Nilüfer’de geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen fidan dikim etkinliği, ilk bakışta sıradan bir çevre faaliyeti gibi görünebilir. Oysa işin içine biraz daha dikkatle bakıldığında bunun yalnızca birkaç yüz fidanın toprağa kavuştuğu bir tören olmadığı, yerel yönetim anlayışı açısından önemli bir yaklaşımı ortaya koyduğu görülüyor.
Çünkü mesele sadece ağaç dikmek değil; mesele toprağın boş kalmasına izin vermemek, doğayı korurken üretimi de düşünmek ve kırsalın geleceğine dair bir perspektif ortaya koymak.
Bu bağlamda…
Nilüfer Belediyesi, Yarına Şans Ver Derneği (YASAV) ve Podyumpark iş birliği ile Güngören Mahallesi’nde 32 dekar alanda kestane, ıhlamur ve kızılcık fidanları toprakla buluştu. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Diktiğimiz fidanlar, Güngörenlilere emanet olacak. Ağaçların mahsullerini de onlar toplayacak. Halkçı belediyeliğin en güzel örneğini, hep birlikte hayata geçiriyoruz” sözlerinde yeniden yeşil Bursa hayalini güçlendiriyor.
Fidan dikim törenine, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Orkun Gazioğlu, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Belediyesi eski Başkanı Faruk Baykal, Podyumpark yatırımcı ortakları Aykut Uyanıklar ve Çetin Ceylan, Yarına Şans Ver Derneği Başkanı Emire Cantürk Eren, Güngören Mahallesi Muhtarı Mesut Engin, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Nilüfer Belediyesi’nin Güngören Mahallesi’nde bulunan ve tarım için uygun olmayan, eğimi yüksek bir araziyi değerlendirme biçimi bu açıdan dikkat çekici. Türkiye’de yıllardır konuşulan ama çoğu zaman pratiğe dökülemeyen bir gerçek vardır: Atıl bırakılan araziler aslında doğru planlama ile hem çevreye hem de ekonomiye katkı sağlayabilir. İşte burada yapılan da tam olarak budur. 32 dekarlık bir alanın kestane, ıhlamur ve kızılcık ağaçlarıyla buluşturulması yalnızca doğaya katkı sağlayacak bir adım değil, aynı zamanda gelecekte ekonomik değeri olan bir üretim modelinin temellerini atıyor.
Burada oluşturulan hatıra ormanının mahsulleri belediyeye değil, doğrudan mahalle halkına ait olacak. Bakımı mahalleli yapacak, ürününü yine mahalleli toplayacak. Bu yönüyle belediye yalnızca hizmet sunan bir kurum değil; üretim sürecini başlatan, toplumla birlikte yöneten bir aktör haline geliyor.
Öte yandan seçilen ağaç türlerinin de rastlantı olmadığını belirtmek gerekiyor. Kestane, ıhlamur ve kızılcık hem ekonomik değeri yüksek hem de ekolojik açıdan güçlü türler. Üstelik son yıllarda sık sık yaşadığımız orman yangınları düşünüldüğünde bu ağaçların çam türlerine göre daha dayanıklı olması önemli bir tercih olarak öne çıkıyor. Yani proje sadece bugünü değil, geleceği de hesaplayan bir planlama içeriyor.
Bu çalışmanın bir başka önemli tarafı ise sosyal boyutu.
Projede özellikle kadınların üretim sürecine dahil edilmesi planlanıyor. Birkaç yıl sonra ağaçlar meyve vermeye başladığında elde edilen ürünlerin organik pazarlarda satılması ve bu satışın kırsalda yaşayan kadınlar için gelir kapısı haline gelmesi hedefleniyor. Türkiye’de kırsal kalkınmanın en önemli unsurlarından biri kadın emeğinin ekonomik değer kazanmasıdır. Bu açıdan bakıldığında küçük gibi görünen bu detay aslında oldukça anlamlıdır.
Yerel yönetimlerin rolü artık eskisi gibi değil. Bugün belediyelerden beklenen sadece asfalt dökmek, park yapmak ya da rutin hizmetleri yerine getirmek değil. Aynı zamanda üretimi destekleyen, doğayı koruyan ve yerel ekonomiyi güçlendiren projeler geliştirmeleri bekleniyor. Nilüfer’de hayata geçirilen bu çalışma da tam olarak bu anlayışın bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
Nilüfer Belediyesi’nin öncülük ettiği, Yarına Şans Ver Derneği ve Podyumpark desteğiyle ‘Yarına Nefes Podyumpark Hatıra Ormanı’nı hayata geçirilmesi önemli bir gelişme olduğunu belirterek yazımı noktalıyorum. Emeği geçenleri kutluyoruz.
