Siyaset bazen öyle bir denizdir ki… Kimi zaman sakin sakin akar, kimi zaman dalgası gelir tekneyi sağa sola savurur. Bazen de öyle bir fırtına kopar ki kaptan bile “Biz hangi limana gidiyorduk?” diye yanındakilere bakar.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugün yaşadığı tablo da biraz böyle.
Bir tarafta kurultay tartışmaları, diğer tarafta genel başkanlık koltuğu kavgası, bir yanda yeni ekipler, diğer yanda eski defterler… Derken CHP, adeta karpuza bıçak vurulmuş gibi “şak” diye ikiye ayrılmış görüntüsü veriyor.
Özgür Özel tarafı yeni kurultay çağrıları yapıyor, ancak ortada mahkeme süreci ve alınmış tedbir kararları var. Yani sahadaki mücadele biraz “top bizde ama hakem düdüğü cebinden çıkarmıyor” havasında ilerliyor.
Bursa’ya baktığımızda ise olayın rengi daha da farklı.
Görevden alınan il yönetiminin binayı terk etmemesi, yeni atanan yönetimin ise “biz birkaç güne kadar buradayız” açıklaması siyasetin o meşhur sözünü hatırlatıyor:
“Koltuğa oturmak kolay da kalkmak zor iş…”
Ama siyasette bazen koltuk öyle bir şeydir ki, insan otururken rahat eder de kalkarken sandalye ayağına takılır.
CHP’de ihraç tartışmaları da ayrı bir dosya.
Özellikle Bursa’da Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun sosyal medya üzerinden verdiği sert tepkiler dikkat çekiyor. Daha önce Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakın çalışma arkadaşlarından biri olarak bilinen Kayışoğlu’nun yaşananlara gösterdiği tepki, parti içindeki kırılmanın ne kadar derin olduğunu gösteriyor.
Tam da bu atmosferde Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV ekranlarına çıkması ise siyasetin ilginç anlarından biri oldu.
Açık söylemek gerekirse, ortam bu kadar tozluyken o koltuğa oturmak cesaret ister. Çünkü sorular belliydi, tansiyon yüksekti.
Kılıçdaroğlu kimi zaman sinirlendi, kimi zaman tecrübeli bir siyasetçi soğukkanlılığıyla cevap verdi. Özellikle belediyeler ve parti içindeki iddialarla ilgili sözleri stüdyoda bir anda havayı değiştirdi.
Siyasetin en zor tarafı da burada başlıyor zaten…
Dün birlikte yürüdüğünüz insanlar bugün karşınıza geçebiliyor. Dün omuz omuza verdiğiniz mücadelede yanınızda olanlar, gün geliyor başka bir safta durabiliyor.
Belki de Kılıçdaroğlu’nun bugün yaşadığı en büyük kırgınlık da burada yatıyor.
Çünkü siyaset sadece koltuk meselesi değildir. İnsan bazen makamı değil, emeğinin karşılığını arar.
Cemal Süreya’nın o meşhur sözü vardır:
“Üzülme değmez diyenlerden bıktım. Değmeyenlere zaten üzülmem, üzüldüğüm şey yüreğimin değmiş olması.”
Belki de bugün Kılıçdaroğlu’nun yaşadığı duygu biraz da buna benziyor.
Yıllarca siyaset sahnesinde taşıdığı, önünü açtığı isimlerin bugün karşısında durması insani tarafıyla bakılırsa kolay bir durum değil.
Ama siyasetin de acı bir kuralı var; Dün alkışlayanlar, bugün eleştirebilir.Dün yanınızda yürüyenler, bugün başka bir yola sapabilir.
Esasen bugün CHP’de yaşananlara dışarıdan bakınca tam bir dizi senaryosu gibi…
Tamam “artık film bitti” dersiniz, yönetmenden ses gelir:
“Kesmedik, devam ediyoruz!”
Bursa’daki gelişmeler de bunun küçük bir sahnesi.
Nihat Yeşiltaş ve yönetimiyle ilgili süreç, yeni atanan Turgut Özkan’ın “kargaşa istemiyoruz” açıklamasıyla başka bir aşamaya girmiş görünüyor.
Şimdi gözler birkaç gün içinde yaşanacak gelişmelerde.
Bakalım Bursa CHP’de perde kapanacak mı, yoksa yeni bir bölüm mü başlayacak?
Çünkü bu filmde daha jenerik akmadı gibi görünüyor…
O zaman bekleyelim..
