Anadolu’da güzel bir söz vardır: “Güneş tepedeyken gölgesi uzayanın, akşam olunca çapı belli olur.”
Siyasette de ticarette de böyledir. Seçim zamanı verilen sözler, kurulan ittifaklar ve yapılan hesaplar sandık açıldığında kendini belli eder. Kimin ne kadar ağırlığı olduğu, kimin de rüzgara göre yön değiştirip nasıl rüzgar gülüne döndüğü ortaya çıkar.
Bir önceki yazımda, tartışmalı geçen BTSO seçimleri üzerinden İlhan Parseker’in tutumunu eleştirmiş, güvenilirliğini sorgulamıştım. Ortağı Erol Dağlıoğlu’nun meclis başkanlığına gelmesi, Parseker’in ise iki ayrı listede yer alarak TOBB delegeliğine seçilmesi dikkatimi çekmişti.
Yazının ardından İlhan Parseker aradı.
Seçimlere iki üç gün kala ben kendisini aramış, ancak konuşamadan telefonu kapatmıştık. Bu defa o aradığında önce telefonunu açmadım. Ardından kendisini arayıp, “Buyurun İlhan Bey” dedim.
“Benimle ilgili haksızlık yapmışsın” diye söze başladı.
Ben de kendisine, “İlhan Bey, ben sizi aradığımda konuyu geçiştirip telefonu kapattınız. Ben de aynı şekilde cevap vermek istedim. Önce açmadım ama şimdi arıyorum, buyurun anlatın” dedim.
Ardından tartışmanın asıl konusuna geldik.
Benim eleştirim, seçim öncesinde üç beş kişinin bulunduğu bir ortamda İbrahim Burkay ve ekibine, çocuklarının üzerine yemin ederek, “Siz liste çıkarmayın, ben beyaz listeyle çıkacağım, sizinle beraberim” dediği yönündeki iddiaydı.
Parseker ise 3-5 kişinin olduğu bir ortamda İbrahim Burkay’la görüşmediğini, kime oy verip vermediğini kimsenin bilemeyeceğini söyledi. Burkay’ın kendisini kimin yarı yolda bıraktığını kendi çevresinde araması gerektiğini savundu.
Ayrıca 13 yıl önceki BTSO seçimlerini hatırlatarak, o dönemde kendisinin de benzer bir durum yaşadığını anlattı. Ve ekledi O seçimde Eren Ceren onların adamıydı, beni sattı…Bu defa Burkay'ı satmış olmasın..
Peki, seçimlere bir hafta kala her iki taraf da insan kazanmak için uğraşırken kim, kime ne söz verdi? Kim sözünde durdu, kim tercihini değiştirdi? Bunlar, tarafların açıklamalarıyla netleşmesi gereken sorular.
Parseker’in savunmasını dinledim. Ancak benim eleştirim, seçim sonrasında ortaya çıkan tablonun yarattığı soru işaretlerine dayanıyor. Kendisiyle ilgili değerlendirmem değişmediğini buradan bir kez daha ifade etmemde bir sakınca görmüyorum..
Çünkü seçim kazanmak başka, güven kazanmak başkadır. Koltuğa oturmak mümkündür ama kaybedilen güveni geri kazanmak o kadar kolay değildir.
Halk arasında güzel bir söz daha vardır: “Saat zamanı gösterir, zaman da insanın gerçek yüzünü.”
BTSO’yu izlemeye devam etsek de şimdilik bir kenara bırakalım. Bursa siyasetinde de hareketli günler yaşanıyor.
Özer Matlı’nın, “BTSO’daki değişim siyasetteki değişimin önünü açacaktır” sözünü hatırlayalım. Bu ifadeyle neyi kastettiğini sormuştum. Henüz bir cevap gelmedi. Ancak kulislerde konuşulanlar, insanın aklına ister istemez şu soruyu getiriyor:
Hedefte AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan mı var?
Kulislerdeki iddialara bakılırsa, birileri Gürkan’ın koltuğunu sallamaya başlamış bile! Bana sorarsanız şimdilik üç şiddetinde bir siyasi sarsıntı var. Başkan Davut Gürkan hissetmese bile koltuk sallanıyor ama henüz hasar tespit raporu yok!
