Bursa’nın kalbi nerededir diye sorulsa, çoğu kişinin zihninde Setbaşı’ndan Yeşil’e, oradan Emirsultan’a uzanan o kadim hat canlanır.
Çünkü bu aks, sadece bir ulaşım güzergâhı değil; Bursa’nın fetihle başlayan hikâyesinin, inancının, mimarisinin ve sosyal hayatının da taşıyıcısıdır.
İşte tam da bu nedenle Yıldırım Belediyesi’nin “Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Kentsel Tasarım Fikir Yarışması” düzenlenmişti. Bu sıradan bir proje çağrısı değil, bir zihniyet beyanı olarak kabul edilmelidir.
Yıldırım ilçesi, Bursa’nın en eski yerleşim alanlarını barındırmasına rağmen, uzun yıllar plansız yapılaşmanın, hızlı göçün ve sosyal kırılmaların yükünü omuzladı. Osmanlı’nın ilk yerleşim izlerini taşıyan mahalleler, zamanla düzensiz yapı stoğu ve altyapı sorunlarıyla anılır hale geldi. Kentsel dönüşüm Yıldırım için bir tercih değil, bir zorunluluktu. Ancak asıl mesele, dönüşümün nasıl yapılacağıydı…
Yıkarak mı, yok ederek mi; yoksa ihya ederek mi?
Son yıllarda Yıldırım Belediyesi’nin attığı adımlar, bu soruya net bir cevap veriyor. İlçede yürütülen kentsel dönüşüm projeleri, sadece betonun yenilenmesine değil, kimliğin korunmasına odaklanan bir yaklaşımı işaret ediyor. Setbaşı-Yeşil-Emirsultan aksı için düzenlenen fikir yarışması da bu anlayışın en somut örneklerinden biri.
42 projenin sunulduğu, akademik odaların, meslek insanlarının ve uzmanların sürece dâhil edildiği bu yarışma, “biz yaptık oldu” anlayışının terk edildiğini gösteriyor.
Ortak akıl vurgusu, sadece bir slogan değil; muhtarlarla, bölge sakinleriyle, akademisyenlerle yapılan görüşmelerle ete kemiğe bürünmüş durumda.
Bu yönüyle yarışma, Yıldırım’ın geçmişte yaşadığı plansızlık travmasına karşı geliştirilmiş kolektif bir refleks niteliği taşıyor.
Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın konuşmalarında sıkça kullandığı “ihya” kavramı da dikkat çekici. İhya etmek; sadece restore etmek değil, ruhu yeniden canlandırmak demektir.
Başkan Yılmaz sözlerinin devamında; “Bu bölge tarihi ve kültürel açıdan çok zengin, değerli. İşte biz bu değerli bölgeyi ihya etmek için yola çıktık. Bu tarihi aksta bugüne kadar restorasyon çalışmaları, kentsel dönüşüm projeleri, trafik düzenlemeleri gibi önemli çalışmalar gerçekleştirildi. Ancak biz şehre bütüncül bir pencereden bakarak bu kapsamlı çalışmayı başlattık. Bölgeyi bir bütün olarak ele alıyoruz” ifadelerini kullandı.
Yeşil ve Emirsultan gibi manevî yükü yüksek bölgelerde kentsel tasarımın başarısı, bu hassas dengeyi kurabilmekten geçer. Ne tarihi bir açık hava müzesine dönüştürmek ne de modernleşme adına kimliği silmek…
Asıl ustalık, geçmişle bugünü aynı cümlede buluşturabilmektir.
Bu yarışmanın bir “uygulama” değil, bir “vizyon” yarışması olarak tanımlanması da önemlidir. Çünkü Yıldırım’ın ihtiyacı olan şey, aceleyle çizilmiş projeler değil; uzun soluklu, Bakanlık destekli, halkla yeniden konuşularak olgunlaştırılacak bir yol haritasıdır. Hanlar Bölgesi örneğinde olduğu gibi, Setbaşı-Yeşil-Emirsultan aksının da merkezi idare ve yerel yönetim iş birliğiyle ayağa kalkması mümkündür.
Bursa’nın fethinin 700’üncü yılında atılan bu adım, sembolik olduğu kadar stratejiktir. Eğer bu süreç doğru yönetilirse, Yıldırım artık sadece “kentsel dönüşüm yapılan ilçe” olarak değil, tarihini geleceğe taşıyan bir model olarak anılabilir. Çünkü şehirler, en çok da geçmişleriyle barıştıklarında güzelleşir.
Yıldırım bugün tam da bunu deniyor. Ve görünen o ki, bu kez mesele sadece bina yapmak değil; hafızayı onarmak.
