Bursa’da son günlerde iyiden iyiye yükselen “fikri hareketlilik” var desek abartmış olmayız. Bunun son örneklerinden biri de Yeni Dünya Vakfı Bursa Şubesi’nden geldi. Şube Başkanı Tahsin Kara ve yöneticiler adeta “konferans üstüne konferans” diyerek tempoyu yükseltmiş durumda.
Önce Doç.Dr Turgay Yerlikaya ile “tahrirden bugüne dijitalleşen meydanlar ve sarsılan rejimler” konuşuldu. Daha bu tartışmanın tozu dumanı dağılmadan, bu kez sahneye eski istihbaratçı, uluslararası ilişkiler uzmanı Doç.Dr Ali Burak Darıcılı çıktı. Mekan da Bursa’nın kültür damarlarından biri olan Ördekli Kültür Merkezi.
Darıcalı’nın anlattıkları öyle “hafif bir akşam sohbeti” tadında değildi. Daha çok, Netflix’te yeni sezonu çıkmış bir politik gerilim dizisinin canlı yayını gibiydi. Ortadoğu’dan girip küresel güç dengelerinden çıktı. ABD’nin petrol üzerinden kurmak istediği hâkimiyeti anlatırken aslında meselenin sadece enerji değil, “kontrol” olduğunu net biçimde ortaya koydu.
“Petrolü kontrol eden, oyunu kontrol eder” dedi desek, yanlış olmaz.
İşin içine Çin ve Rusya girince tablo daha da netleşiyor. ABD’nin enerji üzerinden fiyatları belirleme isteği, doğrudan bu iki aktörün aleyhine bir hamle. Yani mesele sadece varil hesabı değil, küresel satranç tahtasında hamle üstünlüğü.
ABD,İsrail-İran gerilimine dair yaptığı yorum ise ayrı bir başlıktı:
“Bu savaşın kazananı yok” dedi.
Ama ekledi: İran’ın nükleer programı geriletildi, bitirilmedi.
Yani özetle; yangın söndürülmüş değil, sadece harlanması geciktirilmiş.
Darıcılı’nın en dikkat çekici uyarılarından biri ise enerji üzerinden geldi. Venezuela örneğiyle yaptığı çıkış aslında hepimize bir ders niteliğindeydi:
“Üzerine oturduğunuz zenginliği yönetemezseniz, o zenginlik sizi yönetir.”
Bu cümleyi bir kenara not etmekte fayda var. Hatta mümkünse buzdolabının üzerine mıknatısla tutturun.
Türkiye’ye dair söyledikleri ise salondaki herkesin dikkatini iki kat artırdı. “Akıllı olan Türkiye ile iyi geçinir” derken aslında diplomasi literatürünü tek cümlede özetledi. Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada sadece “oyun kurucu” değil aynı zamanda “oyun bozucu” güce sahip olduğunu ima etti...
Bu da şu demek:
Türkiye ile iyi geçinmek kazandırır, aksi ise baş ağrıtır.
Konferansın ardından gelen soru-cevap bölümünde ise işin mutfağına dair detaylar paylaşıldı. İstihbarat dünyasının nasıl işlediği, operasyonların nasıl yürütüldüğü… Açıkçası insanın aklına şu geliyor: “Biz günlük hayatta trafikte yol bulamazken, adamlar dünyayı yönetiyor!”
Doç. Dr Ali Burak Darıcılı’nın “Türkiye ve Dünyada İstihbarat Operasyonları” adlı kitabı da bu gizli dünyanın kapısını aralıyor. Okurken kendinizi bir romanın içinde hissediyorsunuz ama fark şu: Bu hikayelerin tamamı gerçek.
Gecenin sonunda bende kalan duygu ise oldukça netti:
Savunma sanayi, dijitalleşme, istihbarat… Bunlar artık “lüks” değil, doğrudan beka meselesi.
Ve açık konuşayım; o salondan çıkarken insanın içinden şu cümle geçiyor:
“Bu işler ciddi… Ama iyi ki de biz de artık ciddiye alıyoruz.” Ve ülkemle bir kez daha gurur duyuyorum…
Son sözümüzde şu olsun;
Teşekkürler Yeni Dünya Vakfı Bursa Şubesi…
Teşekkürler Tahsin Kara…
Bursa’da sadece bina değil, fikir de yükseliyor. Ve belli ki bu daha başlangıç.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ercan Akyıldız
Yenidünya’da istihbarat…
Bursa’da son günlerde iyiden iyiye yükselen “fikri hareketlilik” var desek abartmış olmayız. Bunun son örneklerinden biri de Yeni Dünya Vakfı Bursa Şubesi’nden geldi. Şube Başkanı Tahsin Kara ve yöneticiler adeta “konferans üstüne konferans” diyerek tempoyu yükseltmiş durumda.
