SON DAKİKA
Hava Durumu

Yanlış her yerde yanlıştır…

Yazının Giriş Tarihi: 11.10.2026 12:52
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.10.2026 12:55

Bugüne kadar hep yanlışın karşısında durmaya, yanlışa yanlış demeye gayret ettik. Che Guevara’nın şu sözü boşuna söylenmemiş: “Yanlışın yanlış olduğunu söylemiyorsanız köleliğin son aşamasındasınız demektir.”

Bizim derdimiz de bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek. Yapılan doğruya doğru, yanlışa da yanlış demek. Çünkü gazetecilik dediğin, alkış tutmak kadar gerektiğinde uyarmayı da bilmektir.

Bakın, bu sütunlarda zaman zaman dile getirdim. AK Parti iktidarının bugüne kadar yaptığı en önemli icraatların başında sağlık geliyor. Elbette bugün sağlık sisteminde zaman zaman sıkıntılar yaşanıyor. Ancak geçmişi de unutmayalım. Daha dün sayılabilecek yıllarda SGK’lı vatandaşlarımızın ilaç alabilmek için hastane eczanelerinin önünde gece yarısından itibaren kuyruğa girdiği günleri hatırlıyoruz. Bugün gelinen noktada Türkiye sağlık alanında önemli mesafeler katetti.

Bursa’ya baktığımızda da ilçe ilçe hastanelerin yenilendiğini, yeni sağlık yatırımlarının hayata geçirildiğini görüyoruz. Kısacası sağlıkta önemli bir mesafe alındı. Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ancak madalyonun bir de öteki yüzü var. İşte tam bu noktada, yapılan yatırımların hakkını teslim ederken yanlış gördüğümüz uygulamalara da dikkat çekmek gerekiyor.

Gelelim Bursa’nın meselesine…

Yapımı yıllara yayılan, müteahhit sorunları ve çeşitli aksaklıklarla gündeme gelen Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi artık hizmete açılma aşamasına geldi. Çekirge Devlet Hastanesi ile Onkoloji Hastanesi’nin buraya taşınmasıyla Bursa önemli bir sağlık kompleksine kavuşacak.

Buraya kadar her şey güzel. Emeği geçenlere de elbette teşekkür etmek gerekir.

Ama asıl mesele şu: Bir hastaneyi açarken başka bir sağlık hizmetinin kapasitesini daraltıyorsak burada durup düşünmek zorundayız.

Bursalıların yıllarca askerî hastane olarak bildiği, bugün İlker Çelikcan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi olarak hizmet veren kurumdan söz ediyorum.

Burası sıradan bir hastane değil. Felç geçirmiş, yeniden yürümeye çalışan, elini kolunu eskisi gibi kullanabilmek için aylarca tedavi gören hastaların umudu…

Benim edindiğim bilgilere göre hastanenin yaklaşık 15 bin metrekare kapalı alanı bulunuyor. Yaklaşık 150 yatak kapasitesine sahip hastanede, bu yatakların önemli bir bölümü rehabilitasyon hizmetlerinde kullanılıyor. Bunun yanında günde yaklaşık bin kişiye ayaktan fizik tedavi hizmeti verildiği ifade ediliyor.

Lenfödem tedavisinden skolyoza, el rehabilitasyonundan ortopedik ve nörolojik rehabilitasyona, konuşma terapisinden robot destekli ve denge tedavilerine kadar pek çok alanda hizmet sunuluyor.

Yani burası yalnızca Bursa’ya değil, çevre illere ve Marmara Bölgesi’ne de hitap eden önemli bir sağlık merkezi.

Şimdi bu hastanenin fizik tedavi hizmetlerinin Ali Osman Sönmez Hastanesi bünyesine taşınması hala gündemde.

İddialara ve paylaşılan kapasite bilgilerine göre yeni hastanede fizik tedavi için 68 yatak ayrılması, ayaktan tedavi içinse 150 kişilik bir alan oluşturulması planlanıyor.

Peki, mevcut kapasite ile planlanan kapasite arasındaki fark nasıl kapatılacak?

Bugün 150 yatak üzerinden hizmet veren bir kurumun kapasitesi 68 yatağa düşerse bunun yükünü kim çekecek? Fizik tedavi için her gün hastaneye gelen vatandaş ne yapacak? Felç geçirmiş, yeniden ayağa kalkmak için mücadele veren hasta nereye gidecek?

