Hele bir de kongre, mahkeme, kayyum, yeni parti, eski parti derken işin içine “sırtımdan hançerlendim” lafları girince, vatandaşın kafası da haliyle karışıyor.
Bursa CHP İl Başkanı Turgut Özkan’ında katıldığı basın toplantısında Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek’in sözleri de adeta fitili yeniden ateşledi.
Şimşek, CHP’den ayrılan Özgür Özel ve ekibini oldukça sert sözlerle eleştirdi. Özetle, “Baba dediğiniz, büyüdüğünüz, yıllarca ekmeğini yediğiniz partiyi sırtından hançerlediniz” dedi.
Eee…
Siyasette vefa meselesi de böyle bir şey.
Dün “biz bir aileyiz” denilen yerde bugün “sen kimsin?” deniliyorsa, demek ki aile toplantıları biraz sert geçmiş!
Şimşek’in hedefinde özellikle Bursa’da açılan dava süreci vardı.
Eski İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’ı da işaret ederek, bu davanın arkasında siyasi mühendislik bulunduğunu savundu.
“Kayyum atansın diye dava açtılar” dedi.
Vatandaşın anlayacağı dilden söylersek; “Madem mesele hukuk, neden işin ucunda kayyum kokusu geliyor?”
Şimdi karşı taraf ne diyecek, onu da bekleyip göreceğiz.
Çünkü siyasette bugün söylenen sözün mürekkebi kurumadan yarın başka bir açıklama gelebilir..
Bir bakıyorsunuz dün omuz omuza yürüyenler bugün birbirine “sen partiyi böldün” diyor.
Bir bakıyorsunuz dün aynı kürsüde poz verenler bugün birbirine “ahbap partisi” yakıştırması yapıyor.
Siyasetin meşhur sözü burada yine devreye giriyor:
Dün dündür, bugün bugündür!
Şimşek’in bir başka sert çıkışı da Özgür Özel’in “çerçeve yasa” tartışmasındaki tutumuna yönelik oldu.
“Türkiye’yi kucaklayan parti misiniz, bölgesel parti mi?” diye sordu.
Ardından Diyarbakır örneği üzerinden dil ve söylem tartışmasına girdi.
CHP’nin bölgesel hesaplar yerine Türkiye’nin tamamını kucaklayan bir anlayışı savunması gerektiğini söyledi.
Doğrusu siyasette bu tartışma daha çok su götürür.
Çünkü Türkiye’de siyaset yapıyorsanız, bir yandan farklı bölgelerin hassasiyetlerini gözetmek, diğer yandan bütün ülkeye hitap etmek zorundasınız.
Yoksa vatandaşın kafasında şu soru oluşur:
“Memleketin tamamına mı konuşuyorsunuz, yoksa hangi şehirdeyseniz ona göre mi cümle kuruyorsunuz?”
Şimşek’in en dikkat çekici sözlerinden biri ise “Bize her şeyi söylediler ama hırsız diyemediler” cümlesiydi.
Bu da siyasetin başka bir klasiği…
Eleştiri tamam.
Muhalefet tamam.
Kavga tamam.
Ama iş hırsızlık suçlamasına gelince orada fren yapılması gerektiğini söylüyor.
Yeni oluşum için de “kurumsal parti değil, kişisel menfaatler ve yakın ilişkiler üzerine kurulmuş ahbap partisi” değerlendirmesinde bulundu.
Bundan sonra yeni partinin yöneticileri ne diyecek, hep beraber göreceğiz.
Ama şurası kesin:
Bu kavganın daha jeneriği yeni başladı!
Bursa açısından ise işin ayrı bir boyutu var.
CHP’den ayrılanlarla CHP’de kalanlar arasındaki mücadele sadece bir tabela meselesi değil. Ortada teşkilatlar var, belediyeler var, geçmişten gelen bir siyasi miras var, kurumsal yapı var.
Üstelik Bursa’da CHP’nin elinde belediye kalmaması da önümüzdeki dönemde siyasetin hesabını kitabını değiştirebilir.
Bugün bir taraf güçlü görünebilir.
Yarın şartlar değişebilir.
Çünkü siyaset biraz da “bugün ne oldu?” değil, “yarın ne olacak?” oyunudur.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ercan Akyıldız
Sol cenahta hançer muhabbeti..
Siyaset zaten başlı başına bir âlem…
Hele bir de kongre, mahkeme, kayyum, yeni parti, eski parti derken işin içine “sırtımdan hançerlendim” lafları girince, vatandaşın kafası da haliyle karışıyor.
Bursa CHP İl Başkanı Turgut Özkan’ında katıldığı basın toplantısında Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek’in sözleri de adeta fitili yeniden ateşledi.
Şimşek, CHP’den ayrılan Özgür Özel ve ekibini oldukça sert sözlerle eleştirdi. Özetle, “Baba dediğiniz, büyüdüğünüz, yıllarca ekmeğini yediğiniz partiyi sırtından hançerlediniz” dedi.
