Bir işletmenin sadece tabelasıyla değil; ismi duyulduğunda insanların yüzünde bir gülümseme oluşturmasıyla, “Orası iyidir” dedirtmesiyle olur marka olmak.
Fiyatından çok, verdiği güvenle hatırlanır.
İnsanlar oraya sadece karnını doyurmaya değil, kendini iyi hissetmeye gider.
Yani işin özü; kalite, güven ve samimiyet bir araya gelirse ortaya marka çıkar.
Uzun zamandır yazmak istediğim bir konu vardı aslında…
Bizim eski usul esnaf meselesi.
Hani şu mütevazı, işini sessiz sedasız yapan ama itibarı sağlam olan esnaflar vardır ya…
Bir kere güven kazanmışlarsa tüketicinin zihninde kalite ve sürekliliğin temsilcisi olurlar.
Bugün Bursa’da kısa sürede marka olmayı başaran bir işletmeden bahsetmek istiyorum: Sağıroğlu Restorant.
Bursa’da bilmeyen azdır sanırım.
Hani şu “gece dönercisi” diye ünlenen yer var ya…
İşte orası.
Ama işin aslı sadece gece döneri değil.
Sabahın erken saatinde kapıdan içeri girdiğinizde Karadeniz mutfağı sizi karşılar.
Trabzon haşlama, lahana çorbası, lahana sarma, kuymak…Karadeniz pide çeşitleri..
Yani Karadeniz’in olmazsa olmazları.
Kahvaltılıkların büyük kısmı da özel yaptırılıyor.
Organik olsun, doğal olsun diye özellikle uğraşıyorlar.
Sonra gün boyu alakart yemekler…
Gece yarısı ise meşhur döner devreye giriyor.
Kısacası Sağıroğlu’nda gün bitmiyor.
Esasen İşletmenin arkasında iki kardeş var: Hakan ve İsmail Sağıroğlu.
Aslında bu iş onların baba mesleği.
1992’den beri sektörün içindeler.
Ama asıl çıkışlarını 5-6 yıl önce gece döneriyle yaptılar.
Derken bir baktık ki Bursa’da adları dilden dile dolaşıyor.
Bir de işin eğlence tarafı var.
Restoranda zaman zaman Karadeniz geceleri düzenleniyor.
İsmail Türüt, Onay Şahin, Ekin Uzun gibi yöresel sanatçılar sahne alıyor.
Yani Bursa’nın ortasında küçük bir Karadeniz havası esiyor.
Geçtiğimiz akşam yine Sağıroğlu’ndaydık.
Bu kez organizasyon, benim de dostum hemşehrim olan gönül adamı Şenol Kul’daydı.
Başkan Şenol, geleneksel hale getirdiği bir iftar programına imza attı.
Hani bir dönem siyaset sahnesinde boy göstermiş, ANAP döneminin gençlik kollarından isimlerle birlikte….
Adnan Tekin, Muzaffer Şen, Mehmet Çetin, Özcan Konuk, Vedat Kantar, Zafer Öztürk, Erdinç Ceyhan, Ayhan Yılma, Ceyhun Özüm, Altan Ulutaş, Basri Kumova, Murat Delibaşıoğlu, Hüseyin Korda, Ekrem Pamuk, Taner Bayrak, Tevfik Demir, Refik Kızıltepe, İrfan Tatlıcılar, Turgay Peker, Serkan Arzuman, Mehmet Kapıcıoğlu, Erol Yılmazer ve Çetin Sabırlı…
Onlar da oradaydı.
Eski dostlar, bol muhabbet, güzel bir iftar…
Doğrusunu söylemek gerekirse Ramazan’ın en keyifli iftarlarından birine denk geldik.
Yemekler güzel, sohbet güzel, çay zaten ayrı bir hikâye…
Şimdi burada yapılacak tek şey var.
Başta Şenol Kul olmak üzere, işletmeciler Hakan ve İsmail kardeşlere teşekkür etmek.
İşini düzgün yapan, kaliteyi bozmayan, esnaf ahlakını kaybetmeyen insanlar hâlâ var.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ercan Akyıldız
Gece dönerinden markaya Sağıroğlu'nun hikayesi...
