SON DAKİKA
Hava Durumu

Devlet "Deniz" gibidir çöpü bir gün kıyıya vurur...

Yazının Giriş Tarihi: 18.08.2026 14:14
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.08.2026 14:16

Hafızalardan silinmeyen15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından bir gerçekle yüzleştik. Meğer mesele sadece Pensilvanya'daki bir yapıdan ibaret değilmiş.

Devletin kılcal damarlarına kadar sızmış, eğitimden bürokrasiye, iş dünyasından yargıya kadar uzanan bir yapılanmayla karşı karşıyaymışız.

O günlerde “cemaat” denilen yapı, 15 Temmuz gecesi gerçek yüzünü gösterdi. Sonrasında adı konuldu: FETÖ terör örgütü...

Esasen,17-25 Aralık'ta geminin karaya oturduğunu görenler vardı. Ama bazı yolcular hala “Bir şey yok, hafif sallanıyoruz” diyordu.

Oysa gemi çoktan su almıştı!

Devlet ise o günlerde ağır ama kararlı biçimde harekete geçti.

Çünkü devlet deniz gibidir...

İstediğiniz kadar içine çöp atın.

Bir süre kaybolur.

Sonra dalga gelir, o çöpü yeniden kıyıya bırakır.

Bugün yaşananlara biraz da bu gözle bakarak devam edelim..

Şimdi kamuoyunun gündeminde Süleymancılar olarak bilinen yapının lideri Alihan Kuriş ve beraberindeki isimlere yönelik operasyon var.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturması kapsamında 17 ilde 123 adrese operasyon yapıldığı, Kuriş'in de aralarında bulunduğu şüpheliler gözaltına alınarak tutuklandı. Dosyada ekonomik yapı ve para trafiğine ilişkin ciddi iddialar da soruşturuluyor.

Burada özellikle bir noktanın altını çizmek lazım:

Mesele din değil.

Mesele ibadet değil.

Mesele Kur'an değil.

Mesele, dini duyguların arkasına saklanarak ekonomik ve siyasi güç devşirilip devşirilmediği meselesidir.

Zaten yıllardır sorulan soru da bu:

Bir yapı, bu kadar büyük ekonomik güce nasıl ulaşıyor?

İnsanlar nasıl bir araya geliyor?

Milyonlarca liralık kaynaklar nasıl toplanıyor?

Yurtlar, kurslar, okullar ve şirketler arasındaki ilişki nasıl kuruluyor?

Ve daha önemlisi...

Bu yapıların siyasi tercihleri hangi noktada başlıyor, dini faaliyetleri hangi noktada bitiyor?

İşte işin düğümlendiği yer de burası.

Çünkü Anadolu'nun fakir ailelerinin çocuklarını yurtlara yerleştirmek başka bir şeydir, onların üzerinden yıllar içinde kapalı bir hiyerarşi oluşturmak başka...

İnsanların ahiret duygusuna seslenmek başka bir şeydir, bu duyguyu ekonomik veya siyasi bir organizasyonun yakıtına dönüştürmek başka...

Yardım toplamak başka bir şeydir, toplanan paraların nerelere aktarıldığının hesabını verememek başka...

Bugün soruşturma dosyasına yansıyan MASAK tespitlerinde, bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar TL'yi aşan para hareketinin yurt dışına çıkarıldığı yönündeki iddialar halen araştırılıyor. Hukuki süreç devam ediyor ve nihai sözü mahkemeler söyleyecek.

Ama rakam büyük.

Hem de öyle böyle değil!

İnsan ister istemez soruyor:

Bu para nereden geliyor kardeşim?

Anadolu'da emekli amca torununa harçlık verirken hesabını yapıyor. Asgari ücretli ay sonunu getirmeye çalışıyor. Esnaf “Bugün siftah yapamadım” diye kepenk indiriyor.

Bir tarafta ise milyarlarca liralık para trafiği konuşuluyorsa, devletin de dönüp “Bir dakika, burada ne oluyor?” demesi kadar doğal bir şey olamaz.

Bir de işin yurt dışı ayağı var.

Almanya'daki merkez, şirketler, para transferleri...

İddialar ciddi.

Ciddi olduğu kadar da araştırılması gereken iddialar.

Çünkü devletin görevi, kim olursa olsun hesabı sormaktır.

Dün FETÖ için ne yapılması gerekiyorsa bugün de başka bir yapı için aynı hukuk işletilmelidir. Öylede yapılıyor...

Ama burada önemli bir ayrım var.

