SON DAKİKA
Hava Durumu

Empati yoksa, hiçbir proje yeterli değil

Yazının Giriş Tarihi: 04.05.2026 15:12
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.05.2026 15:12

Bazen bir kentin gerçek fotoğrafı, asfaltından ya da yüksek binalarından değil, en kırılgan kesimlerine nasıl davrandığından anlaşılır.

İşte bu yüzden Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği “Dayanışma Konferansı” sıradan bir etkinlik olarak görmemek lazım, aksine bir kesimin sesi, yüreği ve empatisinin bir buluşması olarak görmemiz gerekir.

Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen bu buluşma, aslında uzun süredir görmezden gelinen iki önemli başlığı aynı masaya yatırdı.

İşitme engelli bireylerin toplumsal hayata katılımı ve hayvan hakları. İlk bakışta farklı gibi görünen bu iki alanın ortak noktası ise çok net… Sessizlik…

Biri duyamadığı için, diğeri konuşamadığı için çoğu zaman yok sayılan hayatlar…

Konferansta konuşan isimler, sadece sorunları dile getirmedi; aynı zamanda bu toplumun hâlâ öğrenmesi gereken çok şeyi olduğunu da yüzümüze vurdu. İşitme engelli bireylerin sanata, kültüre ve sosyal hayata erişiminde yaşadığı zorluklar aslında teknik değil, zihinsel bir mesele. Erişilebilirlik sadece fiziki düzenlemelerle değil, bakış açısıyla sağlanır. Bu da empatiyle başlar.

Programda yapılan görsel gösterimler, stand-up performansları ve “Unutulmaz 5 Hikaye” başlığı altındaki tanıklıklar, katılımcılara sadece bilgi değil duygu da verdi. Çünkü bazen bir hikâye, onlarca rapordan daha etkili olabilir. O hikâyelerde; anlaşılmamanın, dışlanmanın ama aynı zamanda direnmenin izleri vardı.

Başkan Vekili Kevser Öztürk’ün “her vatandaşın hayatına dokunmak” vurgusu önemli.

Ancak burada asıl mesele şu…

Dokunmak mı, yoksa gerçekten hissetmek mi?

Türkiye’de sosyal projelerin en büyük handikapı tam da burada başlıyor. İyi niyet var, çaba var; fakat sürdürülebilirlik ve derinlik çoğu zaman eksik kalıyor.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Kevser Öztürk, ‘her vatandaşın hayatına dokunmaktan söz etti ve devamında ise, “Özel gereksinimli bireylerin tolumun her alanında yer almaları asli görevimizdir. Düzenlediğimiz konferansla, dinleyip anlayabilmek ve empati kurabilmek gayesindeyiz. Önemli bir konumuz da hayvan hakları. Son yıllarda hayvan hakları konusundaki toplumsal duyarlılığın artmış olması bizim için sevindirici. Farkındalığı artıracak çalışmaların öncüsü olmaya devam etmemiz gerekiyor. İnancımızın temelinde merhamet var. Bu mantıkla hareket edip desteklerimizi artırarak sürdürecek, engelleri hep birlikte aşacağız” dedi.

Hayvan hakları meselesine yapılan vurgu da dikkat çekici. Son yıllarda artan toplumsal hassasiyet umut verici olsa da, bu duyarlılığın çoğu zaman tepkisel kaldığını görüyoruz. Oysa mesele sadece sokaktaki bir hayvana mama vermek değil; onun yaşam hakkını sistemli bir şekilde koruyabilmek.

Bu tür etkinlikler, bir başlangıç olabilir. Ama asıl sınav, o salonun dışına çıkıldığında başlıyor.

İşitme engelli bir bireyle iletişim kurmak için çaba gösteriyor muyuz? Bir hayvanın yaşam alanına saygı duyuyor muyuz?

Yoksa bu konuları sadece “etkinlik günlerinde” mi hatırlıyoruz?

Bursa, sanayi kenti kimliğinin yanında artık sosyal farkındalık projeleriyle de anılmak istiyorsa, bu tür adımların artması şart. Ama daha da önemlisi, bu adımların toplumun geneline yayılması.

Çünkü gerçek değişim, konferans salonlarında değil; gündelik hayatın içinde başlar.

SEVGİYLE KALIN!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.