Her yıl 12 Haziran geldiğinde çocuk işçiliği yeniden gündeme geliyor. Sempozyumlar düzenleniyor, raporlar açıklanıyor, iyi niyetli mesajlar veriliyor. Sonra takvim yaprakları değişiyor ve ne yazık ki birçok çocuk ertesi sabah yine tarlaya, sanayiye ya da bir atölyeye gitmek zorunda kalıyor.Ve salon konuşmaları sadece kürsülerde kalıyor her zamanki gibi.
Bazen de kayda değer işler de yapılmıyor değil…
***
Bu nedenle Osmangazi Belediyesi'nin Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü kapsamında düzenlediği sempozyumu yalnızca rutin bir etkinlik olarak görmemek gerekiyor. Çünkü burada dile getirilen her cümle, aslında ülkenin en önemli sosyal yaralarından birine işaret ediyor.
Dr. Hüseyin H. Serdar'ın "Çocuklarımızı ucuz iş gücü olarak görmememiz lazım" sözü belki de günün en çarpıcı cümlesiydi diyebilirim.
***
Gerçekten de mesele sadece ekonomik değil. Çocuk işçiliği; eğitimden kopuş, sağlık sorunları, psikolojik travmalar ve geleceğin kaybedilmesi anlamına geliyor. Bir çocuğun çocukluğunu elinden aldığınızda sadece bugünü değil, yarını da çalmış oluyorsunuz.
Türkiye'de çocuk işçiliğinin temel nedenlerinden biri yoksulluk. Aileler çoğu zaman istemeden çocuklarını çalışma hayatına itiyor. Ancak ekonomik gerekçeler hiçbir zaman çocukların eğitim hakkının önüne geçmemeli. Çünkü bugün kazandığı üç beş kuruş için okuldan uzak kalan bir çocuk, yarın çok daha büyük fırsatları kaçırıyor.
***
Sempozyumda BESOB Eğitim Koordinatörü Gülbin Okur'un dikkat çektiği bir başka önemli nokta ise çözümün tek bir kurumdan beklenemeyeceğiydi.
Sonuna kadar haklı.
Belediye ayrı, okul ayrı, aile ayrı, devlet ayrı mücadele ederse sonuç alınamaz. Çocuk işçiliği ancak topyekûn bir mücadeleyle azaltılabilir. Esnafın bilinçlenmesi, ailelerin desteklenmesi, mesleki eğitimin doğru yaşta ve doğru şartlarda verilmesi gerekiyor.
***
Avukat Abdulkadir Garaçoğlu'nun altını çizdiği "Mevzuat yeterli olsa bile uygulamada sorunlar var" tespiti de aslında yıllardır değişmeyen bir gerçeği hatırlatıyor.
Türkiye'de çocukları koruyan kanunlar var.
Denetim mekanizmaları da var.
Peki sorun neden devam ediyor?
Çünkü bazen kanun kitaplarında yazanlar ile hayatın içinde yaşananlar aynı olmuyor. Kağıt üzerindeki yasaklar, sahadaki denetimlerle desteklenmediğinde çocuk işçiliği görünmez hale geliyor.
Burada yerel yönetimlere de önemli görev düşüyor.
Osmangazi Belediyesi'nin bu konuyu gündemde tutması değerli. Çünkü çocuk işçiliği sadece Çalışma Bakanlığı'nın değil, belediyelerin, sivil toplum kuruluşlarının, eğitim kurumlarının ve aslında hepimizin meselesi.
Ancak bir gerçeği de kabul etmek gerekiyor. Çocuk işçiliğiyle mücadele sadece yılda bir gün yapılan etkinliklerle başarıya ulaşamaz.
***
Asıl mücadele, çocukların okulda kalmasını sağlayacak sosyal destekleri artırmakla, ailelerin ekonomik yükünü hafifletmekle ve kayıt dışı çalıştıranlara karşı tavizsiz denetim yapmakla mümkün olur.
Bugün sempozyumlarda konuşan çocuklar, yarın üniversite sıralarında, laboratuvarlarda, fabrikaların yönetim kadrolarında ya da sanatın içinde yer alabilir. Ama bugün tornanın başına geçen, ağır yük taşıyan, eğitimden uzak kalan çocukların geleceği ne yazık ki aynı parlak olmayacaktır.
Çocuklarımız geleceğimizdir demek güzel...
Asıl önemli olan, o geleceği gerçekten koruyabilmektir.
SEVGİYLE KALIN!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Emine KAYA
ÇOCUKLUK ÇALINMASIN!