SEVGİYLE KALIN!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Emine KAYA
Nilüfer’de bir fidanın hikâyesi
Nilüfer’de geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen fidan dikim etkinliği, ilk bakışta sıradan bir çevre faaliyeti gibi görünebilir. Oysa işin içine biraz daha dikkatle bakıldığında bunun yalnızca birkaç yüz fidanın toprağa kavuştuğu bir tören olmadığı, yerel yönetim anlayışı açısından önemli bir yaklaşımı ortaya koyduğu görülüyor.
Çünkü mesele sadece ağaç dikmek değil; mesele toprağın boş kalmasına izin vermemek, doğayı korurken üretimi de düşünmek ve kırsalın geleceğine dair bir perspektif ortaya koymak.
Bu bağlamda…
Nilüfer Belediyesi, Yarına Şans Ver Derneği (YASAV) ve Podyumpark iş birliği ile Güngören Mahallesi’nde 32 dekar alanda kestane, ıhlamur ve kızılcık fidanları toprakla buluştu. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Diktiğimiz fidanlar, Güngörenlilere emanet olacak. Ağaçların mahsullerini de onlar toplayacak. Halkçı belediyeliğin en güzel örneğini, hep birlikte hayata geçiriyoruz” sözlerinde yeniden yeşil Bursa hayalini güçlendiriyor.
Fidan dikim törenine, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Orkun Gazioğlu, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Belediyesi eski Başkanı Faruk Baykal, Podyumpark yatırımcı ortakları Aykut Uyanıklar ve Çetin Ceylan, Yarına Şans Ver Derneği Başkanı Emire Cantürk Eren, Güngören Mahallesi Muhtarı Mesut Engin, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Nilüfer Belediyesi’nin Güngören Mahallesi’nde bulunan ve tarım için uygun olmayan, eğimi yüksek bir araziyi değerlendirme biçimi bu açıdan dikkat çekici. Türkiye’de yıllardır konuşulan ama çoğu zaman pratiğe dökülemeyen bir gerçek vardır: Atıl bırakılan araziler aslında doğru planlama ile hem çevreye hem de ekonomiye katkı sağlayabilir. İşte burada yapılan da tam olarak budur. 32 dekarlık bir alanın kestane, ıhlamur ve kızılcık ağaçlarıyla buluşturulması yalnızca doğaya katkı sağlayacak bir adım değil, aynı zamanda gelecekte ekonomik değeri olan bir üretim modelinin temellerini atıyor.
Burada oluşturulan hatıra ormanının mahsulleri belediyeye değil, doğrudan mahalle halkına ait olacak. Bakımı mahalleli yapacak, ürününü yine mahalleli toplayacak. Bu yönüyle belediye yalnızca hizmet sunan bir kurum değil; üretim sürecini başlatan, toplumla birlikte yöneten bir aktör haline geliyor.
Öte yandan seçilen ağaç türlerinin de rastlantı olmadığını belirtmek gerekiyor. Kestane, ıhlamur ve kızılcık hem ekonomik değeri yüksek hem de ekolojik açıdan güçlü türler. Üstelik son yıllarda sık sık yaşadığımız orman yangınları düşünüldüğünde bu ağaçların çam türlerine göre daha dayanıklı olması önemli bir tercih olarak öne çıkıyor. Yani proje sadece bugünü değil, geleceği de hesaplayan bir planlama içeriyor.
Bu çalışmanın bir başka önemli tarafı ise sosyal boyutu.
Projede özellikle kadınların üretim sürecine dahil edilmesi planlanıyor. Birkaç yıl sonra ağaçlar meyve vermeye başladığında elde edilen ürünlerin organik pazarlarda satılması ve bu satışın kırsalda yaşayan kadınlar için gelir kapısı haline gelmesi hedefleniyor. Türkiye’de kırsal kalkınmanın en önemli unsurlarından biri kadın emeğinin ekonomik değer kazanmasıdır. Bu açıdan bakıldığında küçük gibi görünen bu detay aslında oldukça anlamlıdır.
Yerel yönetimlerin rolü artık eskisi gibi değil. Bugün belediyelerden beklenen sadece asfalt dökmek, park yapmak ya da rutin hizmetleri yerine getirmek değil. Aynı zamanda üretimi destekleyen, doğayı koruyan ve yerel ekonomiyi güçlendiren projeler geliştirmeleri bekleniyor. Nilüfer’de hayata geçirilen bu çalışma da tam olarak bu anlayışın bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
Nilüfer Belediyesi’nin öncülük ettiği, Yarına Şans Ver Derneği ve Podyumpark desteğiyle ‘Yarına Nefes Podyumpark Hatıra Ormanı’nı hayata geçirilmesi önemli bir gelişme olduğunu belirterek yazımı noktalıyorum. Emeği geçenleri kutluyoruz.
SEVGİYLE KALIN!