SEVGİYLE KALIN!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Emine KAYA
Yıldırım’da bir kentsel arayış
Bursa’nın kalbi nerededir diye sorulsa, çoğu kişinin zihninde Setbaşı’ndan Yeşil’e, oradan Emirsultan’a uzanan o kadim hat canlanır.
Çünkü bu aks, sadece bir ulaşım güzergâhı değil; Bursa’nın fetihle başlayan hikâyesinin, inancının, mimarisinin ve sosyal hayatının da taşıyıcısıdır.
İşte tam da bu nedenle Yıldırım Belediyesi’nin “Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Kentsel Tasarım Fikir Yarışması” düzenlenmişti. Bu sıradan bir proje çağrısı değil, bir zihniyet beyanı olarak kabul edilmelidir.
Yıldırım ilçesi, Bursa’nın en eski yerleşim alanlarını barındırmasına rağmen, uzun yıllar plansız yapılaşmanın, hızlı göçün ve sosyal kırılmaların yükünü omuzladı. Osmanlı’nın ilk yerleşim izlerini taşıyan mahalleler, zamanla düzensiz yapı stoğu ve altyapı sorunlarıyla anılır hale geldi. Kentsel dönüşüm Yıldırım için bir tercih değil, bir zorunluluktu. Ancak asıl mesele, dönüşümün nasıl yapılacağıydı…
Yıkarak mı, yok ederek mi; yoksa ihya ederek mi?
Son yıllarda Yıldırım Belediyesi’nin attığı adımlar, bu soruya net bir cevap veriyor. İlçede yürütülen kentsel dönüşüm projeleri, sadece betonun yenilenmesine değil, kimliğin korunmasına odaklanan bir yaklaşımı işaret ediyor. Setbaşı-Yeşil-Emirsultan aksı için düzenlenen fikir yarışması da bu anlayışın en somut örneklerinden biri.
42 projenin sunulduğu, akademik odaların, meslek insanlarının ve uzmanların sürece dâhil edildiği bu yarışma, “biz yaptık oldu” anlayışının terk edildiğini gösteriyor.
Ortak akıl vurgusu, sadece bir slogan değil; muhtarlarla, bölge sakinleriyle, akademisyenlerle yapılan görüşmelerle ete kemiğe bürünmüş durumda.
Bu yönüyle yarışma, Yıldırım’ın geçmişte yaşadığı plansızlık travmasına karşı geliştirilmiş kolektif bir refleks niteliği taşıyor.
Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın konuşmalarında sıkça kullandığı “ihya” kavramı da dikkat çekici. İhya etmek; sadece restore etmek değil, ruhu yeniden canlandırmak demektir.
Başkan Yılmaz sözlerinin devamında; “Bu bölge tarihi ve kültürel açıdan çok zengin, değerli. İşte biz bu değerli bölgeyi ihya etmek için yola çıktık. Bu tarihi aksta bugüne kadar restorasyon çalışmaları, kentsel dönüşüm projeleri, trafik düzenlemeleri gibi önemli çalışmalar gerçekleştirildi. Ancak biz şehre bütüncül bir pencereden bakarak bu kapsamlı çalışmayı başlattık. Bölgeyi bir bütün olarak ele alıyoruz” ifadelerini kullandı.
Yeşil ve Emirsultan gibi manevî yükü yüksek bölgelerde kentsel tasarımın başarısı, bu hassas dengeyi kurabilmekten geçer. Ne tarihi bir açık hava müzesine dönüştürmek ne de modernleşme adına kimliği silmek…
Asıl ustalık, geçmişle bugünü aynı cümlede buluşturabilmektir.
Bu yarışmanın bir “uygulama” değil, bir “vizyon” yarışması olarak tanımlanması da önemlidir. Çünkü Yıldırım’ın ihtiyacı olan şey, aceleyle çizilmiş projeler değil; uzun soluklu, Bakanlık destekli, halkla yeniden konuşularak olgunlaştırılacak bir yol haritasıdır. Hanlar Bölgesi örneğinde olduğu gibi, Setbaşı-Yeşil-Emirsultan aksının da merkezi idare ve yerel yönetim iş birliğiyle ayağa kalkması mümkündür.
Bursa’nın fethinin 700’üncü yılında atılan bu adım, sembolik olduğu kadar stratejiktir. Eğer bu süreç doğru yönetilirse, Yıldırım artık sadece “kentsel dönüşüm yapılan ilçe” olarak değil, tarihini geleceğe taşıyan bir model olarak anılabilir. Çünkü şehirler, en çok da geçmişleriyle barıştıklarında güzelleşir.
Yıldırım bugün tam da bunu deniyor. Ve görünen o ki, bu kez mesele sadece bina yapmak değil; hafızayı onarmak.
SEVGİYLE KALIN!