Tartışmaların gölgesinde geçen BTSO seçimleri sona erdi. Özer Matlı başkanlık koltuğuna oturdu. Hayırlı olsun demek düşer bize. Sonuçta sandık konuştu, iş dünyası tercihini yaptı. Ama seçim geride kaldı diye tartışmaların da biteceğini sananlar varsa, biraz daha beklesinler. Görünen o ki Bursa’da daha çok su kaldıracak bu kazan!
Ben bu seçimlerde bir kez daha şunu gördüm; İnsan sarrafı olmak için öyle yıllarca kuyumculuk yapmaya gerek yok. Koy ortaya bir menfaat, bak bakalım kim kaç ayar, kim kaç karat! Kim sözüne sadık, kim rüzgar nereden eserse oraya dönüyor, sandık süreci bazen hepsini ortaya çıkarıyor...
İddiamız o ki seçim sürecinde İbrahim Burkay ile birlikte hareket ettiği düşünülen İlhan Parseker ve ekibinin seçim günü farklı bir tavır sergilemesi, sonucun şekillenmesinde etkili oldu. Özer Matlı da böylece 8 oyla farkla başkanlık koltuğuna oturmayı başardı.
Parseker’in öyle bir siyasi ve ticari satranç hamlesi yaptığı konuşuluyor ki kendi ortağı Erol Dağlıoğlu’nun da meclis başkanlığına seçilmesini sağladı. Yani görünen tabloya göre kazananlar belli. Peki ya güven?
İşte orada benim hesabım biraz farklı.
Sandıkta kazanmak başka, insanların gönlünde ve hafızasında güven kazanmak başka. Bugün kazandım diye sevinenler, yarın ortaya çıkacak gelişmeler karşısında ne düşünecek, hep birlikte göreceğiz. Çünkü bir söz vardır: “Kimin ne kaybettiğine zaman karar verir.” Bugün kazanç gibi görünen, yarın kayıp hanesine yazılabilir.
Şimdi kulislerde başka bir iddia dolaşıyor. İlhan Parseker’in Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği yönetimine girmek için gayret gösterdiği, bu hedef doğrultusunda Bursa Ticaret Borsası üzerinden hareket edeceği öne sürülüyor.
Elbette bunlar iddia. Gerçeği zaman gösterecek. Ancak insan sormadan da edemiyor: BTSO seçimlerinin ardından gözler başka bir koltuğa mı çevrildi? Bir koltuk tamam, sıra diğerinde mi?
Oysa Bursa’da koltuklar bazen müzikli sandalyeye benziyor. Müzik durduğunda kimin nerede oturduğu kadar, kimin ayakta kaldığı da önem taşıyor!
Seçimin sonucuna ilişkin dikkat çekici bir başka başlık da muhalefet kanadından gelen kutlama mesajları oldu. İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve diğer muhalif isimlerden gelen mesajlar, seçim sonucunun yalnızca iş dünyasında değil, siyasette de yankı bulduğunu gösterdi...
Bu tabloya bakarak muhalefetin tamamının Özer Matlı’nın seçilmesi için mücadele verdiğini kesin bir hüküm gibi söylemek belki doğru olmaz. Ancak ortaya çıkan görüntünün siyasi açıdan değerlendirilmesi gerektiği de açık.
Zaten seçim öncesinde Özer Matlı’nın, “BTSO’daki değişim siyasetin de önünü açar” anlamına gelen açıklaması dikkatimi çekmişti.
İnsan ister istemez soruyor; BTSO’daki değişim siyasetin önünü nasıl açacak? Hangi kapılar açılacak, hangi hesaplar değişecek? Yoksa mesele yalnızca bir oda başkanlığı seçiminden mi ibaret değil?
Bu sözün ne anlama geldiğini önümüzdeki günlerde daha net göreceğimizi düşünüyorum. Çünkü siyasette söylenen sözler bazen seçimden önce havada kalır, bazen de seçimden sonra gerçek anlamını bulur.
Esasen, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala’nın ortaya koyduğu tavır da bu süreçte dikkatle değerlendirilmesi gereken konulardan biri.