Bunlar öyle masa başında geçiştirilecek sorular değil.

Hastane taşınır, bina değişir; ama hastanın ihtiyacı ortadan kalkmaz!

Üstelik Bursa Şehir Hastanesi’nde fizik tedavi yatağı kapasitesinin yaklaşık 75 olduğu, Yüksek İhtisas Hastanesin de ise 35 yatak kapasitesi bulunuyor…Askeri hastanenin kapanmasıyla nasıl bir tablonun ortaya çıkacağı şimdiden görülebiliyor…

Bursa’nın nüfusu artıyor, çevre illerden gelen hasta sayısı da az değil. Böyle bir tabloda fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin kapasitesini daraltmak, akılcı bir planlama mı, yoksa yeni sorunlara kapı aralamak mı?

Bunun cevabını yetkililer vermeli.

Yanlış anlaşılmasın; Ali Osman Sönmez Hastanesi açılsın, sağlık hizmetleri gelişsin, vatandaşımız daha modern şartlarda tedavi olsun. Buna kimsenin itirazı yok.

Ancak bir tarafta yeni hastane açarken diğer tarafta yıllardır hizmet veren bir merkezin imkânlarını azaltıyorsanız, hesabı kitabı iyi yapmak zorundasınız.

Çünkü fizik tedavi, “Bugün gelemedim, yarın giderim” denilecek bir hizmet değil. Özellikle felçli hastalar için tedavinin sürekliliği hayati önem taşıyor. Bir insanın yeniden yürüyebilmesi, elini kullanabilmesi, kendi ihtiyacını karşılayabilmesi bazen aylar süren bir mücadelenin sonucudur.

Şimdi bu insanlara yeterli yatak ve tedavi imkânı sunamazsanız ne olacak? Özel hastanelerin kapısını mı göstereceksiniz? Her vatandaşın özel sağlık kuruluşlarında tedavi olacak maddi gücü var mı?

Devletin sağlık hizmeti, tam da vatandaşın kendi imkânlarıyla karşılayamayacağı ihtiyaçlarda önem kazanır.

Bir de işin ekonomik boyutu var. Yeni bir hastane yapmak elbette kıymetlidir. Fakat mevcut bir sağlık kurumunun yetişmiş personelini, donanımını ve hizmet kapasitesini korumak da en az yeni bina yapmak kadar önemlidir. Sağlıkta başarı, sadece kaç hastane açtığınızla değil, vatandaşın ihtiyacı olan hizmete ne kadar kolay ulaşabildiğiyle ölçülür.

Tasarruf yapılacaksa hastanın yatağından değil, yanlış planlamadan yapılsın!

Yetkililere çağrımız açık… İlker Çelikcan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi’nin taşınmasıyla ortaya çıkacak kapasite kaybı yeniden değerlendirilmeli. Bursa’nın ve çevre illerin ihtiyacı masaya yatırılmalı. Yatak sayısı, ayaktan tedavi kapasitesi, personel ve rehabilitasyon hizmetleri konusunda kamuoyuna açık bir açıklama yapılmalı.

Eğer yeni hastanede aynı hizmetler aynı ölçekte sürdürülebilecekse bunu rakamlarla ortaya koyun, vatandaş da rahatlasın. Ama kapasite azalacaksa bu karar yeniden gözden geçirilsin.

Unutmayalım; sağlık hizmeti bir binadan ibaret değildir. İçinde doktoru, fizyoterapisti, hemşiresi, cihazı ve en önemlisi hastası vardır.

Bursa’ya yeni bir sağlık kompleksi kazandırmak güzel iştir. Ancak bu yatırımın başka bir sağlık hizmetini zayıflatmasına da göz yumulmamalıdır.

Şunu ifade etmek istiyorum; Hastaneyi büyütürken hizmeti küçültmeyelim. Yeni kapılar açarken hastaları başka kapılarda sıra beklemeye mahkûm etmeyelim.

Çünkü mesele yalnızca yatak sayısı değil; mesele, yeniden ayağa kalkmaya çalışan insanların umududur.

Sağlıkta başarı, sadece hastane açmakla değil, hastanın derdine derman olmakla ölçülür…

Fazla söze ne hacet…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.