Eee…
Siyasette vefa meselesi de böyle bir şey.
Dün “biz bir aileyiz” denilen yerde bugün “sen kimsin?” deniliyorsa, demek ki aile toplantıları biraz sert geçmiş!
Şimşek’in hedefinde özellikle Bursa’da açılan dava süreci vardı.
Eski İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’ı da işaret ederek, bu davanın arkasında siyasi mühendislik bulunduğunu savundu.
“Kayyum atansın diye dava açtılar” dedi.
Vatandaşın anlayacağı dilden söylersek; “Madem mesele hukuk, neden işin ucunda kayyum kokusu geliyor?”
Şimdi karşı taraf ne diyecek, onu da bekleyip göreceğiz.
Çünkü siyasette bugün söylenen sözün mürekkebi kurumadan yarın başka bir açıklama gelebilir..
Bir bakıyorsunuz dün omuz omuza yürüyenler bugün birbirine “sen partiyi böldün” diyor.
Bir bakıyorsunuz dün aynı kürsüde poz verenler bugün birbirine “ahbap partisi” yakıştırması yapıyor.
Siyasetin meşhur sözü burada yine devreye giriyor:
Dün dündür, bugün bugündür!
Şimşek’in bir başka sert çıkışı da Özgür Özel’in “çerçeve yasa” tartışmasındaki tutumuna yönelik oldu.
“Türkiye’yi kucaklayan parti misiniz, bölgesel parti mi?” diye sordu.
Ardından Diyarbakır örneği üzerinden dil ve söylem tartışmasına girdi.
CHP’nin bölgesel hesaplar yerine Türkiye’nin tamamını kucaklayan bir anlayışı savunması gerektiğini söyledi.
Doğrusu siyasette bu tartışma daha çok su götürür.
Çünkü Türkiye’de siyaset yapıyorsanız, bir yandan farklı bölgelerin hassasiyetlerini gözetmek, diğer yandan bütün ülkeye hitap etmek zorundasınız.
Yoksa vatandaşın kafasında şu soru oluşur:
“Memleketin tamamına mı konuşuyorsunuz, yoksa hangi şehirdeyseniz ona göre mi cümle kuruyorsunuz?”
Şimşek’in en dikkat çekici sözlerinden biri ise “Bize her şeyi söylediler ama hırsız diyemediler” cümlesiydi.
Bu da siyasetin başka bir klasiği…
Eleştiri tamam.
Muhalefet tamam.
Kavga tamam.
Ama iş hırsızlık suçlamasına gelince orada fren yapılması gerektiğini söylüyor.
Yeni oluşum için de “kurumsal parti değil, kişisel menfaatler ve yakın ilişkiler üzerine kurulmuş ahbap partisi” değerlendirmesinde bulundu.
Bundan sonra yeni partinin yöneticileri ne diyecek, hep beraber göreceğiz.
Ama şurası kesin:
Bu kavganın daha jeneriği yeni başladı!
Bursa açısından ise işin ayrı bir boyutu var.
CHP’den ayrılanlarla CHP’de kalanlar arasındaki mücadele sadece bir tabela meselesi değil. Ortada teşkilatlar var, belediyeler var, geçmişten gelen bir siyasi miras var, kurumsal yapı var.
Üstelik Bursa’da CHP’nin elinde belediye kalmaması da önümüzdeki dönemde siyasetin hesabını kitabını değiştirebilir.
Bugün bir taraf güçlü görünebilir.
Yarın şartlar değişebilir.
Çünkü siyaset biraz da “bugün ne oldu?” değil, “yarın ne olacak?” oyunudur.
Bugün hançeri kimin çektiğini tartışıyoruz. Yarın bakarsınız hançer kınından çıkmamış bile!
Bugün “kayyum gelecek” deniliyor. Yarın başka bir karar çıkıyor.
Bugün “parti bölündü” deniliyor.Yarın aynı insanlar başka bir masada yan yana oturuyor.
Vatandaş da uzaktan bakıp haklı olarak soruyor:
“Yahu arkadaş, memleketin bu kadar derdi varken siz hâlâ birbirinizle mi uğraşıyorsunuz?”
Biriken sorunlar çözüm beklerken siyasetin kendi iç hesaplaşmalarına bu kadar zaman ayırması ister istemez sol cenahı hayli yoruyor…
Ama siyaset bu…
Bir gün bile çok uzun!
Bugün düşman olan yarın dost, bugün dost olan yarın rakip olabilir.
O yüzden şimdilik bize düşen;
Çayı koymak…
Koltuğa yaslanmak…
Ve siyasetin yeni bölümünü izlemek.
Çünkü görünen o ki CHP’den ayrılanlarla CHP’de kalanların kavgası daha uzun süre bitmeyecek.
Hançerler çekilmiş, kılıçlar kuşanılmış durumda.
Bursa’da ise perde kapanmadı.
Daha yeni açılıyor.