“Gözün bir anda gördüğünü dil günlerce anlatamaz” derler ya… Bazı dönemler vardır, gerçekten de yaşananları yazmaya kalksanız kelimeler sıraya girer ama yine de eksik kalır.
Gazetecilik mesleğinde yıllar geçtikçe insan öyle manzaralar görüyor ki, bazen “Bu da mı oldu?” demekten kendini alamıyor. Siyasetin inişiyle çıkışıyla, fırtınasıyla, kasırgasıyla dolu yıllara şahitlik ettik.
Mesela AK Parti’nin hikâyesine bakın…
Kurulduğu günden bu yana az badire atlatmadı. 28 Şubat sürecinin gölgesi, kapatma davaları, Gezi olayları, 15 Temmuz hain darbe girişimi, büyük deprem felaketleri… Liste uzar gider.
Ama bütün bunlara rağmen yoluna devam etti.
Bana göre bunun en önemli sebeplerinden biri, vatandaşla kurduğu temas oldu. İnsanların kapısını çalması, derdini dinlemesi, kendisini anlatabilmesi… Siyasette bazen rakamlar değil, insanın gönlünde bıraktığınız iz belirleyici oluyor.
Tabii işin bir de Recep Tayyip Erdoğan tarafı var. Seveni de var eleştireni de… Ama kabul etmek gerekir ki Erdoğan’ın yıllardır geniş bir kesimde oluşturduğu güven ve liderlik algısı, AK Parti’nin en önemli taşıyıcı kolonlarından biri oldu.
Bu süreçte parti içinde farklı düşünenler de çıktı. Bazıları “Bu tren artık gitmez” diye düşündü, indi. Kimileri yeni yol açtı, kendi partisini kurdu. Davutoğlu ve Ali Babacan gibi.. Ama siyaset bazen hesap kitap işinden çok, sahadaki karşılığı ölçer. Sandık sonuçları da herkesin önüne ayrı bir tablo koyar. Öyle de oldu..
Gelelim CHP cephesine…
Orada ise işler biraz daha hareketli. Ankara’da başlayan tartışmalar, parti içi hesaplaşmalar derken Bursa’ya kadar uzanan bir süreç yaşanıyor.
Siyasette koltuk sevdası bazen öyle bir hal alır ki, insan “Koltuk mu insanı taşır, insan mı koltuğu?” diye düşünmeden edemez.
Bursa’da yaşanan il başkanlığı tartışması da bunun son örneklerinden biri. Görev değişikliği sonrası yaşananlar, siyasetin kulislerinde farklı yorumlara neden oluyor. Her ne kadar Nihat Yeşiltaş “Direne direne kazanacağız” sloganlarının altında İl Başkanlığında ki barikatlarla koltuğunu korumaya çalışsa da, yakında yeni rotaya hareket için usul- usul yelken açacaktır..
Hatta işin içine espriler bile girmiş durumda.
“İl başkanlığına giderken sandalye götürün, ne olur ne olmaz” diyenler bile var.(Sandalyelerin bir çoğu barikatta kullanılmış) Siyasetin garip tarafı işte… Dün aynı salonda omuz omuza duranlar, bugün aynı kapının önünde farklı hesaplar yapabiliyor.
CHP’de iç tartışmalar sürerken diğer tarafta AK Parti cephesinde yeni dönem hazırlıkları devam ediyor.
Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Ankara-Bursa hattında yoğun bir tempo içinde çalışmalarını sürdürüyor. Kendisini yakından takip edenler anlatıyor; Adam Bursa Ankara arasında adet mekik dokuyor…
Hatta temposu öyle yüksek ki, yakın çevresinin esprisiyle “Hacı oldu ama zemzemi bile rahat içemedi” denilecek kadar yoğun bir gündem içinde.
Şaka bir yana, siyasette boşluk kabul edilmiyor. Kim sahada olursa, kim vatandaşa dokunursa, kim anlatacak bir hikaye oluşturursa onun eli güçleniyor. Fesat cephesine rağmen..
Önümüzdeki dönemde hızlı tren, sağlık yatırımları, ulaşım projeleri ve eğitim alanındaki çalışmaların hayata geçmesiyle birlikte iktidar cephesinin Bursa’da anlatacağı yeni başlıklar olacak…
Siyaset uzun bir maraton…
Bugün alkışlanan yarın eleştirilebilir, bugün kenarda kalan yarın yeniden sahneye çıkabilir.
Ama Bursa’da görünen şu ki; bir tarafta iç hesaplaşmalar devam ederken, diğer tarafta hazırlık yapanlar var.
