Mübarek Ramazan ayı geldi mi, memleket ikiye ayrılıyor: Bir yanda iftar sofraları, diğer yanda vicdan muhasebesi… Ama işin aslı şu; sofralar kuruluyor da, herkes kendi iç sofrasına ne koyuyor, işte orası biraz karışık.
Rahmetli Alev Alatlı ne güzel demişti: “Her yasal hak helal değildir.”
Yani mesele sadece kanuna uymak değil, gönülden de geçmek. Helalleşmek dediğin şey, imza atmakla değil, içinden “tamam” demekle olur.
Şimdi dönüp son bir aya bakalım…
Dünyanın bir yerinde bombalar düşerken, Çok şükür bizim memleketimizde kazanlar kaynadı. İftar sofraları kuruldu, dualar edildi. Bursa’da da siyasetinden iş dünyasına herkes sahadaydı.
Büyükşehir tarafı boş durmadı. Şehrin dört bir yanında iftarlar, buluşmalar, vatandaşla temas… Her gün başka bir ilçede sofralar kuruldu. Ramazan’ın o birleştirici havası, en azından görüntüde, güzel yayıldı. Başkan Mustafa Bozbey bir iftar programına eşi ile birlikte katıldı..
Yıldırım tarafı da geri kalmadı. Başkan Oktay Yılmaz’ın talimatıyla sadece Bursa’da değil, gönül coğrafyasında da sofralar kuruldu. Balkanlar’dan Orta Doğu’ya kadar uzanan bir “biz buradayız” mesajı verildi. Açık konuşalım, bu işler sadece organizasyon değil, biraz da mesaj işidir.
Siyaset cephesi Ramazan’da vites düşürür mü? Yok, tam tersine…
Yeni kurulan partiler sahada, eski partiler zaten alışmış. Herkes iftar programlarında, fotoğraflarda, sohbetlerde. Ramazan biraz da “görünürlük ayı” olmuş durumda.
İş dünyası da “biz de buradayız” dedi. İftar programları, birlik mesajları, Ahilik vurguları… Rakamlar havada uçuştu. Bursa’nın ekonomisiyle ilgili söylenenler doğru; bu şehir artık şehirle değil, ülkelerle yarışıyor. Ama mesele yine aynı yere geliyor: Bu büyüme herkesin sofrasına ne kadar yansıyor?
Gelelim işin biraz daha “sert” tarafına…
Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yaşananlar…
Su faturaları almış başını gitmiş, tartışma zaten hazır bekliyor. Ama tartışmanın şekli? İşte orada duracaksın.
Siyaset yaparsın, itiraz edersin, sesini yükseltirsin… Tamam.
Ama parmak sallamak nedir? Hele ki koskoca bir belediye başkanına?
Bu tarz hareketler ne siyasete yakışır ne de Ramazan’a.
Aynı şey kime yapılırsa yapılsın yanlış. Bugün ona, yarın başkasına… Böyle giderse iş ciddiyetini kaybeder. Vatandaş da bakar, “bunlar mı bizi yönetecek?” der.
Bir de şu var…
Ramazan dediğin ay biraz fren yapma ayıdır. Öfkeni tutma ayıdır. Sözünü tartma ayıdır. Siyaset de bunun dışında değil.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ercan Akyıldız
Helal mi Yasal mı? Ramazan aynasında Bursa
Mübarek Ramazan ayı geldi mi, memleket ikiye ayrılıyor: Bir yanda iftar sofraları, diğer yanda vicdan muhasebesi… Ama işin aslı şu; sofralar kuruluyor da, herkes kendi iç sofrasına ne koyuyor, işte orası biraz karışık.
Rahmetli Alev Alatlı ne güzel demişti: “Her yasal hak helal değildir.”
Yani mesele sadece kanuna uymak değil, gönülden de geçmek. Helalleşmek dediğin şey, imza atmakla değil, içinden “tamam” demekle olur.
Şimdi dönüp son bir aya bakalım…
Dünyanın bir yerinde bombalar düşerken, Çok şükür bizim memleketimizde kazanlar kaynadı. İftar sofraları kuruldu, dualar edildi. Bursa’da da siyasetinden iş dünyasına herkes sahadaydı.
Büyükşehir tarafı boş durmadı. Şehrin dört bir yanında iftarlar, buluşmalar, vatandaşla temas… Her gün başka bir ilçede sofralar kuruldu. Ramazan’ın o birleştirici havası, en azından görüntüde, güzel yayıldı. Başkan Mustafa Bozbey bir iftar programına eşi ile birlikte katıldı..
Yıldırım tarafı da geri kalmadı. Başkan Oktay Yılmaz’ın talimatıyla sadece Bursa’da değil, gönül coğrafyasında da sofralar kuruldu. Balkanlar’dan Orta Doğu’ya kadar uzanan bir “biz buradayız” mesajı verildi. Açık konuşalım, bu işler sadece organizasyon değil, biraz da mesaj işidir.
Siyaset cephesi Ramazan’da vites düşürür mü? Yok, tam tersine…
Yeni kurulan partiler sahada, eski partiler zaten alışmış. Herkes iftar programlarında, fotoğraflarda, sohbetlerde. Ramazan biraz da “görünürlük ayı” olmuş durumda.
İş dünyası da “biz de buradayız” dedi. İftar programları, birlik mesajları, Ahilik vurguları… Rakamlar havada uçuştu. Bursa’nın ekonomisiyle ilgili söylenenler doğru; bu şehir artık şehirle değil, ülkelerle yarışıyor. Ama mesele yine aynı yere geliyor: Bu büyüme herkesin sofrasına ne kadar yansıyor?
Gelelim işin biraz daha “sert” tarafına…
Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yaşananlar…
Su faturaları almış başını gitmiş, tartışma zaten hazır bekliyor. Ama tartışmanın şekli? İşte orada duracaksın.
Siyaset yaparsın, itiraz edersin, sesini yükseltirsin… Tamam.
Ama parmak sallamak nedir? Hele ki koskoca bir belediye başkanına?
Kusura bakmayın, orası meclis salonu. Kahvehane değil.
Bu tarz hareketler ne siyasete yakışır ne de Ramazan’a.
Aynı şey kime yapılırsa yapılsın yanlış. Bugün ona, yarın başkasına… Böyle giderse iş ciddiyetini kaybeder. Vatandaş da bakar, “bunlar mı bizi yönetecek?” der.
Bir de şu var…
Ramazan dediğin ay biraz fren yapma ayıdır. Öfkeni tutma ayıdır. Sözünü tartma ayıdır. Siyaset de bunun dışında değil.
Sonuç olarak;
Sofralar kuruldu, programlar yapıldı, mesajlar verildi… Güzel.
Ama asıl mesele şu: Bu ayda kim neyi gerçekten içselleştirdi?
Helalleşmek sadece “hakkını helal et” demek değil.
Bazen bir adım geri atmaktır.
Bazen dilini tutmaktır.
Bazen de o parmağı hiç kaldırmamaktır.
Velhasıl…
Ramazan bitti diye her şey bitmiyor. Asıl sınav şimdi başlıyor.