Bir nanköre sormuşlar; Ne yaptı da dostuna kırıldın?”
Nankör cevap vermiş: “Her dediğimi yaptı da birini yapmadı!”
İşte nankörlük tam da böyle bir şey… İnsan bazen yapılan onlarca iyiliği unutur, yapılmayan tek bir şeyin hesabını tutar. Hele bu işin içine siyaset girince, dün omuz omuza yürüyenlerin bugün birbirine çelme takmaya çalıştığını görmek hiç de şaşırtıcı olmaz.
Peki, bunları neden yazdım?
BTSO seçimlerinin ardından Bursa siyasetinde yaşananlara, özellikle de AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan üzerinden yürütülmeye çalışılan tartışmalara bakınca, aklıma bu söz geldi. Birilerinin Gürkan'ı tartışmaların içine çekme, hatta kendisini hedef tahtasına koyma çabalarına başka nasıl bir isim verilir, doğrusu bilemedim.Nihayetinde Gürkan'ın tavrı bir anlamda Ankara'nın tavrıydı...
Kaldı ki Davut Gürkan, siyasete dün başlamış bir isim değil. İl başkan yardımcılığı yaptı, Partinin çeşitli kademelerinde görev aldı. Yaklaşık altı yıldır da AK Parti Bursa İl Başkanlığı koltuğunda oturuyor.
Göreve geldiğinde önünde kolay bir tablo yoktu. Çeyrek asra yaklaşan iktidarın Bursa teşkilatında küskünler, kırgınlar, birbirine mesafe koyanlar vardı. Gürkan'ın yaptığı ilk işlerden biri, bu dağınık yapıyı toparlamak oldu. Küskünleri bir araya getirdi, teşkilatı yeniden hareketlendirdi ve 17 ilçede kongre süreçlerini tamamlayarak partisinin Bursa'daki yapılanmasını güçlendirdi.
Elbette her siyasetçinin eleştirilecek yönleri olabilir. Hiç kimse eleştiriden muaf değildir. Ancak eleştiriyle karalama arasındaki çizgiyi de iyi bilmek gerekir.
Ben şahsen Davut Gürkan'ın görev yaptığı dönemde parti yönetimiyle ilgili akçeli işlere dair bir iddiaya ya da konuşmaya rastlamadım. Bursa siyasetini yakından takip eden bir gazeteci olarak kendi gözlemim budur.
Kendisi aynı zamanda bir iş insanı. Ancak görünen o ki işinin yanı sıra siyaset için de ciddi zaman harcıyor. Evini otel gibi mi kullanıyor, onu bilemem ama mesaisinin önemli bir bölümünü ya parti binasında ya da sahada geçirdiğini görüyoruz.
Davut Gürkan'ın göreve geldiği günden bu yana gündemde tuttuğu iki önemli konu vardı: Hastane ve hızlı tren...
Bursa'nın sağlık alanındaki ihtiyaçları uzun zamandır konuşuluyor. Hastane yatırımlarının tamamlanması ve vatandaşın hizmetine sunulması konusunda yaşanan gecikmeler de herkesin malumu. Gürkan'ın gündeminde tuttuğu önemli başlıklardan biri olan Ali Osman Sönmez hastane projesinde yapım süreci ilerledi hatta hizmete girdi.. Hasta kabulüne başladı...
İkinci başlık ise hızlı tren. Bursa'nın yıllardır beklediği bu proje konusunda da Gürkan açıklamalarda bulundu; önümüzdeki günlerde test sürüşlerinin başlamasının beklendiğini ifade etti.
Şimdi insan sormadan edemiyor: Bursa'nın öncelikli meselelerini gündemde tutan, teşkilatı toparlamaya çalışan bir il başkanı üzerinden neden sürekli yeni tartışmalar üretiliyor?
Yoksa mesele Bursa'ya hizmet değil de siyasette yer kapma yarışı mı?
Esasen birileri öküzün altında buzağı arıyor!
Siyaset elbette rekabet işidir. Herkesin hesabı, beklentisi, hedefi olabilir. Ancak başkasının başarısını küçülterek kendine yol açmaya çalışmak, siyasetin en eski ama en ucuz yöntemlerinden biridir.