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ercan Akyıldız
CHP’de film bitmeden jenerik akmaya başladı!
Siyaset bazen öyle bir denizdir ki… Kimi zaman sakin sakin akar, kimi zaman dalgası gelir tekneyi sağa sola savurur. Bazen de öyle bir fırtına kopar ki kaptan bile “Biz hangi limana gidiyorduk?” diye yanındakilere bakar.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugün yaşadığı tablo da biraz böyle.
Bir tarafta kurultay tartışmaları, diğer tarafta genel başkanlık koltuğu kavgası, bir yanda yeni ekipler, diğer yanda eski defterler… Derken CHP, adeta karpuza bıçak vurulmuş gibi “şak” diye ikiye ayrılmış görüntüsü veriyor.
Özgür Özel tarafı yeni kurultay çağrıları yapıyor, ancak ortada mahkeme süreci ve alınmış tedbir kararları var. Yani sahadaki mücadele biraz “top bizde ama hakem düdüğü cebinden çıkarmıyor” havasında ilerliyor.
Bursa’ya baktığımızda ise olayın rengi daha da farklı.
Görevden alınan il yönetiminin binayı terk etmemesi, yeni atanan yönetimin ise “biz birkaç güne kadar buradayız” açıklaması siyasetin o meşhur sözünü hatırlatıyor:
“Koltuğa oturmak kolay da kalkmak zor iş…”
Ama siyasette bazen koltuk öyle bir şeydir ki, insan otururken rahat eder de kalkarken sandalye ayağına takılır.
CHP’de ihraç tartışmaları da ayrı bir dosya.
Özellikle Bursa’da Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun sosyal medya üzerinden verdiği sert tepkiler dikkat çekiyor. Daha önce Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakın çalışma arkadaşlarından biri olarak bilinen Kayışoğlu’nun yaşananlara gösterdiği tepki, parti içindeki kırılmanın ne kadar derin olduğunu gösteriyor.
Tam da bu atmosferde Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV ekranlarına çıkması ise siyasetin ilginç anlarından biri oldu.
Açık söylemek gerekirse, ortam bu kadar tozluyken o koltuğa oturmak cesaret ister. Çünkü sorular belliydi, tansiyon yüksekti.
Kılıçdaroğlu kimi zaman sinirlendi, kimi zaman tecrübeli bir siyasetçi soğukkanlılığıyla cevap verdi. Özellikle belediyeler ve parti içindeki iddialarla ilgili sözleri stüdyoda bir anda havayı değiştirdi.
Siyasetin en zor tarafı da burada başlıyor zaten…
Dün birlikte yürüdüğünüz insanlar bugün karşınıza geçebiliyor. Dün omuz omuza verdiğiniz mücadelede yanınızda olanlar, gün geliyor başka bir safta durabiliyor.
Belki de Kılıçdaroğlu’nun bugün yaşadığı en büyük kırgınlık da burada yatıyor.
Çünkü siyaset sadece koltuk meselesi değildir. İnsan bazen makamı değil, emeğinin karşılığını arar.
Cemal Süreya’nın o meşhur sözü vardır:
“Üzülme değmez diyenlerden bıktım. Değmeyenlere zaten üzülmem, üzüldüğüm şey yüreğimin değmiş olması.”
Belki de bugün Kılıçdaroğlu’nun yaşadığı duygu biraz da buna benziyor.
Yıllarca siyaset sahnesinde taşıdığı, önünü açtığı isimlerin bugün karşısında durması insani tarafıyla bakılırsa kolay bir durum değil.
Ama siyasetin de acı bir kuralı var; Dün alkışlayanlar, bugün eleştirebilir.Dün yanınızda yürüyenler, bugün başka bir yola sapabilir.
Esasen bugün CHP’de yaşananlara dışarıdan bakınca tam bir dizi senaryosu gibi…
Tamam “artık film bitti” dersiniz, yönetmenden ses gelir:
“Kesmedik, devam ediyoruz!”
Bursa’daki gelişmeler de bunun küçük bir sahnesi.
Nihat Yeşiltaş ve yönetimiyle ilgili süreç, yeni atanan Turgut Özkan’ın “kargaşa istemiyoruz” açıklamasıyla başka bir aşamaya girmiş görünüyor.
Şimdi gözler birkaç gün içinde yaşanacak gelişmelerde.
Bakalım Bursa CHP’de perde kapanacak mı, yoksa yeni bir bölüm mü başlayacak?
Çünkü bu filmde daha jenerik akmadı gibi görünüyor…
O zaman bekleyelim..