Rusya Ukray'na Savaşı,ABD,İsrail ve İran Savaşı,Körfez ülkelerinde belirsizlik derken,Dünya adeta ateş çemberinden geçiyor…
Bir tarafta savaşlar, diğer tarafta ekonomik daralma… Hal böyle olunca meydan da boş kalmıyor tabii. Her dönemin bir “felaket tellalı” olur derler ya, bugün de ekran ekran, köşe köşe karamsarlık pompalayanlar da işbaşı yapmış..
Sanki memlekette fabrikaların bacası sönmüş, üretim durmuş, herkes elini eteğini çekmiş gibi bir hava estiriliyor.
Ama işin sahasına indiğinizde tablo öyle mi?
Tabiki değil...
Tam aksine, sessiz sedasız çalışan, polemiğe girmeden işine bakan kurumlar var. İşte onlardan biri de uzun yıllardır üretim ve ihracat ekseninde yol alan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, yani BTSO.
Başında da İbrahim Burkay…
Önceki gün İstanbul’da kapılarını açan HOMETEX 2026 Ev Tekstili Fuarı bunun en somut örneklerinden biri oldu.
Bakın rakamlara…
200 bin metrekarelik dev alanda yaklaşık 600 firma…
Yüzlerce yabancı alıcı…
45 ülkeden gelen 250’ye yakın iş insanı…
Yeni bağlantılar, yeni pazarlar, yeni umutlar…
Ev tekstili sektörünün dünyaya açılan vitrinlerinden biri olan HOMETEX, yalnızca bir fuar değil; adeta ekonominin nabzını tutan dev bir ticaret sahnesi.
Açılışta Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat önemli mesajlar verdi. Türkiye’nin tekstil ve konfeksiyon ihracatında dünyada yedinci, Avrupa Birliği’nde ise üçüncü sırada bulunduğunu söyledi. Ev tekstilinde ise Avrupa liderliği ve dünya beşinciliği hiç de küçümsenecek rakamlar değil.
TETSİAD Başkanı Murat Şahinler’in sözleri de dikkat çekiciydi.
Yakın coğrafyamız savaşlarla sarsılırken, küresel ekonomi türlü kırılmalar yaşarken HOMETEX’in gücünü koruması aslında sektörün direncini gösteriyor.
Gelelim BTSO Başkanı İbrahim Burkay’a…
Burkay uzun zamandır aynı cümleyi kuruyor: “Bursa büyürse Türkiye büyür.”
Kimileri bunu slogan sanıyor olabilir ama ortaya konulan tabloya bakınca işin slogan değil, strateji olduğu anlaşılıyor. Birileri anlamak istemezse de..
Tekstil ve konfeksiyon sektörünün 30 milyar dolara yaklaşan ihracatından söz eden Burkay, ev tekstilinin 3 milyar doların üzerindeki performansıyla sektörün lokomotiflerinden biri olduğunu vurguladı.
Doğru söze ne denir?
Bir ürün üretmek başka…O ürünü kendi markanızla dünyaya satmak bambaşka…
İşte asıl mesele de burada.
BTSO’nun özellikle markalaşma konusunda yürüttüğü çalışmaların değeri tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Çünkü fason üretimle ayakta kalınır ama marka ile hedefe ulaşılır.
Hani halk arasında kullanılan bir laf vardır: “Başkasının etiketiyle düğüne gidilmez.”
Ekonomide de durum aynı.
Kendi markasını oluşturan, tasarımını geliştiren, dünya pazarlarında söz sahibi olan şehirler fark yaratıyor.
Burada dikkatimi çeken bir başka ayrıntı ise fuara katılan yaklaşık 600 firmanın 200’ünün Bursalı olması…
Öyle hasetten burun kıvıracak gibi değil…
Demek ki Bursa hala üretimin kalbi olmayı sürdürüyor.
Bazen sosyal medyada iki yorum okuyunca memleket battı sanıyoruz. Oysa sanayici sabah erkenden fabrikasının ışığını yakıyor, iş insanı yeni pazar arıyor, ihracatçı valizini alıp dünyanın öbür ucuna gidiyor.
Karamsarlık satmak kolay…Üretmek zor…
Eleştirmek kolay…Taşın altına el koymak zor…
O yüzden kim ne derse desin, Bursa’nın dünya pazarlarında kabul gören markalar çıkarması, tercih edilen bir üretim merkezi haline gelmesi takdir edilmesi gereken bir başarı hikayesidir.
İbrahim Burkay ve çalışma arkadaşlarının ortaya koyduğu vizyonu da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
Çünkü bazı insanlar yalnızca mesai yapmaz…Saatin varlığını unutturur.
Böyle insanları alkışlamak gerekir.
