Hep söylerim; insan doğduğu şehri seçemez ama doğduğu şehre değer katıp katmamak kendi elindedir. İşte bu yüzden memleketim Gümüşhane'yi her duyduğumda içim bir başka ısınır.
Torul'u, Kürtün'ü, Şiran'ı, Kelkit'i, Köse'si, Tekke'si, Bahçecik'i derken dağların avucuna kurulmuş o güzel şehirden kalkıp Bursa'ya gelen hemşehrilerimiz, kültürlerini yaşatmak için yine kolları sıvamış.
Bu iş öyle sosyal medyada iki fotoğraf paylaşıp "memleket hasreti" yazmakla olmuyor tabii...
Adamlar şenlik yapıyor, şenlik!
Hem de öyle böyle değil...
Yarın Mudanya'ya bağlı Ülkü Köy'de başlıyor.
Bizim oralarda sık kullanılan bir söz vardır:
"Horon var horon!"
İşte tam da öyle...
Hadi buyurun Ülkü Köy'e...
Tamamı Gümüşhane'den göç eden vatandaşlarımızın kurduğu bu köyü yıllar önce ziyaret etmiş, kurucularıyla röportaj yapmıştım. Vallahi köyde dolaşırken Bursa'da değil de kendi köyümde geziyor gibi hissetmiştim kendimi...
2004 yılında Tahsin Kara'nın başkanlığı döneminde atılan ilk adım bugün koca bir geleneğe dönüşmüş durumda.
Aradan yıllar geçmiş...
Dernekler kurulmuş...
Etkinlikler yapılmış...
Ama köyün muhtarı, dostumuz Taner Bayrak da boş durmamış.
Taşın altına sadece elini değil, neredeyse kolunu omzunu koymuş.
Köylüler de sahip çıkınca yaklaşık 1500 nüfuslu Ülkü Köy, adeta şenlik merkezine dönüşmüş...
Hazırlıklar günler öncesinden tamamlanmış.
Öyle ki bozuk yollar bile asfaltlanmış.
Demek ki bazen şenlikler sadece insanları değil yolları da düzeltiyormuş!
Sosyal medyanın gücü de işin içine girince çevre illerden, ilçelerden, köylerden insanlar daha şimdiden yola düşmüş.
Karadeniz müziğinin sevilen isimleri Onay Şahin, Resul Dindar ve toplam 16 sanatçı sahne alacak Ülkü köyde...
Yani iki gün boyunca horonun biri bitecek, diğeri başlayacak.
Muhtemelen şenliğin sonunda bazı vatandaşlar saat kaç olduğunu unutabilir ama horon sırasını asla kaçırmaz.
Taner Bayrak'ın şu sözü ise bence alkışı hak ediyor:
"Gümüşhane kültürünü yaşadığımız bölgeye de değer katarak yaşatmaya çalışıyoruz."
İşte mesele tam da bu...
Kültür dediğin şey sandığa kaldırılıp bayramdan bayrama çıkarılan dantel değildir.
Yaşarsa kültürdür.
Paylaşılırsa kültürdür.
Yeni nesillere aktarılırsa kültürdür.
Bu yüzden tüm Gümüşhanelilere yaptıkları ortak çağrı çok anlamlı:
"Ben buradayım, sen de gel."
Kısmet olursa biz de orada olacağız.
Horonun halkaya dönüştüğü, kemençenin sustuğu anda bile muhabbetin devam ettiği Ülkü Köy'de...
Anlaşılan o ki katılımcılar hem eğlenceye hem de memleket hasretine doyacak.
Şimdiden iyi eğlenceler.
Ve unutmayın...
Karadenizlinin düğünü de hızlıdır, muhabbeti de hızlıdır, horonu da hızlıdır.
Ayağınıza dikkat edin, horona bir girdiniz mi çıkmak o kadar kolay olmayabilir!