İddialara göre, İl başkanlığı için Özer Matlı destekçileri tarafından alternatif bir isim de belirlenmiş durumda. Daha önce AK Parti teşkilatıyla doğrudan ilişkisi olduğu bilinmeyen, Korusu’nun sahiplerinden olduğu belirtilen Yusuf Öztürk’ün isminin Ankara’ya önerildiği, Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş ile görüşme yapıldığı ve nihai kararın beklendiği konuşuluyor.
Elbette bunlar siyasi kulislerde dile getirilen iddialar. Kesinleşmiş bir adaylık ya da resmi karar söz konusu değil.
Ankara’nın tavrı ise belirleyici olacak. Genel Başkan Vekili Efkan Ala’nın Bursa siyasetindeki ağırlığı düşünüldüğünde, bu girişimlerin ne kadar karşılık bulacağını zaman gösterecek. Şimdilik “Boş çaba” olarak değerlendirilebilir…
Siyasette bazen adaydan önce adı dolaşıma girer, seçimden önce koltuk hesabı yapılır. Ancak aday belirlemek başka, o adayın arkasında siyasi irade oluşturmak başkadır.
BTSO’da koltuklar dağıtıldı, siyasi arenada yeni hesaplar yapılmaya başlandı. Birileri değişim istiyor, birileri yerini korumaya çalışıyor.
Ama unutulmasın; Her değişim isteyenin amacı değişim olmayabilir. Bazen koltuğu değiştirmek isteyen, yalnızca o koltuğa oturacak kişiyi değiştirmek ister!
Bizim işimiz kimsenin hesabına ortak olmak değil, Bursa’da olup biteni takip edip okuyucuyla paylaşmak.
Bakalım önümüzdeki günlerde BTSO’da ve AK Parti Bursa teşkilatında hangi gelişmeler yaşanacak, kimlerin hesabı tutacak?
Şimdilik izlemeye devam edelim.
Çünkü güneş her zaman tepede kalmaz. Akşam olunca herkesin gerçek boyu belli olur!
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ercan Akyıldız
Sandık bitti, hesap bitmedi...!
Anadolu’da güzel bir söz vardır: “Güneş tepedeyken gölgesi uzayanın, akşam olunca çapı belli olur.”
Siyasette de ticarette de böyledir. Seçim zamanı verilen sözler, kurulan ittifaklar ve yapılan hesaplar sandık açıldığında kendini belli eder. Kimin ne kadar ağırlığı olduğu, kimin de rüzgara göre yön değiştirip nasıl rüzgar gülüne döndüğü ortaya çıkar.
Bir önceki yazımda, tartışmalı geçen BTSO seçimleri üzerinden İlhan Parseker’in tutumunu eleştirmiş, güvenilirliğini sorgulamıştım. Ortağı Erol Dağlıoğlu’nun meclis başkanlığına gelmesi, Parseker’in ise iki ayrı listede yer alarak TOBB delegeliğine seçilmesi dikkatimi çekmişti.
Yazının ardından İlhan Parseker aradı.
Seçimlere iki üç gün kala ben kendisini aramış, ancak konuşamadan telefonu kapatmıştık. Bu defa o aradığında önce telefonunu açmadım. Ardından kendisini arayıp, “Buyurun İlhan Bey” dedim.
“Benimle ilgili haksızlık yapmışsın” diye söze başladı.
Ben de kendisine, “İlhan Bey, ben sizi aradığımda konuyu geçiştirip telefonu kapattınız. Ben de aynı şekilde cevap vermek istedim. Önce açmadım ama şimdi arıyorum, buyurun anlatın” dedim.
Ardından tartışmanın asıl konusuna geldik.
Benim eleştirim, seçim öncesinde üç beş kişinin bulunduğu bir ortamda İbrahim Burkay ve ekibine, çocuklarının üzerine yemin ederek, “Siz liste çıkarmayın, ben beyaz listeyle çıkacağım, sizinle beraberim” dediği yönündeki iddiaydı.
Parseker ise 3-5 kişinin olduğu bir ortamda İbrahim Burkay’la görüşmediğini, kime oy verip vermediğini kimsenin bilemeyeceğini söyledi. Burkay’ın kendisini kimin yarı yolda bıraktığını kendi çevresinde araması gerektiğini savundu.