Marka olmak öyle kolay iş değildir.
Bir işletmenin sadece tabelasıyla değil; ismi duyulduğunda insanların yüzünde bir gülümseme oluşturmasıyla, “Orası iyidir” dedirtmesiyle olur marka olmak.
Fiyatından çok, verdiği güvenle hatırlanır.
İnsanlar oraya sadece karnını doyurmaya değil, kendini iyi hissetmeye gider.
Yani işin özü; kalite, güven ve samimiyet bir araya gelirse ortaya marka çıkar.
Uzun zamandır yazmak istediğim bir konu vardı aslında…
Bizim eski usul esnaf meselesi.
Hani şu mütevazı, işini sessiz sedasız yapan ama itibarı sağlam olan esnaflar vardır ya…
Bir kere güven kazanmışlarsa tüketicinin zihninde kalite ve sürekliliğin temsilcisi olurlar.
Bugün Bursa’da kısa sürede marka olmayı başaran bir işletmeden bahsetmek istiyorum: Sağıroğlu Restorant.
Bursa’da bilmeyen azdır sanırım.
Hani şu “gece dönercisi” diye ünlenen yer var ya…
İşte orası.
Ama işin aslı sadece gece döneri değil.
Sabahın erken saatinde kapıdan içeri girdiğinizde Karadeniz mutfağı sizi karşılar.
Trabzon haşlama, lahana çorbası, lahana sarma, kuymak…Karadeniz pide çeşitleri..
Yani Karadeniz’in olmazsa olmazları.
Kahvaltılıkların büyük kısmı da özel yaptırılıyor.
Organik olsun, doğal olsun diye özellikle uğraşıyorlar.
Sonra gün boyu alakart yemekler…
Gece yarısı ise meşhur döner devreye giriyor.
Kısacası Sağıroğlu’nda gün bitmiyor.
Esasen İşletmenin arkasında iki kardeş var: Hakan ve İsmail Sağıroğlu.
Aslında bu iş onların baba mesleği.
1992’den beri sektörün içindeler.
Ama asıl çıkışlarını 5-6 yıl önce gece döneriyle yaptılar.
Derken bir baktık ki Bursa’da adları dilden dile dolaşıyor.
Bir de işin eğlence tarafı var.
Restoranda zaman zaman Karadeniz geceleri düzenleniyor.
İsmail Türüt, Onay Şahin, Ekin Uzun gibi yöresel sanatçılar sahne alıyor.
Yani Bursa’nın ortasında küçük bir Karadeniz havası esiyor.
Geçtiğimiz akşam yine Sağıroğlu’ndaydık.
Bu kez organizasyon, benim de dostum hemşehrim olan gönül adamı Şenol Kul’daydı.
Başkan Şenol, geleneksel hale getirdiği bir iftar programına imza attı.
Hani bir dönem siyaset sahnesinde boy göstermiş, ANAP döneminin gençlik kollarından isimlerle birlikte….
Adnan Tekin, Muzaffer Şen, Mehmet Çetin, Özcan Konuk, Vedat Kantar, Zafer Öztürk, Erdinç Ceyhan, Ayhan Yılma, Ceyhun Özüm, Altan Ulutaş, Basri Kumova, Murat Delibaşıoğlu, Hüseyin Korda, Ekrem Pamuk, Taner Bayrak, Tevfik Demir, Refik Kızıltepe, İrfan Tatlıcılar, Turgay Peker, Serkan Arzuman, Mehmet Kapıcıoğlu, Erol Yılmazer ve Çetin Sabırlı…
Onlar da oradaydı.
Eski dostlar, bol muhabbet, güzel bir iftar…
Doğrusunu söylemek gerekirse Ramazan’ın en keyifli iftarlarından birine denk geldik.
Yemekler güzel, sohbet güzel, çay zaten ayrı bir hikâye…
Şimdi burada yapılacak tek şey var.
Başta Şenol Kul olmak üzere, işletmeciler Hakan ve İsmail kardeşlere teşekkür etmek.
İşini düzgün yapan, kaliteyi bozmayan, esnaf ahlakını kaybetmeyen insanlar hâlâ var.
İyi ki de varlar.
Biz de buradan kendilerini alkışlıyoruz….