Bir cemaatin içinde bulunan herkes suçlu değildir. Bu konuda dikkatli hareket ediliyor. Hedefin, insanların inancı olmadığı, Hedefin suç örgütü yapılanması olduğu ilgililer tarafından da açıklandı.

Soruşturmalarda somut deliller ortaya konuldu ki , Süleymancılar olarak bilinen Alihan Kuriş suç örgütüne yönelik operasyon yapıldı. Ortaya çıkanlar insanları hayretler içinde bıraktı. Silahlar, Dövizler, Tapular, Kilolarca altın… Şimdi hukuki süreçler devam ediyor...

Benim asıl merak ettiğim ise şimdi Bursa ayağı.

Bursa'da bu yapıyla bağlantılı olduğu değerlendirilen yurtlar, okullar, şirketler ve diğer yapılar konusunda ne olacak?

Kimlerin adı dosyalarda geçiyor?

Hangi kurumlar incelenecek?

Hangi taşınmazların kaynağı araştırılacak?

Bursa'daki öğrenciler, veliler ve aileler açısından nasıl bir tablo ortaya çıkacak?

Bunların tamamını önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Ve sanıyorum mesele sadece Bursa ile de sınırlı da kalmayacak.

Çünkü devlet bir kez mali yapının üzerine gittiğinde, para nereye gidiyorsa oraya kadar ulaşır. Paranın yolu bazen insanın yolundan daha çok şey anlatır.

Bir dostumun söylediği bir söz var, aklımdan çıkmıyor:

“Bunlar yıllarca yabancıları dinledi, Allah'ı dinlemedi.”

Söz ağır.

Ama düşündürücü.

Gerçekten Allah'ı dinleyen bir insan, kul hakkını nasıl bu kadar kolay çiğner?

Milletin güvenini nasıl istismar eder?

Dini nasıl bir ticaret kapısına dönüştürür?

Ülkesine zarar verecek işlerin içine nasıl girer?

İşte asıl mesele burada.

Dindar görünmek başka şeydir, dini yaşamak başka...

Cüppe, sarık, sakal, sohbet, kurs, yurt... Bunların hiçbiri tek başına kimseye temiz sicil vermez.

Temiz sicilin ölçüsü bellidir: Kul hakkı yememek. Devletin parasına göz dikmemek. Milletin güvenini istismar etmemek. Ülkenin aleyhine iş çevirmemek. Ve hesabı sorulduğunda “Biz cemaatiz” diyerek dokunulmazlık beklememek.

Çünkü devletin gözünde herkes eşit olmak zorunda.

Bugün gelinen noktada FETÖ'nün nasıl büyüdüğünü hep birlikte gördük.

Bir dönem “Aman canım, bunlar da dini hizmet yapıyor” denildiğini çok duymuştuk.

Sonra ne olduğu ortaya çıktı.

Şimdi başka yapılara bakarken de aynı hatayı yapmamak gerekiyor.

Ne peşin hüküm...

Ne de peşin aklama.

Delil ne diyorsa o.

Hukuk ne diyorsa o.

Devlet neyi tespit ediyorsa o.

Mahkeme ne karar veriyorsa o.

Gerisi dedikodu.

Şimdi gözler Bursa'da.

Yurtlar ne olacak?

Okullar ne olacak?

Şirketler ne olacak?

Taşınmazlar ne olacak?

Ve en önemlisi...

Bu yapıların içinde yıllardır gerçekten inançları için çalışan, hiçbir suça bulaşmamış insanlar ne olacak?

İşte devletin burada ince eleyip sık dokuması gerekiyor gerekiyor ki, İlgili Bakanlar bu konuda hassas davrandıklarını açıklamalarında ima etmişti…Çünkü suçlu ile masumu birbirinden ayırmak da devlet olmanın gereğidir.

Ama suç varsa...

Para trafiğinde şaibe varsa...

Örgütlü bir yapı varsa...

Hesap sorulması da gerekir.

Hem de sonuna kadar.

Ben yıllardır aynı şeyi söylüyorum:

Devlet delikanlıdır.

Yaşlanmaz.

İhtiyarlamaz.

Unutmaz.

Sadece bekler.

Zamanı geldiğinde de dosyayı açar, delili masaya koyar ve “Şimdi sıra sende” der.

İşte bugün yaşananlara biraz da böyle bakmak gerekiyor.

Denize çöp atabilirsiniz...

Ama dalgayı durduramazsınız.

Gün gelir o dalga kıyıya vurur.

Ve deniz, attığınız ne varsa önünüze koyar.

Şimdi biz de Bursa'da o dalganın neleri kıyıya bırakacağını takip ediyoruz.

Bekleyelim...

Görelim...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.