Bursa yalnızca sanayinin başkenti değil; aynı zamanda bilginin, teknolojinin ve genç aklın da yükseldiği bir şehir.
Bu yükselişin en önemli aktörlerinden biri ise 2010 yılında kurulan Bursa Teknik Üniversitesi yaptığı çalışmalarıyla değerini bize kanıtlıyor.
Henüz genç bir üniversite olmasına rağmen BTÜ, klasik üniversite modelinin ötesine geçerek “uygulama odaklı” bir anlayışı merkeze aldı. Mühendislikten doğa bilimlerine, ormandan mimarlığa kadar birçok alanda sanayi ile entegre çalışan bir yapı kurdu.
Bursa gibi üretim kültürü güçlü bir şehirde, üniversite-sanayi iş birliğinin kağıt üzerinde değil, sahada karşılık bulması gerekiyordu. BTÜ tam da bunu yaptı.
Organize sanayi bölgeleriyle kurulan temas, TÜBİTAK projeleri, savunma sanayii iş birlikleri ve genç araştırmacılara açılan laboratuvar imkânları…
Tüm bunlar, Bursa’nın sadece montaj yapan değil, teknoloji üreten bir şehir olma iddiasını güçlendirdi. Üniversite, kentin üretim refleksini bilimsel derinlikle buluşturdu.
BU BİR BURSA İMZASI OLACAK
Bu vizyonun somut bir örneği ise son günlerde kamuoyuna yansıyan önemli bir proje.
BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü öğrencileri Busenaz Seçilmiş, Hakan Kenar ve Salim İskeçeli’nin hazırladığı “Süpersonik ve Hipersonik Uygulamalar İçin Yüksek Sıcaklık Dayanımlı Kompozitlerin Geliştirilmesi” başlıklı proje, üniversitenin basın birimi aracılığıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Kayda değer bir çalışma olduğu aşikar.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ tarafından desteklenen Lift Up Sanayi Odaklı Lisans Bitirme Tezi Projesi kapsamında kabul edildi.
Bu başlık bile tek başına vizyonu anlatmaya yetiyor.
Süpersonik ve hipersonik hızlarda uçan hava ve uzay araçları, uçuş esnasında aşırı sıcaklık ve ağır mekanik yüklere maruz kalıyor. Mevcut malzemeler, belirli bir noktadan sonra bu şartlara karşı yetersiz kalabiliyor. İşte genç mühendis adaylarının hedefi tam burada başlıyor: Daha dayanıklı, daha güvenli ve daha uzun ömürlü malzemeler geliştirmek.
Proje kapsamında yüksek sıcaklığa dayanıklı özel alaşımlar üretilecek, bu alaşımların performansını artırmak için seramik esaslı katkılar kullanılacak.
Amaç…
Hem ısıya hem de dış etkilere karşı maksimum direnç sağlayan kompozit yapılar ortaya koymak.
Bu çalışma yalnızca bir bitirme tezi değil. Türkiye’nin savunma ve havacılık teknolojilerinde yerlilik oranını artırma hedefinin küçük ama stratejik bir parçası.
Gelen bilgilere göre…
Projede öğrencilerin akademik danışmanlığını Prof. Dr. Hasan Kotan ve Dr. Öğretim Üyesi Burak Küçükelyas üstlenirken, sanayi danışmanlığını TUSAŞ’tan Doç. Dr. Mete Bakır yürütüyor. Bu tablo, “üniversite-sanayi iş birliği” kavramının içi dolu bir örneği.
Lisans seviyesindeki öğrencilerin savunma ve uzay teknolojilerine yönelik bir projede aktif rol alması, aslında Türkiye’nin insan kaynağı potansiyelini gösteriyor. Bu gençler, mezun olduklarında yalnızca diploma sahibi olmayacak; aynı zamanda stratejik alanlarda proje deneyimi kazanmış mühendisler olacak.
BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar’ın da ifade ettiği gibi, öğrencilerin henüz lisans düzeyindeyken savunma ve havacılık gibi kritik sektörlerde yer alması gurur verici. Ancak bu gurur yalnızca üniversitenin değil; Bursa’nın ve Türkiye’nin ortak gururu.
Bursa uzun yıllar otomotiv ve tekstil ile anıldı. Şimdi ise savunma sanayii, ileri malzeme teknolojileri ve yüksek katma değerli üretimle yeni bir kimlik inşa ediyor.
Bir şehir düşünün…
Bir yanda organize sanayi bölgelerinde üretim sürüyor, diğer yanda üniversite laboratuvarlarında geleceğin hipersonik araçlarına dayanacak malzemeler geliştiriliyor.
Bu, sıradan bir dönüşüm değil.
Bu, bilgiyle güçlenen bir üretim hikâyesi.
BTÜ’nün ortaya koyduğu bu model sürdürülebilir hale gelirse, Bursa yalnızca Türkiye’nin değil, bölgenin de ileri malzeme ve savunma teknolojileri merkezlerinden biri olabilir.
Bugün bir lisans bitirme projesi olarak başlayan çalışma, yarın Türkiye’nin uzay programında kullanılan kritik bir malzemenin temelini oluşturabilir.
Bize de…
Şehrimize değer katan Bursa Teknik Üniversitesi kadrosunu ve öğrencilerini tebrik etmek kalıyor.