Ala’nın yaklaşımının, Matlı’yı destekleyen AK Partili milletvekilleri ve yöneticileri tarafından ne ölçüde dikkate alındığı tartışmaya açık. Seçimin hemen ertesi günü Bursa’ya gelen Efkan Ala’nın, Belediye başkanı,Parti yöneticileri ile iki milletvekilinin bulunduğu ortamda verdiği mesajların hatta MKYK üyesi Önder Matlı ile Emirsultanda yaptığı görüşmenin önümüzdeki günlerde nasıl bir karşılık bulacağını hep birlikte göreceğiz...
Burada asıl mesele, kimin kiminle aynı karede olduğu değil, ortaya konulan siyasi tavrın sonuçlarının ne olacağıdır.
İbrahim Burkay’ın görevi devretmesi sırasında BTSO’da bulunan Mustafa Varank’ın, AK Parti’nin bu yarışta taraf olmadığı ve yarışmadığı yönündeki açıklamaları da bana göre bir anlam taşımadığı gibi tartışmayı bitirmeye yetmez. Çünkü seçim sürecinde parti yönetiminin ve il başkanı Davut Gürkan’ın ortaya koyduğu tavır, ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur…
Elbette bu konunun ayrıntılarını ilerleyen günlerde yine bu sütunlarda ele alacağım.
Şunu da unutmayalım: BTSO, Bursa’nın en önemli kurumlarından biri. Burada yaşananlar yalnızca birkaç iş insanının kendi arasındaki yarıştan ibaret değil. Bursa ekonomisi, üreticisi, sanayicisi ve binlerce işletmenin geleceği de bu kurumun çalışmalarından etkileniyor.
Dolayısıyla seçim bitti diye herkesin elini eteğini çekmesi beklenemez. Yeni yönetimin ortaya koyacağı performans, vaatleri ve atacağı adımlar elbette takip edilecek. En azından bizim tarafımızdan...
Üstelik önümüzde Bursa Ticaret Borsası seçimleri de var. BTSO’da yaşananların ardından şimdi gözler borsaya çevrilecek. İlhan Parseker ve meclis başkanlığına seçilen Erol Dağlıoğlu’nun bundan sonraki süreçte nasıl bir yol izleyeceğini zaman gösterecek.
Bu iki isimle ilgili gelişmeleri takip ederken aklıma şu ayet geliyor: “Şüphesiz ki biz onları ibret olsun diye yarattık.” Elbette ayetin asıl bağlamı ayrıdır; ben burada yalnızca yaşananlardan ders çıkarılması gerektiğine dikkat çekmek istiyorum...
Çünkü siyaset de iş dünyası da insana çok şey öğretir. Yeter ki insan gördüğünden ders almayı bilsin.
Özer Matlı’nın başkanlık koltuğuna oturmasıyla hikaye de sona ermedi. Tam tersine, bundan sonraki süreçte yeni yönetimin atacağı adımlar kadar geçmişte gündeme gelen tartışmaların nasıl sonuçlanacağı da önemli.
Beyaz et sektörüne ilişkin operasyon, fon soruşturması ve Rekabet Kurulu tarafından kesildiği belirtilen 58 milyon liralık ceza gibi başlıklar da kamuoyunun takip ettiği konular arasında. Ancak bu dosyaların her birinin hukuki süreci, kapsamı ve tarafların açıklamaları ayrı ayrı değerlendirilmek zorunda. İddialarla kesinleşmiş kararları birbirine karıştırmamak gerekir.
Bizim işimiz de zaten kimseyi peşinen mahkum etmek değil; soruları sormak, gelişmeleri takip etmek ve gerektiğinde kamuoyunu bilgilendirmek.
Son olarak bir yerde okuduğum şu sözle bitireyim:
“Saat zamanı gösterir, zaman ise insanların gerçek yüzünü.”
Şimdilik tartışmaların gölgesinde başkanlık koltuğuna oturan Özer Matlı’yı izlemeye devam ediyoruz. Verdiği mesajlar, atacağı adımlar ve BTSO’nun Bursa’ya kazandıracakları önümüzdeki dönemin belirleyicisi olacak.
Koltuk hayırlı olsun…
Ama unutulmasın ki Sandık bir gün konuşur, icraat her gün konuşur. Güven ise kazanması en zor, kaybetmesi en kolay sermayedir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ercan Akyıldız
BTSO’da koltuk tamam, hesap zamanla!