Önce Doç.Dr Turgay Yerlikaya ile “tahrirden bugüne dijitalleşen meydanlar ve sarsılan rejimler” konuşuldu. Daha bu tartışmanın tozu dumanı dağılmadan, bu kez sahneye eski istihbaratçı, uluslararası ilişkiler uzmanı Doç.Dr Ali Burak Darıcılı çıktı. Mekan da Bursa’nın kültür damarlarından biri olan Ördekli Kültür Merkezi.
Darıcalı’nın anlattıkları öyle “hafif bir akşam sohbeti” tadında değildi. Daha çok, Netflix’te yeni sezonu çıkmış bir politik gerilim dizisinin canlı yayını gibiydi. Ortadoğu’dan girip küresel güç dengelerinden çıktı. ABD’nin petrol üzerinden kurmak istediği hâkimiyeti anlatırken aslında meselenin sadece enerji değil, “kontrol” olduğunu net biçimde ortaya koydu.
“Petrolü kontrol eden, oyunu kontrol eder” dedi desek, yanlış olmaz.
İşin içine Çin ve Rusya girince tablo daha da netleşiyor. ABD’nin enerji üzerinden fiyatları belirleme isteği, doğrudan bu iki aktörün aleyhine bir hamle. Yani mesele sadece varil hesabı değil, küresel satranç tahtasında hamle üstünlüğü.
ABD,İsrail-İran gerilimine dair yaptığı yorum ise ayrı bir başlıktı:
“Bu savaşın kazananı yok” dedi.
Ama ekledi: İran’ın nükleer programı geriletildi, bitirilmedi.
Yani özetle; yangın söndürülmüş değil, sadece harlanması geciktirilmiş.
Darıcılı’nın en dikkat çekici uyarılarından biri ise enerji üzerinden geldi. Venezuela örneğiyle yaptığı çıkış aslında hepimize bir ders niteliğindeydi:
“Üzerine oturduğunuz zenginliği yönetemezseniz, o zenginlik sizi yönetir.”
Bu cümleyi bir kenara not etmekte fayda var. Hatta mümkünse buzdolabının üzerine mıknatısla tutturun.
Türkiye’ye dair söyledikleri ise salondaki herkesin dikkatini iki kat artırdı. “Akıllı olan Türkiye ile iyi geçinir” derken aslında diplomasi literatürünü tek cümlede özetledi. Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada sadece “oyun kurucu” değil aynı zamanda “oyun bozucu” güce sahip olduğunu ima etti...
Bu da şu demek:
Türkiye ile iyi geçinmek kazandırır, aksi ise baş ağrıtır.
Konferansın ardından gelen soru-cevap bölümünde ise işin mutfağına dair detaylar paylaşıldı. İstihbarat dünyasının nasıl işlediği, operasyonların nasıl yürütüldüğü… Açıkçası insanın aklına şu geliyor: “Biz günlük hayatta trafikte yol bulamazken, adamlar dünyayı yönetiyor!”
Doç. Dr Ali Burak Darıcılı’nın “Türkiye ve Dünyada İstihbarat Operasyonları” adlı kitabı da bu gizli dünyanın kapısını aralıyor. Okurken kendinizi bir romanın içinde hissediyorsunuz ama fark şu: Bu hikayelerin tamamı gerçek.
Gecenin sonunda bende kalan duygu ise oldukça netti:
Savunma sanayi, dijitalleşme, istihbarat… Bunlar artık “lüks” değil, doğrudan beka meselesi.
Ve açık konuşayım; o salondan çıkarken insanın içinden şu cümle geçiyor:
“Bu işler ciddi… Ama iyi ki de biz de artık ciddiye alıyoruz.” Ve ülkemle bir kez daha gurur duyuyorum…
Son sözümüzde şu olsun;
Teşekkürler Yeni Dünya Vakfı Bursa Şubesi…
Teşekkürler Tahsin Kara…
Bursa’da sadece bina değil, fikir de yükseliyor. Ve belli ki bu daha başlangıç.