaş bir video hazırlamış bir tanıdığı kişi, deniz sahilinde. Yenge hanım bana bak diyor; benim resmimi videoya çevirmişler sanki gerçekmiş gibi. Eşi de kendi telefonundan, yapay zeka ile hazırlanmış başkaca bir video gösterdi. Evinin bahçesinde bir arkadaşıyla içki sohbeti yaparken iki tane dansöz de onlar için oynuyordu. Tamam, yapay zekâ ile yapılmış. İlk başta imrenerek, beğenerek bakıyorsun hazırlanan videolara ama ya sonra. İşte sonrasına net bir cevap yok. Çok maalesef.
Değerli okuyucularım, ülkemi ve ülke insanımı çok seviyorum. Hepimiz bir ve beraber olduğumuzda her şey daha güzel. Bazen dile getiriyorum. Bunca yıllık çalışma hayatımdaki tecrübe ve bilgilerimi sizlerle paylaşarak bir farkındalık oluşturmaya çalışıyorum.
Bu yazımdaki farkındalık oluşturma çabam, yapay zekanın varabileceği ahlaksız boyutlar değil. Evet, elbette ki bu boyutu da var. İstediğin insanı al istediğin videoyu yap. İstediğini karala, itibarsızlaştır.
Neyse konumuz yapay zekanın ekonomi ile alakalı boyutu. Harcadığı su ve enerji gibi unsurların bize ve dünyamıza verdiği ciddi zararlar. Tek tek ele almak istiyorum bu konuları.
Ülkeme hizmet etmek adına ve kendime yarın işime belki yarayabilir düşüncesiyle üzerinde çalıştığım şahsıma ait olan DEVLETİMİZİN DESTEKLEYECEĞİ DAYANIŞMACI TOPLUM MODELİ adını verdiğim bir ekonomi tezim var. Bu çalışmamın da, taktir edersiniz ki en önemli başlıklarından bir tanesi de sürdürülebilirlik.
Sınırlı dünya kaynakları ile sınırsız istek ve arzularımızı tatmin etmeye çalışacağız. Başka yolu yok. Başı sonu tasarruf, israf etmemek ve imkânlarımızı diğer dostlarımızla, komşularımızla paylaşmak.
Arama çubuğuna bir soru yazıp saniyeler içerisinde kusursuz, emeksiz, uğraşsız bir yanıt almak yada o bilgiye ulaşmak bizi adeta büyüler ve anlıkta olsa mutlu eder. Çünkü yaratılışımızda bir ilahileşme ve her şeyin bize secde etmesi ( tabi olması ) hakikati de sırlanmış.
Bir şey soruyorsun takkadanak cevabı geliyor.
Bir resim koyuyorsun şakkadanak bir videoya çevriliyor.
Bir şarkı yap diyorsun pattadanak şarkı yapılıyor.
Şöyle bir düşündüm de koskoca Mısır firovunlarında böyle keramet yok. Onlar çok fakir yaşamış.
İyi de ekranda akan pikseller, hiçbir maddi karşılığı yokmuşçasına, havada asılı soyut fikirler gibi görünür. Oysa bu şaşalı, mükemmelliğin ve ihtişamın arkasında, Dünyanın en ağır endüstrileriyle yarışan somut, fiziksel ve amansız bir kaynak tüketimi vardır.
Yapay zeka çağının parlayan yıldızının sahte yüzü her gün telefon ve bilgisayarlarımızın ekranını kaplarken, arka plan bambaşka. Bunu insanımıza anlatamazsak bu bir gün dünyamızın kaynaklarının sonu olur ve bu son Dünyamızın sonu haline dönüşür. Çünkü bunca devasa verileri işleyen veri merkezleri dünyamızın suyunu ve enerjisini sessizce tüketmektedir.
Dostlarım yapay zekanın işlenmesi ve bizlere ulaşması için devasa kablolar, çipler ve soğutma kulelerine bağlı dev bir endüstri çalışmaktadır. Ve hayatımızı yavaş yavaş karartmaktadır.
Yapılan bağımsız akademik araştırmalar, yapay zekayla yapılan her 20 ila 50 soruluk kısa bir sohbetin, yaklaşık yarım litrelik bir şişe suyun buharlaşmasına neden olduğunu ortaya koymaktadır. Masumane bir e-posta taslağı hazırlatırken gezegenin öbür ucundaki bir su kulesinden bir bardak su eksilmektedir.
Yapay zeka derken, zekası yapay ama bir gün yıkıcılığı gerçek olacak bir tehlike ile karşı karşıyayız.
Sürdürülebilir metotlar ile temiz bir Dünya’yı gelecek nesillere miras bırakma düşüncesindeyiz.
İki dakikalık nefsini tatmin edip firavunlaştırmak için bütün şartları zorlamamak en doğrusu olduğunu düşünüyorum. Bu dünya, bu dünya üzerinde yaşayan herkes için lazım.
Saygılar sunuyorum. Hayırlı akşamlar.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bahri PALAS
“Yapay zeka” dünyanın sonunu getirir mi?
Günlerden pazartesi, haftanın ilk günü ve haftanın ilk gün yorgunluğu var üzerimde. Akşam saat altıyı geçti eve gitme zamanı geldi lakin yağmur hiç dinmedi. Yolum uzun, otuz kilometreden fazla. Yağmura, yorgunluğuma karşılık yine de gitmem lazım.
Ofisin merdivenlerinden aşağıya inmiştim ki alt kat komşumun işyerinin kepenklerini indirirken gördüm.