Tartışmaların gölgesinde geçen BTSO seçimleri sona erdi. Özer Matlı başkanlık koltuğuna oturdu. Hayırlı olsun demek düşer bize. Sonuçta sandık konuştu, iş dünyası tercihini yaptı. Ama seçim geride kaldı diye tartışmaların da biteceğini sananlar varsa, biraz daha beklesinler. Görünen o ki Bursa’da daha çok su kaldıracak bu kazan!
Ben bu seçimlerde bir kez daha şunu gördüm; İnsan sarrafı olmak için öyle yıllarca kuyumculuk yapmaya gerek yok. Koy ortaya bir menfaat, bak bakalım kim kaç ayar, kim kaç karat! Kim sözüne sadık, kim rüzgar nereden eserse oraya dönüyor, sandık süreci bazen hepsini ortaya çıkarıyor...
İddiamız o ki seçim sürecinde İbrahim Burkay ile birlikte hareket ettiği düşünülen İlhan Parseker ve ekibinin seçim günü farklı bir tavır sergilemesi, sonucun şekillenmesinde etkili oldu. Özer Matlı da böylece 8 oyla farkla başkanlık koltuğuna oturmayı başardı.
Parseker’in öyle bir siyasi ve ticari satranç hamlesi yaptığı konuşuluyor ki kendi ortağı Erol Dağlıoğlu’nun da meclis başkanlığına seçilmesini sağladı. Yani görünen tabloya göre kazananlar belli. Peki ya güven?
İşte orada benim hesabım biraz farklı.
Sandıkta kazanmak başka, insanların gönlünde ve hafızasında güven kazanmak başka. Bugün kazandım diye sevinenler, yarın ortaya çıkacak gelişmeler karşısında ne düşünecek, hep birlikte göreceğiz. Çünkü bir söz vardır: “Kimin ne kaybettiğine zaman karar verir.” Bugün kazanç gibi görünen, yarın kayıp hanesine yazılabilir.
Şimdi kulislerde başka bir iddia dolaşıyor. İlhan Parseker’in Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği yönetimine girmek için gayret gösterdiği, bu hedef doğrultusunda Bursa Ticaret Borsası üzerinden hareket edeceği öne sürülüyor.
Elbette bunlar iddia. Gerçeği zaman gösterecek. Ancak insan sormadan da edemiyor: BTSO seçimlerinin ardından gözler başka bir koltuğa mı çevrildi? Bir koltuk tamam, sıra diğerinde mi?
Oysa Bursa’da koltuklar bazen müzikli sandalyeye benziyor. Müzik durduğunda kimin nerede oturduğu kadar, kimin ayakta kaldığı da önem taşıyor!
Seçimin sonucuna ilişkin dikkat çekici bir başka başlık da muhalefet kanadından gelen kutlama mesajları oldu. İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve diğer muhalif isimlerden gelen mesajlar, seçim sonucunun yalnızca iş dünyasında değil, siyasette de yankı bulduğunu gösterdi...
Bu tabloya bakarak muhalefetin tamamının Özer Matlı’nın seçilmesi için mücadele verdiğini kesin bir hüküm gibi söylemek belki doğru olmaz. Ancak ortaya çıkan görüntünün siyasi açıdan değerlendirilmesi gerektiği de açık.
Zaten seçim öncesinde Özer Matlı’nın, “BTSO’daki değişim siyasetin de önünü açar” anlamına gelen açıklaması dikkatimi çekmişti.
İnsan ister istemez soruyor; BTSO’daki değişim siyasetin önünü nasıl açacak? Hangi kapılar açılacak, hangi hesaplar değişecek? Yoksa mesele yalnızca bir oda başkanlığı seçiminden mi ibaret değil?
Bu sözün ne anlama geldiğini önümüzdeki günlerde daha net göreceğimizi düşünüyorum. Çünkü siyasette söylenen sözler bazen seçimden önce havada kalır, bazen de seçimden sonra gerçek anlamını bulur.
Esasen, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala’nın ortaya koyduğu tavır da bu süreçte dikkatle değerlendirilmesi gereken konulardan biri.
