Bizim memlekette lafı eğip bükmeden, çivi gibi çakan sözler vardır.
Derler ki: “Geldiğin yerin bulutunu üzerinde taşırsan, gittiğin yerin güneşini göremezsin.”
Şimdi dönüp Bursa’ya bakınca…
Bu söz, yaşananları anlatmak için adeta nokta atışı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey…
Nilüfer’den taşıdığı o “bulutlar”, peşini bırakmadı.
E haliyle bugün geldiği yerde güneşi değil, cezaevinde hasreti yaşıyor.
Ben mi?
40 yıla yaklaşan gazetecilikte şunu öğrendim:
Bu memlekette koltuklar sabit, oturanlar değişken.
Bugün “başkanım” diye kapı açanlar, yarın “geçmiş olsun” mesajı atıyor.
Kısaca:
Her gelen gider, her yapılan kalır.
Ama en çok da…
Sağlam ekip kurmadan çok da koltuk sevdasına fazla abanırsan, koltuk seni sırtından atar.
Şimdi gelelim Nilüfer defterine…
Hani şu “imar var ama ayar yok” dedikleri meseleler…
Hormonlu yapılaşma, kanuna selam verip geçen projeler…
Dosyalar raflarda değil artık, mahkeme salonunda.
Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada Mustafa Bozbey ve yardımcısı Turgay Erdem yargılanıyor.
Öyle “iki sayfa iddia” değil bu…
Konuşulan rakamlar dudak uçuklatıyor:
Gazeteci Muharrem Karabulut'un yazdıklarına bakılırsa,alt sınır ayrı dert, üst sınır zaten “ömür boyu hesaplaşma” gibi.
Biz de herkes gibi takipteyiz.
Çünkü bu dava, sadece kişilerin değil, bir dönemin aynası.
Gelelim işin “meclis arkası kulis” kısmına…
Geçtiğimiz gün Büyükşehir Meclisi’nde belediye iştirakleri konuşulurken, AK Parti Grup Sözcüsü Sinan Kahraman öyle laflar etti ki…
“Şirketler zarar ediyor ama sermaye arttırımı yapılarak karlı gibi gösterilmiş…”
“Tarım A.Ş’de sahte belge iddiası var…”
Eee…
Bu memlekette bir dosya açıldı mı, devamı gelir.
Anlaşılan o ki Nilüfer’den başlayan hikâye,Büyükşehir kapısına doğru yürüyor.
Yani anlayacağınız:
Bursa’da dizi başlıyor, fragmanlar yeni düştü.
Ama işin bir de “sahne arkası strateji” kısmı var…
Belediye el değiştirdi, koltuğa Şahin Biba oturdu.
Sonrasında şirketlerde genel kurullar yapıldı.
Ve sahaya kim indi?
AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan.
Adam resmen “küskünler barış turnuvası” düzenlemiş.
Dargınları toplamış, tecrübelileri sahaya sürmüş.
Eski başkanlar, deneyimli isimler…
Yani öyle “eş dost yönetimi” değil,bildiğin “ustalar ligi kadrosu” kurulmuş.
Bu da ne demek?
“Biz bu işi ciddiye aldık” mesajı.
Şimdi top sahada.
Vatandaşın beklentisi net:
Ulaşım rahatlayacak mı?
Hastane bitecek mi?
Bu şehir nefes alacak mı?
Çünkü Bursa artık laf değil, icraat istiyor.
Son olarak şunu söylemek isterim;
Zaman çok garip bir öğretmen…
Konuşmaz ama ders verir.
Bugün yaşananlara bakınca şunu net görüyoruz:
Dün yukarı çıkanlar bugün aşağı bakıyor.
O yüzden…
Bulut taşımak serbest ama…
Güneşi kaçırmanın bedeli ağır oluyor....
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ercan Akyıldız
“Bulutla gelen, güneşi göremez!” derler…
Bizim memlekette lafı eğip bükmeden, çivi gibi çakan sözler vardır.
Derler ki: “Geldiğin yerin bulutunu üzerinde taşırsan, gittiğin yerin güneşini göremezsin.”
Şimdi dönüp Bursa’ya bakınca…
Bu söz, yaşananları anlatmak için adeta nokta atışı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey…
Nilüfer’den taşıdığı o “bulutlar”, peşini bırakmadı.
E haliyle bugün geldiği yerde güneşi değil, cezaevinde hasreti yaşıyor.
Ben mi?
40 yıla yaklaşan gazetecilikte şunu öğrendim:
Bu memlekette koltuklar sabit, oturanlar değişken.
Bugün “başkanım” diye kapı açanlar, yarın “geçmiş olsun” mesajı atıyor.
Kısaca:
Her gelen gider, her yapılan kalır.
Ama en çok da…
Sağlam ekip kurmadan çok da koltuk sevdasına fazla abanırsan, koltuk seni sırtından atar.
Şimdi gelelim Nilüfer defterine…
Hani şu “imar var ama ayar yok” dedikleri meseleler…
Hormonlu yapılaşma, kanuna selam verip geçen projeler…
Dosyalar raflarda değil artık, mahkeme salonunda.
Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada Mustafa Bozbey ve yardımcısı Turgay Erdem yargılanıyor.
Öyle “iki sayfa iddia” değil bu…
Konuşulan rakamlar dudak uçuklatıyor:
Gazeteci Muharrem Karabulut'un yazdıklarına bakılırsa,alt sınır ayrı dert, üst sınır zaten “ömür boyu hesaplaşma” gibi.
Biz de herkes gibi takipteyiz.
Çünkü bu dava, sadece kişilerin değil, bir dönemin aynası.
Gelelim işin “meclis arkası kulis” kısmına…
Geçtiğimiz gün Büyükşehir Meclisi’nde belediye iştirakleri konuşulurken, AK Parti Grup Sözcüsü Sinan Kahraman öyle laflar etti ki…
“Şirketler zarar ediyor ama sermaye arttırımı yapılarak karlı gibi gösterilmiş…”
“Tarım A.Ş’de sahte belge iddiası var…”
Eee…
Bu memlekette bir dosya açıldı mı, devamı gelir.
Anlaşılan o ki Nilüfer’den başlayan hikâye,Büyükşehir kapısına doğru yürüyor.
Yani anlayacağınız:
Bursa’da dizi başlıyor, fragmanlar yeni düştü.
Ama işin bir de “sahne arkası strateji” kısmı var…
Belediye el değiştirdi, koltuğa Şahin Biba oturdu.
Sonrasında şirketlerde genel kurullar yapıldı.
Ve sahaya kim indi?
AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan.
Adam resmen “küskünler barış turnuvası” düzenlemiş.
Dargınları toplamış, tecrübelileri sahaya sürmüş.
Eski başkanlar, deneyimli isimler…
Yani öyle “eş dost yönetimi” değil,bildiğin “ustalar ligi kadrosu” kurulmuş.
Bu da ne demek?
“Biz bu işi ciddiye aldık” mesajı.
Şimdi top sahada.
Vatandaşın beklentisi net:
Ulaşım rahatlayacak mı?
Hastane bitecek mi?
Bu şehir nefes alacak mı?
Çünkü Bursa artık laf değil, icraat istiyor.
Son olarak şunu söylemek isterim;
Zaman çok garip bir öğretmen…
Konuşmaz ama ders verir.
Bugün yaşananlara bakınca şunu net görüyoruz:
Dün yukarı çıkanlar bugün aşağı bakıyor.
O yüzden…
Bulut taşımak serbest ama…
Güneşi kaçırmanın bedeli ağır oluyor....