SEVGİYLE KALIN!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Emine KAYA
Bursa’nın Üreten Aklı: Bursa Teknik Üniversitesi
Bursa yalnızca sanayinin başkenti değil; aynı zamanda bilginin, teknolojinin ve genç aklın da yükseldiği bir şehir.
Bu yükselişin en önemli aktörlerinden biri ise 2010 yılında kurulan Bursa Teknik Üniversitesi yaptığı çalışmalarıyla değerini bize kanıtlıyor.
Henüz genç bir üniversite olmasına rağmen BTÜ, klasik üniversite modelinin ötesine geçerek “uygulama odaklı” bir anlayışı merkeze aldı. Mühendislikten doğa bilimlerine, ormandan mimarlığa kadar birçok alanda sanayi ile entegre çalışan bir yapı kurdu.
Bursa gibi üretim kültürü güçlü bir şehirde, üniversite-sanayi iş birliğinin kağıt üzerinde değil, sahada karşılık bulması gerekiyordu. BTÜ tam da bunu yaptı.
Organize sanayi bölgeleriyle kurulan temas, TÜBİTAK projeleri, savunma sanayii iş birlikleri ve genç araştırmacılara açılan laboratuvar imkânları…
Tüm bunlar, Bursa’nın sadece montaj yapan değil, teknoloji üreten bir şehir olma iddiasını güçlendirdi. Üniversite, kentin üretim refleksini bilimsel derinlikle buluşturdu.
BU BİR BURSA İMZASI OLACAK
Bu vizyonun somut bir örneği ise son günlerde kamuoyuna yansıyan önemli bir proje.
BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü öğrencileri Busenaz Seçilmiş, Hakan Kenar ve Salim İskeçeli’nin hazırladığı “Süpersonik ve Hipersonik Uygulamalar İçin Yüksek Sıcaklık Dayanımlı Kompozitlerin Geliştirilmesi” başlıklı proje, üniversitenin basın birimi aracılığıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Kayda değer bir çalışma olduğu aşikar.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ tarafından desteklenen Lift Up Sanayi Odaklı Lisans Bitirme Tezi Projesi kapsamında kabul edildi.
Bu başlık bile tek başına vizyonu anlatmaya yetiyor.
Süpersonik ve hipersonik hızlarda uçan hava ve uzay araçları, uçuş esnasında aşırı sıcaklık ve ağır mekanik yüklere maruz kalıyor. Mevcut malzemeler, belirli bir noktadan sonra bu şartlara karşı yetersiz kalabiliyor. İşte genç mühendis adaylarının hedefi tam burada başlıyor: Daha dayanıklı, daha güvenli ve daha uzun ömürlü malzemeler geliştirmek.
Proje kapsamında yüksek sıcaklığa dayanıklı özel alaşımlar üretilecek, bu alaşımların performansını artırmak için seramik esaslı katkılar kullanılacak.
Amaç…
Hem ısıya hem de dış etkilere karşı maksimum direnç sağlayan kompozit yapılar ortaya koymak.
Bu çalışma yalnızca bir bitirme tezi değil. Türkiye’nin savunma ve havacılık teknolojilerinde yerlilik oranını artırma hedefinin küçük ama stratejik bir parçası.
Gelen bilgilere göre…
Projede öğrencilerin akademik danışmanlığını Prof. Dr. Hasan Kotan ve Dr. Öğretim Üyesi Burak Küçükelyas üstlenirken, sanayi danışmanlığını TUSAŞ’tan Doç. Dr. Mete Bakır yürütüyor. Bu tablo, “üniversite-sanayi iş birliği” kavramının içi dolu bir örneği.
Lisans seviyesindeki öğrencilerin savunma ve uzay teknolojilerine yönelik bir projede aktif rol alması, aslında Türkiye’nin insan kaynağı potansiyelini gösteriyor. Bu gençler, mezun olduklarında yalnızca diploma sahibi olmayacak; aynı zamanda stratejik alanlarda proje deneyimi kazanmış mühendisler olacak.
BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar’ın da ifade ettiği gibi, öğrencilerin henüz lisans düzeyindeyken savunma ve havacılık gibi kritik sektörlerde yer alması gurur verici. Ancak bu gurur yalnızca üniversitenin değil; Bursa’nın ve Türkiye’nin ortak gururu.
Bursa uzun yıllar otomotiv ve tekstil ile anıldı. Şimdi ise savunma sanayii, ileri malzeme teknolojileri ve yüksek katma değerli üretimle yeni bir kimlik inşa ediyor.
Bir şehir düşünün…
Bir yanda organize sanayi bölgelerinde üretim sürüyor, diğer yanda üniversite laboratuvarlarında geleceğin hipersonik araçlarına dayanacak malzemeler geliştiriliyor.
Bu, sıradan bir dönüşüm değil.
Bu, bilgiyle güçlenen bir üretim hikâyesi.
BTÜ’nün ortaya koyduğu bu model sürdürülebilir hale gelirse, Bursa yalnızca Türkiye’nin değil, bölgenin de ileri malzeme ve savunma teknolojileri merkezlerinden biri olabilir.
Bugün bir lisans bitirme projesi olarak başlayan çalışma, yarın Türkiye’nin uzay programında kullanılan kritik bir malzemenin temelini oluşturabilir.
Bize de…
Şehrimize değer katan Bursa Teknik Üniversitesi kadrosunu ve öğrencilerini tebrik etmek kalıyor.
SEVGİYLE KALIN!