Ala’nın yaklaşımının, Matlı’yı destekleyen AK Partili milletvekilleri ve yöneticileri tarafından ne ölçüde dikkate alındığı tartışmaya açık. Seçimin hemen ertesi günü Bursa’ya gelen Efkan Ala’nın, Belediye başkanı,Parti yöneticileri ile iki milletvekilinin bulunduğu ortamda verdiği mesajların hatta MKYK üyesi Önder Matlı ile Emirsultanda yaptığı görüşmenin önümüzdeki günlerde nasıl bir karşılık bulacağını hep birlikte göreceğiz...
Burada asıl mesele, kimin kiminle aynı karede olduğu değil, ortaya konulan siyasi tavrın sonuçlarının ne olacağıdır.
İbrahim Burkay’ın görevi devretmesi sırasında BTSO’da bulunan Mustafa Varank’ın, AK Parti’nin bu yarışta taraf olmadığı ve yarışmadığı yönündeki açıklamaları da bana göre bir anlam taşımadığı gibi tartışmayı bitirmeye yetmez. Çünkü seçim sürecinde parti yönetiminin ve il başkanı Davut Gürkan’ın ortaya koyduğu tavır, ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur…
Elbette bu konunun ayrıntılarını ilerleyen günlerde yine bu sütunlarda ele alacağım.
Şunu da unutmayalım: BTSO, Bursa’nın en önemli kurumlarından biri. Burada yaşananlar yalnızca birkaç iş insanının kendi arasındaki yarıştan ibaret değil. Bursa ekonomisi, üreticisi, sanayicisi ve binlerce işletmenin geleceği de bu kurumun çalışmalarından etkileniyor.
Dolayısıyla seçim bitti diye herkesin elini eteğini çekmesi beklenemez. Yeni yönetimin ortaya koyacağı performans, vaatleri ve atacağı adımlar elbette takip edilecek. En azından bizim tarafımızdan...
Üstelik önümüzde Bursa Ticaret Borsası seçimleri de var. BTSO’da yaşananların ardından şimdi gözler borsaya çevrilecek. İlhan Parseker ve meclis başkanlığına seçilen Erol Dağlıoğlu’nun bundan sonraki süreçte nasıl bir yol izleyeceğini zaman gösterecek.
Bu iki isimle ilgili gelişmeleri takip ederken aklıma şu ayet geliyor: “Şüphesiz ki biz onları ibret olsun diye yarattık.” Elbette ayetin asıl bağlamı ayrıdır; ben burada yalnızca yaşananlardan ders çıkarılması gerektiğine dikkat çekmek istiyorum...
Çünkü siyaset de iş dünyası da insana çok şey öğretir. Yeter ki insan gördüğünden ders almayı bilsin.
Özer Matlı’nın başkanlık koltuğuna oturmasıyla hikaye de sona ermedi. Tam tersine, bundan sonraki süreçte yeni yönetimin atacağı adımlar kadar geçmişte gündeme gelen tartışmaların nasıl sonuçlanacağı da önemli.
Beyaz et sektörüne ilişkin operasyon, fon soruşturması ve Rekabet Kurulu tarafından kesildiği belirtilen 58 milyon liralık ceza gibi başlıklar da kamuoyunun takip ettiği konular arasında. Ancak bu dosyaların her birinin hukuki süreci, kapsamı ve tarafların açıklamaları ayrı ayrı değerlendirilmek zorunda. İddialarla kesinleşmiş kararları birbirine karıştırmamak gerekir.
Bizim işimiz de zaten kimseyi peşinen mahkum etmek değil; soruları sormak, gelişmeleri takip etmek ve gerektiğinde kamuoyunu bilgilendirmek.
Son olarak bir yerde okuduğum şu sözle bitireyim:
“Saat zamanı gösterir, zaman ise insanların gerçek yüzünü.”
Şimdilik tartışmaların gölgesinde başkanlık koltuğuna oturan Özer Matlı’yı izlemeye devam ediyoruz. Verdiği mesajlar, atacağı adımlar ve BTSO’nun Bursa’ya kazandıracakları önümüzdeki dönemin belirleyicisi olacak.
Koltuk hayırlı olsun…
Ama unutulmasın ki Sandık bir gün konuşur, icraat her gün konuşur. Güven ise kazanması en zor, kaybetmesi en kolay sermayedir.
Var mı ötesi...?