Her yıl 12 Haziran geldiğinde çocuk işçiliği yeniden gündeme geliyor. Sempozyumlar düzenleniyor, raporlar açıklanıyor, iyi niyetli mesajlar veriliyor. Sonra takvim yaprakları değişiyor ve ne yazık ki birçok çocuk ertesi sabah yine tarlaya, sanayiye ya da bir atölyeye gitmek zorunda kalıyor.Ve salon konuşmaları sadece kürsülerde kalıyor her zamanki gibi.
Bazen de kayda değer işler de yapılmıyor değil…
***
Bu nedenle Osmangazi Belediyesi'nin Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü kapsamında düzenlediği sempozyumu yalnızca rutin bir etkinlik olarak görmemek gerekiyor. Çünkü burada dile getirilen her cümle, aslında ülkenin en önemli sosyal yaralarından birine işaret ediyor.
Dr. Hüseyin H. Serdar'ın "Çocuklarımızı ucuz iş gücü olarak görmememiz lazım" sözü belki de günün en çarpıcı cümlesiydi diyebilirim.
***
Gerçekten de mesele sadece ekonomik değil. Çocuk işçiliği; eğitimden kopuş, sağlık sorunları, psikolojik travmalar ve geleceğin kaybedilmesi anlamına geliyor. Bir çocuğun çocukluğunu elinden aldığınızda sadece bugünü değil, yarını da çalmış oluyorsunuz.
Türkiye'de çocuk işçiliğinin temel nedenlerinden biri yoksulluk. Aileler çoğu zaman istemeden çocuklarını çalışma hayatına itiyor. Ancak ekonomik gerekçeler hiçbir zaman çocukların eğitim hakkının önüne geçmemeli. Çünkü bugün kazandığı üç beş kuruş için okuldan uzak kalan bir çocuk, yarın çok daha büyük fırsatları kaçırıyor.
***
Sempozyumda BESOB Eğitim Koordinatörü Gülbin Okur'un dikkat çektiği bir başka önemli nokta ise çözümün tek bir kurumdan beklenemeyeceğiydi.
Sonuna kadar haklı.
Belediye ayrı, okul ayrı, aile ayrı, devlet ayrı mücadele ederse sonuç alınamaz. Çocuk işçiliği ancak topyekûn bir mücadeleyle azaltılabilir. Esnafın bilinçlenmesi, ailelerin desteklenmesi, mesleki eğitimin doğru yaşta ve doğru şartlarda verilmesi gerekiyor.
***
Avukat Abdulkadir Garaçoğlu'nun altını çizdiği "Mevzuat yeterli olsa bile uygulamada sorunlar var" tespiti de aslında yıllardır değişmeyen bir gerçeği hatırlatıyor.
Türkiye'de çocukları koruyan kanunlar var.
Denetim mekanizmaları da var.
Peki sorun neden devam ediyor?
Çünkü bazen kanun kitaplarında yazanlar ile hayatın içinde yaşananlar aynı olmuyor. Kağıt üzerindeki yasaklar, sahadaki denetimlerle desteklenmediğinde çocuk işçiliği görünmez hale geliyor.
Burada yerel yönetimlere de önemli görev düşüyor.
Osmangazi Belediyesi'nin bu konuyu gündemde tutması değerli. Çünkü çocuk işçiliği sadece Çalışma Bakanlığı'nın değil, belediyelerin, sivil toplum kuruluşlarının, eğitim kurumlarının ve aslında hepimizin meselesi.
Ancak bir gerçeği de kabul etmek gerekiyor. Çocuk işçiliğiyle mücadele sadece yılda bir gün yapılan etkinliklerle başarıya ulaşamaz.
***
Asıl mücadele, çocukların okulda kalmasını sağlayacak sosyal destekleri artırmakla, ailelerin ekonomik yükünü hafifletmekle ve kayıt dışı çalıştıranlara karşı tavizsiz denetim yapmakla mümkün olur.
Bugün sempozyumlarda konuşan çocuklar, yarın üniversite sıralarında, laboratuvarlarda, fabrikaların yönetim kadrolarında ya da sanatın içinde yer alabilir. Ama bugün tornanın başına geçen, ağır yük taşıyan, eğitimden uzak kalan çocukların geleceği ne yazık ki aynı parlak olmayacaktır.
Çocuklarımız geleceğimizdir demek güzel...
Asıl önemli olan, o geleceği gerçekten koruyabilmektir.
SEVGİYLE KALIN!