Eve mi gidiyorsunuz diye, benimde onlarla birlikte gitmek istediğimi belli edecek şekilde sordum. Evet, gel arabaya bin sözü beni ziyadesi ile sevindirdi. Aslında bir başkasının aracına binmekten hep kaçınmışımdır ama daha geçen haftadan kalan soğuk algınlığımı daha henüz üzerimden atamamışım demek ki. Çok yorgun ve halsizim.
Araca biner binmez hemen bir sohbet başladı ki, doğrusu bu sohbetin sonrasını düşündüğümde içim karardı. Beni karamsar birçok düşüncenin içerisine çekerek bıraktı, bakalım siz ne düşüneceksiniz.
Komşumun eşinin resmini yapay zekayla, yapay zekanın barındırdığı bir bayan resmi ile sarmaş dolaş bir video hazırlamış bir tanıdığı kişi, deniz sahilinde. Yenge hanım bana bak diyor; benim resmimi videoya çevirmişler sanki gerçekmiş gibi. Eşi de kendi telefonundan, yapay zeka ile hazırlanmış başkaca bir video gösterdi. Evinin bahçesinde bir arkadaşıyla içki sohbeti yaparken iki tane dansöz de onlar için oynuyordu. Tamam, yapay zekâ ile yapılmış. İlk başta imrenerek, beğenerek bakıyorsun hazırlanan videolara ama ya sonra. İşte sonrasına net bir cevap yok. Çok maalesef.
Değerli okuyucularım, ülkemi ve ülke insanımı çok seviyorum. Hepimiz bir ve beraber olduğumuzda her şey daha güzel. Bazen dile getiriyorum. Bunca yıllık çalışma hayatımdaki tecrübe ve bilgilerimi sizlerle paylaşarak bir farkındalık oluşturmaya çalışıyorum.
Bu yazımdaki farkındalık oluşturma çabam, yapay zekanın varabileceği ahlaksız boyutlar değil. Evet, elbette ki bu boyutu da var. İstediğin insanı al istediğin videoyu yap. İstediğini karala, itibarsızlaştır.
Neyse konumuz yapay zekanın ekonomi ile alakalı boyutu. Harcadığı su ve enerji gibi unsurların bize ve dünyamıza verdiği ciddi zararlar. Tek tek ele almak istiyorum bu konuları.
Ülkeme hizmet etmek adına ve kendime yarın işime belki yarayabilir düşüncesiyle üzerinde çalıştığım şahsıma ait olan DEVLETİMİZİN DESTEKLEYECEĞİ DAYANIŞMACI TOPLUM MODELİ adını verdiğim bir ekonomi tezim var. Bu çalışmamın da, taktir edersiniz ki en önemli başlıklarından bir tanesi de sürdürülebilirlik.
Sınırlı dünya kaynakları ile sınırsız istek ve arzularımızı tatmin etmeye çalışacağız. Başka yolu yok. Başı sonu tasarruf, israf etmemek ve imkânlarımızı diğer dostlarımızla, komşularımızla paylaşmak.
Arama çubuğuna bir soru yazıp saniyeler içerisinde kusursuz, emeksiz, uğraşsız bir yanıt almak yada o bilgiye ulaşmak bizi adeta büyüler ve anlıkta olsa mutlu eder. Çünkü yaratılışımızda bir ilahileşme ve her şeyin bize secde etmesi ( tabi olması ) hakikati de sırlanmış.
Bir şey soruyorsun takkadanak cevabı geliyor.
Bir resim koyuyorsun şakkadanak bir videoya çevriliyor.
Bir şarkı yap diyorsun pattadanak şarkı yapılıyor.
Şöyle bir düşündüm de koskoca Mısır firovunlarında böyle keramet yok. Onlar çok fakir yaşamış.
İyi de ekranda akan pikseller, hiçbir maddi karşılığı yokmuşçasına, havada asılı soyut fikirler gibi görünür. Oysa bu şaşalı, mükemmelliğin ve ihtişamın arkasında, Dünyanın en ağır endüstrileriyle yarışan somut, fiziksel ve amansız bir kaynak tüketimi vardır.
Yapay zeka çağının parlayan yıldızının sahte yüzü her gün telefon ve bilgisayarlarımızın ekranını kaplarken, arka plan bambaşka. Bunu insanımıza anlatamazsak bu bir gün dünyamızın kaynaklarının sonu olur ve bu son Dünyamızın sonu haline dönüşür. Çünkü bunca devasa verileri işleyen veri merkezleri dünyamızın suyunu ve enerjisini sessizce tüketmektedir.
Dostlarım yapay zekanın işlenmesi ve bizlere ulaşması için devasa kablolar, çipler ve soğutma kulelerine bağlı dev bir endüstri çalışmaktadır. Ve hayatımızı yavaş yavaş karartmaktadır.
Yapılan bağımsız akademik araştırmalar, yapay zekayla yapılan her 20 ila 50 soruluk kısa bir sohbetin, yaklaşık yarım litrelik bir şişe suyun buharlaşmasına neden olduğunu ortaya koymaktadır. Masumane bir e-posta taslağı hazırlatırken gezegenin öbür ucundaki bir su kulesinden bir bardak su eksilmektedir.
Yapay zeka derken, zekası yapay ama bir gün yıkıcılığı gerçek olacak bir tehlike ile karşı karşıyayız.
Sürdürülebilir metotlar ile temiz bir Dünya’yı gelecek nesillere miras bırakma düşüncesindeyiz.
İki dakikalık nefsini tatmin edip firavunlaştırmak için bütün şartları zorlamamak en doğrusu olduğunu düşünüyorum. Bu dünya, bu dünya üzerinde yaşayan herkes için lazım.
Saygılar sunuyorum. Hayırlı akşamlar.