SON DAKİKA
Hava Durumu

Vefa pazara mı düştü...

Yazının Giriş Tarihi: 30.06.2026 13:09
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.06.2026 13:10

Bu şehirde son zamanlarda yaşananlara bakınca insanın aklına ister istemez eski bir film geliyor. Hani yıllar önce izlediğimiz, senaryosunu ezbere bildiğimiz ama her izlediğimizde “yok artık” dediğimiz filmler vardır ya… Sanki aynı film yeniden vizyona girmiş gibi.

Konu değişmiyor... Menfaat varsa dostluk var, çıkar biterse selam sabah da rafa kalkıyor.

Bir zamanlar aynı sofrada oturanlar, aynı yolda yürüyenler, aynı dertlere omuz verenler bugün birbirlerine öyle sözler söylüyor ki insan şaşırmadan edemiyor. Dün “kardeşim” diyenler bugün birbirine dosya açıyor, suçlama yapıyor, geçmişte yaşanan güzel günleri bir kalemde siliyor.

İnsanın aklına şu soru geliyor:

Yükselen o dev binaların içinde acaba insanların duyguları da mı betonlaştı?

Çünkü artık küçücük bir tebessüm bile bazılarına ağır geliyor. Selam vermek, hatır sormak, geçmişi hatırlamak sanki büyük bir yük olmuş.

Hani Bursa’nın meşhur Tahtakale Pazarı vardır ya… Acaba vefa da orada yok pahasına mı satıldı?

Bakın;

Eskiden “vefa” diye bir şey vardı. İnsanlar dostunun iyi gününde de kötü gününde de yanında dururdu. Şimdi ise bazen öyle bir noktaya geliyoruz ki, yılların hatırı birkaç cümleyle, birkaç hesapla, birkaç makam kavgasıyla çöpe atılıyor.

Siyasette zaten alıştığımız manzaralar bunlar… Ama insanın canını acıtan, bu durumun artık dostluklara, arkadaşlıklara kadar inmiş olması.

Esasen bugünlerde “vefa” ve “ihanet” kelimelerini daha çok duyar olduk.

Tarihe baktığımızda ihanetin en çarpıcı örneklerinden biri Roma’da yaşandı. Çoğumuzun diline pelesenk ettiği bir söz vardır:

“Sen de mi Brütüs?”

Ama bu sözün arkasındaki hikayeyi herkes hatırlamaz.

Roma İmparatoru Sezar, kendisine karşı düzenlenen saldırıda bıçaklanarak öldürülür. Ancak onu asıl yaralayan şey, karşısındaki düşmanlar değil, kendisini bıçaklayanların arasında evlatlığı Brütüs’ü görmesidir.

Çünkü insan bazen düşmanından gelen darbeye hazırlıklıdır. Ama dostundan, en güvendiğinden gelen darbe bambaşkadır.

Mesele ölmek değildir bazen…

Mesele arkadan gelen bıçaktır.

İnsanı asıl yıkan, yabancının yaptığı değil; sofranı paylaştığın, yada sofrasına oturduğun, sırlarını bildiğin gibi sırrını verdiğin, “benim dostumdur” dediğin kişinin yaptıklarıdır.

Güzel bir söz vardır:

“Gönül dosta küser.”

Çünkü insan en çok değer verdiğinden yara alır. Beraber güldüğün, beraber mücadele ettiğin, zor günlerde yanında gördüğün yada yanında olduğun birinin vefasızlığı yüreğin tam ortasına saplanan bir hançer gibidir.

Bugün ülke siyasetinde de benzer manzaraları görüyoruz. İçeriden gelen tartışmalar, dışarıdan gelen eleştirilerden daha çok ses getiriyor. Çünkü dışarıdaki rakiple mücadele etmek kolaydır; ama içerideki kırgınlıkları, hesaplaşmaları yönetmek çok daha zordur.

Siyaset arenasında herkes birbirine geçmişin hesabını soruyor. Kimileri “vefa” diyor, kimileri “ihanet” diyor. Herkes kendi penceresinden bakıyor, kendi haklılığını anlatıyor.

Ama hayatın da siyasetin de değişmeyen bir gerçeği var...İnsan bazen makamını, parasını, gücünü kaybetmez ama bazen en büyük kaybı güvenini kaybederek yaşar.

Belki de bu yüzden büyüklerimiz yıllar önce boşuna söylememiş:

“Dost yarası, düşman yarasından ağırdır.”

Biz yine sözü büyüklerden alalım. İsmail Hakkı Hazretleri ne güzel ifade etmiş:

“ Hak şerleri hayr eyler,

Zannetme ki gayr eyler,

Arif anı seyr eyler,

Mevlam görelim neyler,

Neylerse güzel eyler.”

Belki bugün yaşananlara bakıp kızıyoruz, üzülüyoruz, “insanlık nereye gidiyor?” diye soruyoruz.

Ama sonunda yine şunu hatırlamak gerekiyor...Herkes yaptığının karşılığını bir gün görür.Vefa eden de unutulmaz, vefasızlık yapan da…

Çünkü hayatın en büyük defterini insanlar değil, zaman tutar.

Varmı ötesi...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.