Karamsarlık pompalayanlar belki hayal kırıklığı yaşıyordur ama Bursa hala aynı cümleyi söylüyor:
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ercan Akyıldız
Karabulut arayanlara BTSO'dan Güneşli haber…
Rusya Ukray'na Savaşı,ABD,İsrail ve İran Savaşı,Körfez ülkelerinde belirsizlik derken,Dünya adeta ateş çemberinden geçiyor…
Bir tarafta savaşlar, diğer tarafta ekonomik daralma… Hal böyle olunca meydan da boş kalmıyor tabii. Her dönemin bir “felaket tellalı” olur derler ya, bugün de ekran ekran, köşe köşe karamsarlık pompalayanlar da işbaşı yapmış..
Sanki memlekette fabrikaların bacası sönmüş, üretim durmuş, herkes elini eteğini çekmiş gibi bir hava estiriliyor.
Ama işin sahasına indiğinizde tablo öyle mi?
Tabiki değil...
Tam aksine, sessiz sedasız çalışan, polemiğe girmeden işine bakan kurumlar var. İşte onlardan biri de uzun yıllardır üretim ve ihracat ekseninde yol alan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, yani BTSO.
Başında da İbrahim Burkay…
Önceki gün İstanbul’da kapılarını açan HOMETEX 2026 Ev Tekstili Fuarı bunun en somut örneklerinden biri oldu.
Bakın rakamlara…
200 bin metrekarelik dev alanda yaklaşık 600 firma…
Yüzlerce yabancı alıcı…
45 ülkeden gelen 250’ye yakın iş insanı…
Yeni bağlantılar, yeni pazarlar, yeni umutlar…
Ev tekstili sektörünün dünyaya açılan vitrinlerinden biri olan HOMETEX, yalnızca bir fuar değil; adeta ekonominin nabzını tutan dev bir ticaret sahnesi.
Açılışta Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat önemli mesajlar verdi. Türkiye’nin tekstil ve konfeksiyon ihracatında dünyada yedinci, Avrupa Birliği’nde ise üçüncü sırada bulunduğunu söyledi. Ev tekstilinde ise Avrupa liderliği ve dünya beşinciliği hiç de küçümsenecek rakamlar değil.
TETSİAD Başkanı Murat Şahinler’in sözleri de dikkat çekiciydi.
Yakın coğrafyamız savaşlarla sarsılırken, küresel ekonomi türlü kırılmalar yaşarken HOMETEX’in gücünü koruması aslında sektörün direncini gösteriyor.
Gelelim BTSO Başkanı İbrahim Burkay’a…
Burkay uzun zamandır aynı cümleyi kuruyor: “Bursa büyürse Türkiye büyür.”
Kimileri bunu slogan sanıyor olabilir ama ortaya konulan tabloya bakınca işin slogan değil, strateji olduğu anlaşılıyor. Birileri anlamak istemezse de..
Tekstil ve konfeksiyon sektörünün 30 milyar dolara yaklaşan ihracatından söz eden Burkay, ev tekstilinin 3 milyar doların üzerindeki performansıyla sektörün lokomotiflerinden biri olduğunu vurguladı.
Doğru söze ne denir?
Bir ürün üretmek başka…O ürünü kendi markanızla dünyaya satmak bambaşka…
İşte asıl mesele de burada.
BTSO’nun özellikle markalaşma konusunda yürüttüğü çalışmaların değeri tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Çünkü fason üretimle ayakta kalınır ama marka ile hedefe ulaşılır.
Hani halk arasında kullanılan bir laf vardır: “Başkasının etiketiyle düğüne gidilmez.”
Ekonomide de durum aynı.
Kendi markasını oluşturan, tasarımını geliştiren, dünya pazarlarında söz sahibi olan şehirler fark yaratıyor.
Burada dikkatimi çeken bir başka ayrıntı ise fuara katılan yaklaşık 600 firmanın 200’ünün Bursalı olması…
Öyle hasetten burun kıvıracak gibi değil…
Demek ki Bursa hala üretimin kalbi olmayı sürdürüyor.
Bazen sosyal medyada iki yorum okuyunca memleket battı sanıyoruz. Oysa sanayici sabah erkenden fabrikasının ışığını yakıyor, iş insanı yeni pazar arıyor, ihracatçı valizini alıp dünyanın öbür ucuna gidiyor.
Karamsarlık satmak kolay…Üretmek zor…
Eleştirmek kolay…Taşın altına el koymak zor…
O yüzden kim ne derse desin, Bursa’nın dünya pazarlarında kabul gören markalar çıkarması, tercih edilen bir üretim merkezi haline gelmesi takdir edilmesi gereken bir başarı hikayesidir.
İbrahim Burkay ve çalışma arkadaşlarının ortaya koyduğu vizyonu da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
Çünkü bazı insanlar yalnızca mesai yapmaz…Saatin varlığını unutturur.
Böyle insanları alkışlamak gerekir.
Karamsarlık pompalayanlar belki hayal kırıklığı yaşıyordur ama Bursa hala aynı cümleyi söylüyor:
“Ben üretirim.”
Ve galiba bugün en kıymetli cümle de budur.