Bir de şu gerçeği unutmamak gerekir: AK Parti'nin Bursa'daki siyasi dengelerini değerlendirirken Genel Başkan Vekili Efkan Ala'nın ağırlığını göz ardı etmek kolay değil. Teşkilatın iç dinamiklerini, Ankara ile Bursa arasındaki ilişkileri ve siyasi dengeleri hesaba katmadan yapılan hesaplar, çoğu zaman evdeki hesabın çarşıya uymadığını gösterir.
Birileri şimdiden gelecek dönemin hesabını yapıyor, kendine yer açmaya çalışıyor olabilir. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak önümüzde seçimler var. Siyasette asıl mesele, tabanda karşılık bulmak ve vatandaşın sesini tavana taşıyabilmektir.
Sadece kulis yaparak, sağda solda hesap kurarak siyaset yapılmaz. Halkın arasına gireceksin, vatandaşın derdini dinleyeceksin, teşkilatın nabzını tutacaksın. Sonra da ortaya bir eser, bir hizmet koyacaksın.
Bir insanın en büyük eksikliği, hatayı sürekli başkasında arayıp kendisinde görme becerisini kaybetmesidir. Böyle olunca ne söylerseniz söyleyin, kendisini haklı, karşısındakini haksız ilan eder.
Bazen de en doğru cevap, tartışmayı uzatmadan yoluna devam etmektir. Her söze cevap vermek, her iddiayla uğraşmak zorunda değilsiniz. Bırakın herkes kendi sözünün ve davranışının hesabını versin...
Benim kanaatim şu; Davut Gürkan'ın önünde Bursa'ya yönelik yeni projelerin hayata geçirilmesi gibi önemli bir gündem var. Enerjisini siyasi dedikodulara değil, bu projelere harcaması Bursa için daha kıymetli olacaktır..
Biz gazetecilere düşen de yapılanı takdir etmek, eksik gördüğümüzü eleştirmek ve kim ne yaparsa yapsın hakkı teslim etmektir...
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ercan Akyıldız
Nankörlüğün siyasetteki adı!
Bir nanköre sormuşlar; Ne yaptı da dostuna kırıldın?”
Nankör cevap vermiş: “Her dediğimi yaptı da birini yapmadı!”
İşte nankörlük tam da böyle bir şey… İnsan bazen yapılan onlarca iyiliği unutur, yapılmayan tek bir şeyin hesabını tutar. Hele bu işin içine siyaset girince, dün omuz omuza yürüyenlerin bugün birbirine çelme takmaya çalıştığını görmek hiç de şaşırtıcı olmaz.
Peki, bunları neden yazdım?
BTSO seçimlerinin ardından Bursa siyasetinde yaşananlara, özellikle de AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan üzerinden yürütülmeye çalışılan tartışmalara bakınca, aklıma bu söz geldi. Birilerinin Gürkan'ı tartışmaların içine çekme, hatta kendisini hedef tahtasına koyma çabalarına başka nasıl bir isim verilir, doğrusu bilemedim.Nihayetinde Gürkan'ın tavrı bir anlamda Ankara'nın tavrıydı...
Kaldı ki Davut Gürkan, siyasete dün başlamış bir isim değil. İl başkan yardımcılığı yaptı, Partinin çeşitli kademelerinde görev aldı. Yaklaşık altı yıldır da AK Parti Bursa İl Başkanlığı koltuğunda oturuyor.
Göreve geldiğinde önünde kolay bir tablo yoktu. Çeyrek asra yaklaşan iktidarın Bursa teşkilatında küskünler, kırgınlar, birbirine mesafe koyanlar vardı. Gürkan'ın yaptığı ilk işlerden biri, bu dağınık yapıyı toparlamak oldu. Küskünleri bir araya getirdi, teşkilatı yeniden hareketlendirdi ve 17 ilçede kongre süreçlerini tamamlayarak partisinin Bursa'daki yapılanmasını güçlendirdi.
Elbette her siyasetçinin eleştirilecek yönleri olabilir. Hiç kimse eleştiriden muaf değildir. Ancak eleştiriyle karalama arasındaki çizgiyi de iyi bilmek gerekir.