Ayrıca 13 yıl önceki BTSO seçimlerini hatırlatarak, o dönemde kendisinin de benzer bir durum yaşadığını anlattı. Ve ekledi O seçimde Eren Ceren onların adamıydı, beni sattı…Bu defa Burkay'ı satmış olmasın..
Peki, seçimlere bir hafta kala her iki taraf da insan kazanmak için uğraşırken kim, kime ne söz verdi? Kim sözünde durdu, kim tercihini değiştirdi? Bunlar, tarafların açıklamalarıyla netleşmesi gereken sorular.
Parseker’in savunmasını dinledim. Ancak benim eleştirim, seçim sonrasında ortaya çıkan tablonun yarattığı soru işaretlerine dayanıyor. Kendisiyle ilgili değerlendirmem değişmediğini buradan bir kez daha ifade etmemde bir sakınca görmüyorum..
Çünkü seçim kazanmak başka, güven kazanmak başkadır. Koltuğa oturmak mümkündür ama kaybedilen güveni geri kazanmak o kadar kolay değildir.
Halk arasında güzel bir söz daha vardır: “Saat zamanı gösterir, zaman da insanın gerçek yüzünü.”
BTSO’yu izlemeye devam etsek de şimdilik bir kenara bırakalım. Bursa siyasetinde de hareketli günler yaşanıyor.
Özer Matlı’nın, “BTSO’daki değişim siyasetteki değişimin önünü açacaktır” sözünü hatırlayalım. Bu ifadeyle neyi kastettiğini sormuştum. Henüz bir cevap gelmedi. Ancak kulislerde konuşulanlar, insanın aklına ister istemez şu soruyu getiriyor:
Hedefte AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan mı var?
Kulislerdeki iddialara bakılırsa, birileri Gürkan’ın koltuğunu sallamaya başlamış bile! Bana sorarsanız şimdilik üç şiddetinde bir siyasi sarsıntı var. Başkan Davut Gürkan hissetmese bile koltuk sallanıyor ama henüz hasar tespit raporu yok!
İddialara göre, İl başkanlığı için Özer Matlı destekçileri tarafından alternatif bir isim de belirlenmiş durumda. Daha önce AK Parti teşkilatıyla doğrudan ilişkisi olduğu bilinmeyen, Korusu’nun sahiplerinden olduğu belirtilen Yusuf Öztürk’ün isminin Ankara’ya önerildiği, Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş ile görüşme yapıldığı ve nihai kararın beklendiği konuşuluyor.
Elbette bunlar siyasi kulislerde dile getirilen iddialar. Kesinleşmiş bir adaylık ya da resmi karar söz konusu değil.
Ankara’nın tavrı ise belirleyici olacak. Genel Başkan Vekili Efkan Ala’nın Bursa siyasetindeki ağırlığı düşünüldüğünde, bu girişimlerin ne kadar karşılık bulacağını zaman gösterecek. Şimdilik “Boş çaba” olarak değerlendirilebilir…
Siyasette bazen adaydan önce adı dolaşıma girer, seçimden önce koltuk hesabı yapılır. Ancak aday belirlemek başka, o adayın arkasında siyasi irade oluşturmak başkadır.
BTSO’da koltuklar dağıtıldı, siyasi arenada yeni hesaplar yapılmaya başlandı. Birileri değişim istiyor, birileri yerini korumaya çalışıyor.
Ama unutulmasın; Her değişim isteyenin amacı değişim olmayabilir. Bazen koltuğu değiştirmek isteyen, yalnızca o koltuğa oturacak kişiyi değiştirmek ister!
Bizim işimiz kimsenin hesabına ortak olmak değil, Bursa’da olup biteni takip edip okuyucuyla paylaşmak.
Bakalım önümüzdeki günlerde BTSO’da ve AK Parti Bursa teşkilatında hangi gelişmeler yaşanacak, kimlerin hesabı tutacak?
Şimdilik izlemeye devam edelim.
Çünkü güneş her zaman tepede kalmaz. Akşam olunca herkesin gerçek boyu belli olur!
Bekleyip görelim...