Sonuçta;
Gözün gördüğünü günler anlatamaz demişler ya…
Bursa siyasetinde de daha anlatılacak çok hikaye var…
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ercan Akyıldız
Siyasetin zemzemi, koltuğun bereketi…
“Gözün bir anda gördüğünü dil günlerce anlatamaz” derler ya… Bazı dönemler vardır, gerçekten de yaşananları yazmaya kalksanız kelimeler sıraya girer ama yine de eksik kalır.
Gazetecilik mesleğinde yıllar geçtikçe insan öyle manzaralar görüyor ki, bazen “Bu da mı oldu?” demekten kendini alamıyor. Siyasetin inişiyle çıkışıyla, fırtınasıyla, kasırgasıyla dolu yıllara şahitlik ettik.
Mesela AK Parti’nin hikâyesine bakın…
Kurulduğu günden bu yana az badire atlatmadı. 28 Şubat sürecinin gölgesi, kapatma davaları, Gezi olayları, 15 Temmuz hain darbe girişimi, büyük deprem felaketleri… Liste uzar gider.
Ama bütün bunlara rağmen yoluna devam etti.
Bana göre bunun en önemli sebeplerinden biri, vatandaşla kurduğu temas oldu. İnsanların kapısını çalması, derdini dinlemesi, kendisini anlatabilmesi… Siyasette bazen rakamlar değil, insanın gönlünde bıraktığınız iz belirleyici oluyor.
Tabii işin bir de Recep Tayyip Erdoğan tarafı var. Seveni de var eleştireni de… Ama kabul etmek gerekir ki Erdoğan’ın yıllardır geniş bir kesimde oluşturduğu güven ve liderlik algısı, AK Parti’nin en önemli taşıyıcı kolonlarından biri oldu.
Bu süreçte parti içinde farklı düşünenler de çıktı. Bazıları “Bu tren artık gitmez” diye düşündü, indi. Kimileri yeni yol açtı, kendi partisini kurdu. Davutoğlu ve Ali Babacan gibi.. Ama siyaset bazen hesap kitap işinden çok, sahadaki karşılığı ölçer. Sandık sonuçları da herkesin önüne ayrı bir tablo koyar. Öyle de oldu..
Gelelim CHP cephesine…
Orada ise işler biraz daha hareketli. Ankara’da başlayan tartışmalar, parti içi hesaplaşmalar derken Bursa’ya kadar uzanan bir süreç yaşanıyor.
Siyasette koltuk sevdası bazen öyle bir hal alır ki, insan “Koltuk mu insanı taşır, insan mı koltuğu?” diye düşünmeden edemez.
Bursa’da yaşanan il başkanlığı tartışması da bunun son örneklerinden biri. Görev değişikliği sonrası yaşananlar, siyasetin kulislerinde farklı yorumlara neden oluyor. Her ne kadar Nihat Yeşiltaş “Direne direne kazanacağız” sloganlarının altında İl Başkanlığında ki barikatlarla koltuğunu korumaya çalışsa da, yakında yeni rotaya hareket için usul- usul yelken açacaktır..
Hatta işin içine espriler bile girmiş durumda.
“İl başkanlığına giderken sandalye götürün, ne olur ne olmaz” diyenler bile var.(Sandalyelerin bir çoğu barikatta kullanılmış) Siyasetin garip tarafı işte… Dün aynı salonda omuz omuza duranlar, bugün aynı kapının önünde farklı hesaplar yapabiliyor.
CHP’de iç tartışmalar sürerken diğer tarafta AK Parti cephesinde yeni dönem hazırlıkları devam ediyor.
Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Ankara-Bursa hattında yoğun bir tempo içinde çalışmalarını sürdürüyor. Kendisini yakından takip edenler anlatıyor; Adam Bursa Ankara arasında adet mekik dokuyor…
Hatta temposu öyle yüksek ki, yakın çevresinin esprisiyle “Hacı oldu ama zemzemi bile rahat içemedi” denilecek kadar yoğun bir gündem içinde.
Şaka bir yana, siyasette boşluk kabul edilmiyor. Kim sahada olursa, kim vatandaşa dokunursa, kim anlatacak bir hikaye oluşturursa onun eli güçleniyor. Fesat cephesine rağmen..
Önümüzdeki dönemde hızlı tren, sağlık yatırımları, ulaşım projeleri ve eğitim alanındaki çalışmaların hayata geçmesiyle birlikte iktidar cephesinin Bursa’da anlatacağı yeni başlıklar olacak…
Siyaset uzun bir maraton…
Bugün alkışlanan yarın eleştirilebilir, bugün kenarda kalan yarın yeniden sahneye çıkabilir.
Ama Bursa’da görünen şu ki; bir tarafta iç hesaplaşmalar devam ederken, diğer tarafta hazırlık yapanlar var.
Sonuçta;
Gözün gördüğünü günler anlatamaz demişler ya…
Bursa siyasetinde de daha anlatılacak çok hikaye var…