Ben şahsen Davut Gürkan'ın görev yaptığı dönemde parti yönetimiyle ilgili akçeli işlere dair bir iddiaya ya da konuşmaya rastlamadım. Bursa siyasetini yakından takip eden bir gazeteci olarak kendi gözlemim budur.
Kendisi aynı zamanda bir iş insanı. Ancak görünen o ki işinin yanı sıra siyaset için de ciddi zaman harcıyor. Evini otel gibi mi kullanıyor, onu bilemem ama mesaisinin önemli bir bölümünü ya parti binasında ya da sahada geçirdiğini görüyoruz.
Davut Gürkan'ın göreve geldiği günden bu yana gündemde tuttuğu iki önemli konu vardı: Hastane ve hızlı tren...
Bursa'nın sağlık alanındaki ihtiyaçları uzun zamandır konuşuluyor. Hastane yatırımlarının tamamlanması ve vatandaşın hizmetine sunulması konusunda yaşanan gecikmeler de herkesin malumu. Gürkan'ın gündeminde tuttuğu önemli başlıklardan biri olan Ali Osman Sönmez hastane projesinde yapım süreci ilerledi hatta hizmete girdi.. Hasta kabulüne başladı...
İkinci başlık ise hızlı tren. Bursa'nın yıllardır beklediği bu proje konusunda da Gürkan açıklamalarda bulundu; önümüzdeki günlerde test sürüşlerinin başlamasının beklendiğini ifade etti.
Şimdi insan sormadan edemiyor: Bursa'nın öncelikli meselelerini gündemde tutan, teşkilatı toparlamaya çalışan bir il başkanı üzerinden neden sürekli yeni tartışmalar üretiliyor?
Yoksa mesele Bursa'ya hizmet değil de siyasette yer kapma yarışı mı?
Esasen birileri öküzün altında buzağı arıyor!
Siyaset elbette rekabet işidir. Herkesin hesabı, beklentisi, hedefi olabilir. Ancak başkasının başarısını küçülterek kendine yol açmaya çalışmak, siyasetin en eski ama en ucuz yöntemlerinden biridir.
Bir de şu gerçeği unutmamak gerekir: AK Parti'nin Bursa'daki siyasi dengelerini değerlendirirken Genel Başkan Vekili Efkan Ala'nın ağırlığını göz ardı etmek kolay değil. Teşkilatın iç dinamiklerini, Ankara ile Bursa arasındaki ilişkileri ve siyasi dengeleri hesaba katmadan yapılan hesaplar, çoğu zaman evdeki hesabın çarşıya uymadığını gösterir.
Birileri şimdiden gelecek dönemin hesabını yapıyor, kendine yer açmaya çalışıyor olabilir. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak önümüzde seçimler var. Siyasette asıl mesele, tabanda karşılık bulmak ve vatandaşın sesini tavana taşıyabilmektir.
Sadece kulis yaparak, sağda solda hesap kurarak siyaset yapılmaz. Halkın arasına gireceksin, vatandaşın derdini dinleyeceksin, teşkilatın nabzını tutacaksın. Sonra da ortaya bir eser, bir hizmet koyacaksın.
Bir insanın en büyük eksikliği, hatayı sürekli başkasında arayıp kendisinde görme becerisini kaybetmesidir. Böyle olunca ne söylerseniz söyleyin, kendisini haklı, karşısındakini haksız ilan eder.
Bazen de en doğru cevap, tartışmayı uzatmadan yoluna devam etmektir. Her söze cevap vermek, her iddiayla uğraşmak zorunda değilsiniz. Bırakın herkes kendi sözünün ve davranışının hesabını versin...
Benim kanaatim şu; Davut Gürkan'ın önünde Bursa'ya yönelik yeni projelerin hayata geçirilmesi gibi önemli bir gündem var. Enerjisini siyasi dedikodulara değil, bu projelere harcaması Bursa için daha kıymetli olacaktır..
Biz gazetecilere düşen de yapılanı takdir etmek, eksik gördüğümüzü eleştirmek ve kim ne yaparsa yapsın hakkı teslim etmektir...
Var mı ötesi...