SON DAKİKA
Hava Durumu

Bursa’nın Kalbi Mutfakta Attı

Yazının Giriş Tarihi: 29.09.2025 18:29
Yazının Güncellenme Tarihi: 29.09.2025 18:30

Bursa sadece tarih ve doğa şehri değil, aynı zamanda lezzetlerin de başkenti…

Son yıllarda giderek daha fazla gündeme gelen gastronomi turizmi, artık şehrin en güçlü marka değerlerinden biri olma yolunda. İşte bu vizyonla düzenlenen 4. Bursa Uluslararası Gastronomi Festivali, Merinos Park’ta görkemli bir açılışla başladı.

Ve cuma, cumartesi, pazar günleri Bursalılar resmen akın etti Merinos’a…

Adeta dev bir mutfağa dönüşen Merinos Park’ta, dünyanın farklı köşelerinden gelen şefler, akademisyenler, üreticiler ve gastronomi meraklıları buluştu. Bu yılın teması, “Rota Yeniden Oluşturuluyor.” Boşuna seçilmiş bir tema değil… Zira Bursa’nın zengin mutfağı, sadece geçmişin mirasını taşımıyor; bugünün damak tadına da yön veriyor, geleceğe de lezzetli bir iz bırakıyor.

Festivalin başlangıcı da anlamlıydı: “Dostluk Çorbası”… Başkan Mustafa Bozbey’in de vurguladığı gibi, o çorbanın içinde sadece baharatlar değil, kardeşlik, dayanışma ve paylaşma vardı. Sofralar paylaşıldıkça güzelleşir; şehirler de öyle. Bursa bugün sofralarıyla da dünyaya dostluk mesajı veriyor.

Üç gün boyunca konserlerden tadım etkinliklerine, yarışmalardan şef söyleşilerine kadar dolu dolu bir program var. Moldova’dan Tataristan’a, KKTC’den Çin’e kadar pek çok ülke burada. Bu çeşitlilik, festivalin sadece bir lezzet şöleni değil, aynı zamanda kültürler arası bir köprü olduğunu da gösteriyor.

Bozbey’in konuşmalarında özellikle dikkat çeken iki nokta var:
Birincisi, “Bursa Lezzet Durağı” projesi… Kentin simge yemeklerini doğru şekilde sunan işletmelere “Güvenilirlik Sertifikası” verildi. Bu adım, gastronomi turizmi açısından çok önemli. Zira gelen bir turist, “Ben bu kebabı, bu tatlıyı Bursa’da en doğru şekilde nerede yiyebilirim?” diye sorduğunda, artık güvenilir bir cevabı olacak.

İkinci önemli nokta ise “Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi”… Uludağ’ın eteklerinden, Mustafakemalpaşa’nın sütünden, Gemlik’in zeytininden, Cumalıkızık’ın köy ürünlerinden bahsediyoruz. Bunların ticari değer kazanması, markalaşması, köylünün emeğinin dünyaya açılması Bursa’nın geleceği için kritik.

Festivalde ayrıca “Şefler köy yollarında” etkinliğiyle usta şeflerin köylerde üreticilerle buluşması sağlanmış. Bu bence işin en kıymetli tarafı. Çünkü şehirde vitrin güzel olur ama asıl değer tarlada, bağda, bahçede. O ürün olmazsa mutfak da olmaz, gastronomi de… Bozbey’in üreticiye verdiği teşekkür bu açıdan çok yerinde.

Ve bir diğer önemli kazanım: “Tescilden Tabağa Bursa Gastronomisi” kitabı… Kentin mutfak hafızasını kalıcılaştıracak bu eser, sadece bugün için değil gelecek nesiller için de büyük bir armağan. Çünkü kültür ancak yazıya, kitaba, kayda geçtiğinde yaşamaya devam eder.

Elbette festivalin tüm bu renkli yönleri arasında en çok hoşuma giden şey şu oldu: Bursa, artık sadece “iskender kebap” ile anılan bir şehir olmaktan çıkıyor. Evet, iskender bir markadır, tartışılmaz. Ama Bursa mutfağı iskenderle sınırlı değil. Mihaliç peyniri, kestane şekeri, pideli köfte, süt helvası, cantık, ciğer sarma, mercimekli bükme… Daha nice lezzet var. Bu festival, Bursa’nın zengin mutfak mirasını dünyaya göstermek için müthiş bir fırsat.

Bursa’nın kalbi bu hafta mutfakta attı. Umarım bu festival, sadece üç günle sınırlı kalmaz; şehrin gastronomi vizyonuna sürekli katkı yapar. Çünkü lezzet, kültürdür; kültür ise kimliğimizin en güçlü parçasıdır.

SEVGİYLE KALIN!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.