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ercan Akyıldız
Ülkü köy'de iki günlük memleket molası...
Hep söylerim; insan doğduğu şehri seçemez ama doğduğu şehre değer katıp katmamak kendi elindedir. İşte bu yüzden memleketim Gümüşhane'yi her duyduğumda içim bir başka ısınır.
Torul'u, Kürtün'ü, Şiran'ı, Kelkit'i, Köse'si, Tekke'si, Bahçecik'i derken dağların avucuna kurulmuş o güzel şehirden kalkıp Bursa'ya gelen hemşehrilerimiz, kültürlerini yaşatmak için yine kolları sıvamış.
Bu iş öyle sosyal medyada iki fotoğraf paylaşıp "memleket hasreti" yazmakla olmuyor tabii...
Adamlar şenlik yapıyor, şenlik!
Hem de öyle böyle değil...
Yarın Mudanya'ya bağlı Ülkü Köy'de başlıyor.
Bizim oralarda sık kullanılan bir söz vardır:
"Horon var horon!"
İşte tam da öyle...
Hadi buyurun Ülkü Köy'e...
Tamamı Gümüşhane'den göç eden vatandaşlarımızın kurduğu bu köyü yıllar önce ziyaret etmiş, kurucularıyla röportaj yapmıştım. Vallahi köyde dolaşırken Bursa'da değil de kendi köyümde geziyor gibi hissetmiştim kendimi...
2004 yılında Tahsin Kara'nın başkanlığı döneminde atılan ilk adım bugün koca bir geleneğe dönüşmüş durumda.
Aradan yıllar geçmiş...
Dernekler kurulmuş...
Etkinlikler yapılmış...
Ama köyün muhtarı, dostumuz Taner Bayrak da boş durmamış.
Taşın altına sadece elini değil, neredeyse kolunu omzunu koymuş.
Köylüler de sahip çıkınca yaklaşık 1500 nüfuslu Ülkü Köy, adeta şenlik merkezine dönüşmüş...
Hazırlıklar günler öncesinden tamamlanmış.
Öyle ki bozuk yollar bile asfaltlanmış.
Demek ki bazen şenlikler sadece insanları değil yolları da düzeltiyormuş!
Sosyal medyanın gücü de işin içine girince çevre illerden, ilçelerden, köylerden insanlar daha şimdiden yola düşmüş.
Karadeniz müziğinin sevilen isimleri Onay Şahin, Resul Dindar ve toplam 16 sanatçı sahne alacak Ülkü köyde...
Yani iki gün boyunca horonun biri bitecek, diğeri başlayacak.
Muhtemelen şenliğin sonunda bazı vatandaşlar saat kaç olduğunu unutabilir ama horon sırasını asla kaçırmaz.
Taner Bayrak'ın şu sözü ise bence alkışı hak ediyor:
"Gümüşhane kültürünü yaşadığımız bölgeye de değer katarak yaşatmaya çalışıyoruz."
İşte mesele tam da bu...
Kültür dediğin şey sandığa kaldırılıp bayramdan bayrama çıkarılan dantel değildir.
Yaşarsa kültürdür.
Paylaşılırsa kültürdür.
Yeni nesillere aktarılırsa kültürdür.
Bu yüzden tüm Gümüşhanelilere yaptıkları ortak çağrı çok anlamlı:
"Ben buradayım, sen de gel."
Kısmet olursa biz de orada olacağız.
Horonun halkaya dönüştüğü, kemençenin sustuğu anda bile muhabbetin devam ettiği Ülkü Köy'de...
Anlaşılan o ki katılımcılar hem eğlenceye hem de memleket hasretine doyacak.
Şimdiden iyi eğlenceler.
Ve unutmayın...
Karadenizlinin düğünü de hızlıdır, muhabbeti de hızlıdır, horonu da hızlıdır.
Ayağınıza dikkat edin, horona bir girdiniz mi çıkmak o kadar kolay olmayabilir!